Türkiye’nin çeltik ihtiyacının büyük kısmını karşılayan Edirne’de, su krizi büyüyor. Tunca Nehri’ndeki debi 2 metreküp/saniyeye inerken, üretici destek ve çözüm bekliyor. Edirne Merkeze bağlı Büyükdöllük köyü üreticilerinden Emre Eker, önümüzdeki 15 günlük süreçte çeltiklerin suya kavuşamadığı takdirde kuruyacaklarının altını çizerek; “Ürünlerimize su veremiyoruz. Bu ürünlerin 100-120 gün su içinde kalması gerekiyor. Su olmadığı zaman verim kaybı yaşıyoruz, ürünlerimiz kuruyor, mahvolmaya başlıyor. Bir 15 gün daha suyumuz gelmezse ürünlerimiz kuruyacak” dedi.
Türkiye’nin çeltik üretiminin yüzde 40’ını karşılayarak ilk sırada yer alan Edirne’de, tarım arazilerinin sulama kaynağı olan Tunca Nehri, kuraklık nedeniyle kritik seviyeye indi. Nehirde debi 2 metreküp/saniyeye kadar düştü, bazı bölgelerde ise tamamen kurudu. Üreticiler, çeltiklerin 10-15 gün içinde suya kavuşmaması durumunda ürünlerin kuruyacağını söylüyor. Kentte kontrollü sulama uygulaması başlatılırken, gözler Bulgaristan’dan gelecek suya çevrildi.
KURAKLIK ÇELTİĞİ VURDU, SU KALMADI
İklim değişikliğinin etkisiyle son yıllarda yaz aylarında artan sıcaklık ve yetersiz yağış, Edirne’de bu yıl da tarımı vurdu. Mayıs ayında tarlalarına çeltik eken üretici, Temmuz sonuna yaklaşılırken sulama kriziyle karşı karşıya kaldı. Kış yağışlarının yetersiz olmasıyla başlayan kuraklık, yazın da devam edince Tunca Nehri’nin debisi ciddi şekilde düştü. Nehrin bazı noktaları tamamen kurudu.
VALİLİKTEN KONTROLLÜ SULAMA KARARI
Nehirdeki su seviyesinin kritik düzeye inmesi üzerine Edirne Valiliği, çeltik üreticilerinin su ihtiyacını karşılamak için kontrollü sulama uygulamasına geçti. Bu kapsamda Gölbaba Mevkii ile Suakacağı Köyü arasındaki tüm sulama pompaları sabah 08.00 ile akşam 16.00 arasında kapatılıyor. Amaç, suyun daha uzun süre yetmesini sağlamak.
"10-15 GÜN SU GELMEZSE ÜRÜNLER KURUYACAK"
Edirne merkeze bağlı Büyükdöllük Köyü’nde üreticilik yapan Emre Eker, çeltiklerin 40-50 günlük olduğunu belirterek, su krizi nedeniyle ürünlerinin tehlikede olduğunu söyledi. Eker; “Çeltiklerimizi ektik Mayıs ayında. Şu zamana kadar suyumuz vardı. Sulamamızı gerçekleştirdik. Çeltiklerimiz 40-50 günlük oldular. Tunca Nehri şu an kuruduğu için çeltiklerimize su veremiyoruz ve yerlerimiz kurumaya başladı. Eğer 10-15 gün daha su veremezsek ürünlerimiz telef olmaya başlayacak. Geçen yıl da aynı şekilde kuraklık oldu. Bayağı bir kaybımız oldu. Ürün kaybı ve verim kaybı olmak üzere zor duruma düştük. Şu an devletimizden Tunca Nehri'ne su salınmasını bekliyoruz. Biz yapmamız gerekeni yaptık, ürünümüzü çıkardık ama şu an suyumuz yok. Ürünlerimize su veremiyoruz. Bu ürünlerin 100-120 gün su içinde kalması gerekiyor. Su olmadığı zaman verim kaybı yaşıyoruz, ürünlerimiz kuruyor, mahvolmaya başlıyor. Bir 15 gün daha suyumuz gelmezse ürünlerimiz kuruyacak. Bulgaristan'dan su bekliyoruz” dedi.
