Edirne’de faaliyet gösteren eğitim sendikalarının temsilciler, TBMM’de tekrardan görüşülmeye başlanacak olan Öğretmenlik Meslek Kanunu (ÖMK) taslağına karşı ortak ses yükselterek basın açıklaması yaptı. Yapılan açıklamada, yasa taslağının hazırlanırken eğitim bileşenlerinin görüşlerinin alınmayarak görmezden gelindiğine dikkat çeklierek; "Öğretmenlik mesleği gibi 17 milyonu aşkın öğrencinin eğitim hakkını ve bir milyonun üzerindeki öğretmenin mesleğini, çalışma koşullarını, ekonomik ve özlük haklarını böylesine sığ ve dar bir çerçevede düzenlemekte ısrar etmek doğru değildir. MEB gerçek bir meslek kanunu hazırlamak istiyorsa ILO ve UNESCO ortak belgesi olan; ‘Öğretmenlerin Statüsü Tavsiyesi’ metni esas alınmalıdır. Sadece öğretmenlerin değil tüm eğitim emekçilerinin ekonomik, demokratik, özlük haklarını iyileştirmek amaçlanmalı, mevcut hakları koruyan, eşit işe eşit ücret ilkesine dayanan, adil ve kapsayıcı bir meslek kanunu hazırlanmalıdır” ifadelerini kullanıldı.
Bugün Saraçlar Caddesi’nde gerçekleştirilen basın açıklaması; Eğitim İş Edirne Şubesi, Eğitim Sen Edirne Şubesi, Tüm Eğitim Çalışanları Sendikası ve Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası ortaklığında yapıldı.
'ELEŞTRİ VE ÖNERİLERİMİZ GÖRMEZDEN GELİNDİ’
Eğitim İş Edirne Şube Başkanı Nedim Zobar ve Eğitim Sen Edirne Şube Başkanı Ahmet Acet'in okuduğu ortak açıklamada, MEB'in ÖMK'yı eğitimin bileşenlerinin görüşlerini almadan masa başında hazırladığına belirtildi. Açıklamada, "Eğitimin ana bileşenlerinden birisi olan eğitim ve bilim emekçilerini yok sayan, taleplerine ısrarla kulak tıkayan MEB, sürecin başından bu yana bildiğini okumaya devam etmeyi sürdürmektedir. Eğitim sendikalarının, halen görevde olan ve atama bekleyen bir milyonu aşkın öğretmenin taleplerini yok sayan ÖMK’ye yönelik eleştiri ve önerilerimizin ısrarla görmezden gelinmesi bizler açısından kabul edilemez bir durumdur" ifadelerine yer verildi.
‘ÖĞRETMENLİK SÜRECİ, GÜVENSİZ BİR HALE GETİRİLDİ’
ÖMK'nın tekrardan TBMM gündemine geleceğinin ifade edildiği açıklamada; "Bugün burada Öğretmenlik Mesleği Kanunu teklifi ile ilgili itirazlarımızı sizlerle paylaşmak için toplandık. Bu teklif, öğretmenlerin mesleki haklarını güvence altına almak bir yana, bizi daha da zor şartlar altına sürükleyecek hükümler içermektedir. Bu kanun teklifi, öğretmenlik mesleğini tanımlamıyor; bir meslek kanunu niteliği taşımıyor. Öğretmenliğin temel özellikleri, görev ve sorumluluklar, mesleki haklar, sosyal haklar, örgütlenme özgürlükleri gibi konular hiçbir şekilde kapsamda yer almıyor. Daha önce Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen hükümler yeniden düzenlenmeden teklifte yer alıyor. Özellikle aday öğretmenlik süreci, bu sefer hazırlık eğitimi adı altında güvencesiz bir hale getirilmiştir" denildi.