"BARAJ YOK, UMUT BULGARİSTAN’DA"
Eker, çözümün baraj yatırımlarından geçtiğini söyledi. Eker; “Aşağı doğru cezaevine kadar Tunca Nehri'nden suyun inmesini bekliyoruz. Kademeli olarak sulama yapılacak. 2-3 gün zamanımız var. Doldurabildiğimiz kadar yerlerimizi dolduracağız. Bu şekilde sezonumuzu geçirmeye çalışacağız. Geçen yıl da aynı şeyleri yaşadık. 2 metreküp bize yetmiyor. Tabii azalan ekilişler var. Şu zamana kadar geldik, 2 – 3 metreküple ama şu an çeltiklerin en çok su istediği zaman olduğu için önlem almamız gerekiyor. Ya yatağın içinde bazı önlemler almamız gerekiyor, ya da ülkemizin bir barajını bitirmesi gerekiyor. Bu başlanan Çömlek Köy Barajı’nın mesela bitmesi gerekiyor. Çünkü bizim ülkemizde baraj olmadığı zaman suyu toplamaya bir yerimiz olmadığından Bulgaristan'dan gelen suyla bu kadar oluyor. Şu an karamsar durumundayız. Ne yaşayacağımızı da bilmiyoruz” şeklinde konuştu.
"KÂR EDEMİYORUZ, AYAKTA KALMAK ZORLAŞIYOR"
Üretici Emre Eker, geçen yıl da ciddi kayıplar yaşadıklarını ve bu yıl da aynı tablonun tekrarlanmasından endişe ettiklerini dile getirdi. Eker; “Su gelmezse dediğim gibi, hiçbir şey yapamıyoruz, kuruyor. Verim alamıyoruz, mal biçemiyoruz, zarar ediyoruz. Geçen yıl da aynı şekilde verim kaybımız oldu. Kuruyan yerlerimiz oldu. Valiliğimizin aldığı önlemler var. Onun sayesinde belli bir miktarda mal biçebildik. Geçen yılı bir şekilde kar-zarar kapatabildik ama kar edemiyoruz. Geçen yıl 100 dönüme yakın yerimiz kurudu, kül oldu. 400 kilo aşağı yukarı bir mal biçebildik. Bu yıl yine su bitti, kurumaya başladı. Kademeli sulamayla bu şekilde devam ederse belki verim alırız. Devamlı su veremeyeceğiz. Bize belki 10-15 günde bir 1-2 gün su gelecek daha sonra su yine kesilecek. Suyun arkası gelmiyor. Bulgaristan'dan gelen debi iki metreküp hiçbirimize yetmiyor” diye konuştu.
"HAFTADA BİR ISLANMAYA BİLE RAZIYIZ"
Merkez ilçeye bağlı Değirmenyeni Köyü’nden çeltik üreticisi Sami Bozkoç da, ürünlerin gelişimini tamamlayabilmesi için acil suya ihtiyaç olduğunu söyledi. Bozkoç; “Burada 35 gün boyunca haftada bir kere ıslansa bu sahalarımız hasadın sonuna gelinir. Trakya'nın çeltiğin ilk ekiliş tarihleri Mayıs'ın başı. Mayıs'ın birinden sonra 20’sine kadar ekilişler var. Şimdi 60 günlük olanlar var, 80 günlük olanlar var. 60 günlük olanlara daha bayağı bir su ihtiyacı var. Yeter ki gelsin, haftada bir kere yerler ıslansa biz buna da razıyız artık ama yukarılardaki pompaların durması lazım. Yukarıdaki pompa paylaşmayı bilmedikçe, biz burada yok oluruz ama paylaşırlarsa bu suyu bizimle, biz de onlarla beraber zararımızı hafifletmiş oluruz” ifadelerini kullandı.
"TOPRAK KURURSA SU VERMENİN FAYDASI KALMIYOR"
Bozkoç, önümüzdeki 10-15 günün kritik olduğunu vurgulayarak; “10-15 gün su gelmezse, toprak bir kere kurumaya çekildi mi ondan sonra su vermenin de bir anlamı hiç yok. Verilen suyu da bir daha kaldırmaz yani. Geçen sene 450 kilo pirinç biçtim. 300 kilo biçen komşularımız vardı. Bu yıl da aynısı olursa maliyetimizi hiç kurtarmaz. Nasıl ailemize, evimize yemek, ekmek götüreceğiz? Götürme şansımız yok. Şu anda verim kaybı yok. Bu alanlar ıslanırsa verim çok güzel olacak ama burada 10 gün ne olur? Bilemiyoruz. Allah biliyor ne göstereceğini. Su gelmezse hani artık Bulgar'a bakacağız su salsın diye” açıklamasını yaptı.