‘ÖĞRETMENLİĞİN NİTELİĞİNİ DÜŞÜRECEKTİR’
Ücret düzenlemesinin meslek kıdemi esas alınarak yapıldığını ve tüm öğretmenlere unvan şartı aranmaksızın verilmesi gerektiğinin altı çizilen açıklamada şu ifadeler kullanıldı;
"Kanun teklifine göre Millî Eğitim Bakanlığı başarılı, eğitim fakülteleri ise başarısız olarak gösterilmektedir. Bu gerçek dışı bir iddiadır ve öğretmen yetiştiren kurumların itibarını zedelemektedir. Kanun teklifi, öğretmenleri otoriteye uygun şekilde seçmeyi amaçlamaktadır. Bu anlayış, öğretmenleri güçlendirmeyi değil, tam tersine zayıflatmayı hedeflemektedir. Sözleşmeli, ücretli öğretmenlik gibi güvencesiz istihdam biçimleri bu kanun teklifiyle daha da yaygınlaştırılmakta, hazırlık eğitimi adı altında yeni bir güvencesizlik basamağı eklenmektedir. Kanun teklifi, öğretmen yetiştirme sürecinde ciddi bir değişimi içeriyor. Öğretmenlik lisans eğitimi üzerine kısa süreli bir eğitimle mesleği kazanma öngörülüyor, bu da öğretmenliğin niteliğini düşürecektir. Bu kanun teklifinde öğretmenin hakları yoktur. Görev ve sorumluluklar detaylandırılırken, öğretmenin sosyal hakları, kürsü dokunulmazlığı, dinlenme ve tatil hakları gibi konular yok sayılmıştır.
‘DİPLOMA ESASTIR, BAŞKA BİR YAPIYA İHTİYAÇ YOKTUR’
Öğretmenlik, öğretmen yetiştiren kurumlarda edinilen beceri ve bilgiye dayalı bir uzmanlık mesleğidir. Öğretmenlik mesleğini, sadece MEB’in belirleyeceği hazırlık eğitimine dayandıran bu anlayışı reddediyoruz. Bu gerekçelerle bizler eğitim alanında örgütlü sendikalar olarak, yeniden TBMM gündemine getirilecek olan kanun teklifine itiraz ediyoruz. Kıdem yılına göre tüm öğretmenlere ödemeler yapılmalı, bu ödemeler emekliliğe yansıtılmalıdır. Öğretmenlik diploması esastır, başka bir yapıya ihtiyaç yoktur. Öğretmenler kanunda belirtilen asli görevlerini yapmalı, kanunlarda açıkça yazdığı gibi okullarda öğretmenler dışında hiçkimse eğitim öğretim hizmeti vermemelidir. Haklarımızı kısıtlayan ve bizleri keyfi ceza uygulamalarıyla baş başa bırakacak olan her türlü düzenlemeye karşıyız. Taban maaş yasasıyla, kamu-özel farkı ortadan kaldırılmalıdır. Ücretli, sözleşmeli değil, kadrolu ve güvenceli istihdam sağlanmalıdır. Bu teklif, sadece görev ve sorumluluklardan bahsederken, öğretmenin haklarını ve taleplerini görmezden geliyor."
'MESLEK KANUNU OLMAKTAN ÇOK UZAK BİR DÜZENLEME’
Yapılan açıklama, ÖMK'nın gerek hazırlanış biçimi gerekse sınırlı içeriği açısından meslek kanunu olmaktan çok uzak olduğu vurgulanarak şu şekilde sonlandı; "Öğretmenlik mesleği gibi 17 milyonu aşkın öğrencinin eğitim hakkını ve bir milyonun üzerindeki öğretmenin mesleğini, çalışma koşullarını, ekonomik ve özlük haklarını böylesine sığ ve dar bir çerçevede düzenlemekte ısrar etmek doğru değildir. MEB gerçek bir meslek kanunu hazırlamak istiyorsa ILO ve UNESCO ortak belgesi olan; ‘Öğretmenlerin Statüsü Tavsiyesi’ metni esas alınmalıdır. Sadece öğretmenlerin değil tüm eğitim emekçilerinin ekonomik, demokratik, özlük haklarını iyileştirmek amaçlanmalı, mevcut hakları koruyan, eşit işe eşit ücret ilkesine dayanan, adil ve kapsayıcı bir meslek kanunu hazırlanmalıdır. Siyasi iktidar ve Millî Eğitim Bakanlığı sesimizi duymalı, taleplerimize kulak vermelidir.”
Adem Batuhan SEVER