AYÇİÇEĞİNDE KARAMSAR TABLO
Diğer yandan Türkiye’nin en büyük yağlık ayçiçeği üretim merkezlerinden Edirne’de, iklim değişikliği nedeniyle yaşanan kuraklık, ayçiçeği tarlalarını kuruma noktasına getirdi. Yüksek sıcaklık ve yağışsız geçen yaz aylarıyla birlikte, Tunca ve Meriç nehirlerinde su seviyesi kritik düzeye inerken, ayçiçeği üreticisi erken hasada hazırlanıyor. Edirne Ziraat Odası Başkanı Hüseyin Arabacı, bu yıl 15 Ağustos’ta başlaması beklenen hasadın, kuraklık nedeniyle daha erken başlayacağını, ancak verimin geçen yılın da altında kalacağını söyledi.
“İKİ YILDIR KIŞ YAĞIŞLARI YETERSİZ”
Edirne’de son iki yıldır kış yağışlarının toprağın alt katmanlarını besleyecek seviyeye ulaşmadığını vurgulayan Arabacı; “Geçtiğimiz yıl kış döneminde çok yeterli yağış olmamıştı. Bu yıl yine kış döneminde çok yeterli yağış olmadı. Toprak doyuma oluşacak seviyede bir yağış olmadı. Evet, yağış aldık mı aldık ama toprağın belli bir seviyesine kadar tav oluştu. Toprağın alt kısmı kuru tabaka kaldı. Yani biliyorsunuz ki ayçiçeği de kazık köklü bir bitkidir. Yani aşağıya kök salar. Altta su olduğu takdirde kurak da geçse yaz döneminde çok yağış olmasa da alttaki tavla beslenir ve bir nebze olsun verim verir. Doğal olarak kış yağışının önemi bu yüzden çok önemli. Ama maalesef 2 yıldır bu kış yağışlarını yeterli seviyede alamıyoruz” dedi.
“DIŞA BAĞIMLILIĞIMIZ DAHA DA ARTACAK”
Kuraklık nedeniyle ayçiçeği tarlalarının erken olgunlaştığını ifade eden Arabacı, “Sonrasında da çok yeterli yağış olmadı. Yani haziran ayında sadece hafif bir yağış aldık. O da lokal, belli köylerde oldu. Onun haricinde birçok yerde yağış alamadık. O yüzden de kış yağışı yeterli olmayınca, yağışlar biraz ara verince ayçiçeğin de kafa yapısı çok ufak kaldı. Dolayısıyla bu yıl geçtiğimiz yıl aldığımız verimi de alamayacağımız düşüncesine varıyoruz. Genel olarak baktığımızda yağışların çok yeterli gelmemesi ve şu an kafa yapısına da baktığımızda çok tatmin edici bir verim olacağını düşünmüyoruz. Çiçeklenme döneminden sonra hiç yağış almadı ayçiçeği. Yani en azından o dönemde kafa yapısı ufak da olsa çiçeklenme döneminden sonra bir yağış alsaydık tane besleme açısından faydası olurdu. Yani bir nebze olsun yine kafa yapısı ufak da olsa içini güzel doldurur, biraz olsun verimi etkilerdi. Ama maalesef ki bu yıl onu da alamadık” diye konuştu.
“KURAKLIK DESTEĞİ ŞART”
Ayçiçeği üreticisinin art arda iki yıl zarar ettiğine dikkat çeken Arabacı, ek destek talep etti. Arabacı; “Hasada az bir süre kaldı. Biliyorsunuz ki ağustosun 15’i gibi bizim Edirne bölgesinde ayçiçeği hasadı başlar. Ama bu yıl görüyorum ki erken ekilen ayçiçeklerimiz bayağı olgunlaşmaya başladı. Yani ben ağustosun 15'ini bulmayacağını düşünüyorum. Bazı bölgelerde hasat biraz daha erken başlar. Kırklareli’ye bağlı Lüleburgaz ve Babaeski taraflarında neredeyse 1 hafta 10 gün içinde biçilecek seviyeye gelmiş, ayçiçekleri kurumuş. Yani hiç biçilmeyecek tarlalar var o bölgede de. O yüzden Trakya'da kuraklık var, sadece Edirne’de değil. Biliyorsunuz Edirne ve Tekirdağ olarak üretimde birinci ve ikinci sırada olan illeriz. Yani bu da ne demek? Türkiye'nin ayçiçeğinin merkezi demek Trakya. Buralar da böyle olunca, biliyorsunuz ayçiçeğinde dışa bağımlı bir ülkeyiz. Dışa bağımlılığımız biraz daha artacak anlamına geliyor. “Ayçiçeği dedik, kuraklık dedik. Tablo ortada, ayçiçeğin kafası yapısı belli. Bunun verebileceği verim de 100-150 verme şansı yok. O yüzden bu yıl yine kötü bir sene. Biliyorsunuz bakanlığımız dekara destek veriyor bu yıl. Önceki gibi faturaya destek dönemi bitti. Bu kuraklık döneminde biz zaten dekara destek sistemini destekledik. Bu destek tablosundan şikayetçi değiliz ama devreye kuraklık da girince bu destekler çok düşük kalıyor. Zaten maliyetlerimiz çok yüksek. Bu yıl yine zarar edeceğiz. Bir üreticinin 2 yıl üst üste zarar etme lüksü yok. Tarımdaki sürdürülebilirliğin devam etmesi, üreticilerimizin ailesinin geçimini sağlaması için ekstra bir kuraklık desteği planlaması gerekiyor. Bu anlamda desteklenmeye çok ihtiyacı var” ifadelerini kullandı.
“HASAT TAKVİMİ KARIŞTI”
Kent merkezinde üretim yapan çiftçilerden İsmail Sancakçavuşu da kuraklık nedeniyle buğday ve ayçiçeği hasat tarihlerinin neredeyse çakıştığını söyledi. Sancakçavuşu; “Bunları ekerken yine umutluyduk. Bu senenin daha iyi olacağını umut ediyorduk ama baktığımızda bugün daha bir hafta önce buğday hasadını bitirdik. Hatta biçilmeyen yerler böyle kaldığı halde ayçiçeklerimiz biçilecek hale geldi. Normalde buğdayla ayçiçeği hasadında 1 ay, 1,5 ay bir zaman olurdu. O kadar şiddetli bir kuraklık halindeyiz ki, ‘Biçerdöverliklerimiz buğday mı, ayçiçeği mi biçecek’ diye düşünmeye başladık. Şu an ticaret borsasında hala biçilmiş buğdaylar satılırken ilk defa ayçiçeği geldi onunla beraber. Yani halimiz bu. Tarihler karıştı. Hasat tarihleri birbirine çok yaklaştı. Daha neler bizi bekliyor? Bilmiyoruz” şeklinde konuştu.
“AYÇİÇEĞİ SADECE KURUDU, GERÇEKTE OLGUNLAŞMADI”
Ayçiçeklerinin sıcaklık ve kuraklıktan dolayı erken hasat seviyesine geldiğini, ancak aslında olgunlaşmadığını ifade eden Sancakçavuşu; “Şu an ayçiçeklerinin bu halde olması yüzde 100 kuraklık. Biz ayçiçeğini kışın daha erken dönemleri alıp da ekmeye başlıyorduk, kış yağışlarından biraz daha faydalanalım diye. Bu sebepten biraz daha hasat geriye çekiliyordu. Fakat hasat tarihimiz yine 20 Ağustos’a kadar uzayabiliyordu. Ayçiçeği kendini döllüyordu, boyuna, kendi genetiğine ulaşıyordu. Fakat biz ne kadar erken eksek de temmuz sıcaklığının çok yüksek olması ayçiçeğinin kendini dölleme ya da kendi yaşam faaliyetlerini geliştirme durumunda hiçbir olanak vermiyor ve şu an halimiz bu. Ayçiçeğinin normalde ortalarında da tane olması gerekirken sıcaklıktan dolayı, kuraklıktan dolayı ayçiçeği kendini bırakıyor, salıyor ve hasat edilecek haldeymiş gibi gösteriyor. Aslında ayçiçeği şu an olmadı. Sadece susuzluktan dolayı öldü” açıklamasını yaptı.
Adem Batuhan SEVER