Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın TOKİ ve Emlak Konut iş birliğiyle hayata geçirdiği, ‘gayrimenkul sertifikası’ modeliyle yatırımcılara küçük bütçelerle konut projesine ortak olma imkanı tanıyacak. Vatandaşların, her biri 7,59 kuruştan sertifika alarak projelere ortak olmasını öngören sistemle ilgili değerlendirmede bulunan Edirne İnşaat ve Sanatkarlar Esnaf Odası Başkan Vekili Yüksel Meriç, söz konusu modelin umut vadetse de yüksek konut fiyatları karşısında yetersiz kaldığını vurguladı. Modelin, dar gelirli vatandaşların konut alabilmesinin önünü açmasının zor olduğunu belirten Meriç; “Vatandaş ortada bina yokken sisteme para yatırıyor, ama bu para onu konut sahibi yapmaya yetmeyebilir. Bugünkü fiyatlarla bu sertifikalarla ev almak neredeyse imkânsız. Yeni model konut yarasına merhem değil” dedi.
TOKİ ve Emlak Konut iş birliğiyle İstanbul Başakşehir’de hayata geçirilecek Damla Kent Evleri Projesi, Türkiye’de gayrimenkul finansmanında yeni bir dönemin kapılarını aralıyor. Projenin tamamı, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) denetiminde işlem görecek gayrimenkul sertifikalarıyla halka arz edilecek. Böylece vatandaşlar, bütçeleri ölçüsünde küçük tutarlarla konut projesine ortak olabilecek. Her sertifika 7 lira 59 kuruş olarak belirlenirken, 48 ayda tamamlanması planlanan projede toplam 5 bin 325 konut üretilecek. İlk etapta 1540 konut için 4-8 Ağustos 2025 tarihleri arasında talep toplanacak, ardından 11 Ağustos’tan itibaren sertifikalar Borsa İstanbul’da işlem görmeye başlayacak. Söz konusu finansman modeli, isteyenin konut sahibi olmasını (Asli Edim), isteyenin ise projeden elde edilen gelirden pay almasını (Tali Edim) mümkün kılıyor. Asli ya da Tali Edim’i tercih etmeyenler ise sertifikaları hisse senedi gibi alıp satabilecek.
Yeni sistemle ilgili değerlendirmelerde bulunan Edirne İnşaat ve Sanatkarlar Esnaf Odası Başkan Vekili Yüksel Meriç, projenin düşük gelir grubu için umut vadettiğini ancak sistemin vatandaşları konut sahibi yapmaya yetmeyebileceğini söyledi.
Meriç, TOKİ’nin geçmiş yıllardaki uygun fiyatlı konut projelerinin artık dar gelirli vatandaşlar için erişilemez hale geldiğine dikkat çekerek; “Sevgili Devlet Bakanımızın açıklamasını dikkatle dinledik. TOKİ konutlarının fiyatları artık çok yükseldi. Bu yüzden vatandaşlarımız birebir konut satın almakta zorlanıyor. Devletimiz de bu soruna alternatif üretmek amacıyla yeni bir projeyi gündeme aldı. İlk etapta bu kapsamda Edirne’de bir uygulama yok, ancak büyük ihtimalle ilerleyen dönemde buraya da gelecektir” şeklinde konuştu.
‘İKİ ARADA BİR DEREDE KALINMIŞ DURUMDA’
Yeni modelin asgari ücretle geçinen vatandaşlara umut sunduğunu ancak bunun yeterli olmayabileceğini belirten Meriç; “Özellikle asgari ücretle çalışanlar için konuşuyorum. Bugün 5 bin, 7 bin 500 ya da 10 bin lira birikimi olan biri, bu sistemle bir hisse sahibi olabilecek. Ancak bu birikimle ileride bir konut sahibi olunabilir mi, bence yeterli değil. Bugün bir konutun ortalama fiyatı 4-6 milyon lira. Siz bugünden bir milyon, bir buçuk milyonluk hisse alsanız bile bu, size bir daire kazandırmayabilir. Bu nedenle bu sistemle insanların konut sahibi olabilmesi çok zor. Ama tabii vatandaşlarımız umutla bu sisteme dahil olacaktır. Çünkü başka çareleri yok. Bir umut, bir beklenti yaratılıyor. Bana sorarsanız, bir yönetici olarak bu proje bana çok akıllıca gelmiyor. Çünkü şu an geldiğimiz noktada konut sektöründe büyük bir sıkıntı var. Müteahhit satamıyor, vatandaş alamıyor. İki arada bir derede kalınmış durumda. Bu sıkışıklığı aşmak için daha farklı, daha uygun ve gerçekçi projeler geliştirilmesi gerekiyor” diye konuştu.
‘BUGÜN ALDIĞINIZ HİSSELERLE, KONUT FİYATINA ULAŞMAK MÜMKÜN DEĞİL
Meriç, sistemin borsa mantığıyla işlemesinin risk barındırdığını kaydederek; “Sistem aslında borsa mantığında işliyor. Vatandaşlar belirlenen birim fiyat üzerinden hisse alacak. Bu hisseler zamanla değer kazanabilir; tıpkı borsada olduğu gibi. Ancak bugün aldığınız hisselerle ileride bir konut fiyatına ulaşmak kolay olmayabilir. Yani 7,5 liradan aldığınız hisse belki 10 lira olur ama konut fiyatları da aynı oranda, hatta daha fazla artıyor. Ben 16 yıllık gayrimenkulcüyüm, bu süre zarfında konut fiyatlarının düştüğünü hiç görmedim. Belki eski dairelerde fiyat farklılıkları olabilir ama bu değer kaybı değil, yapının yıpranmasından kaynaklanır. O yüzden yatırım mantığıyla bakan biri için bu sistem, uzun vadeli bir beklentiye dönüşür. Ama o gün geldiğinde aldığınız hisselerin toplam değeri bir konuta ulaşır mı, çok şüpheli” açıklamasını yaptı.
‘SİSTEM GÜVEN VERMİYOR’
Vatandaşın, projenin ortada olmadığı bir aşamada yatırım yapmasının risk taşıdığını dile getiren Meriç, klasik konut satış modelinin daha sağlıklı olduğunu savundu. Meriç; “Şu anki sistemde vatandaş projeye daha ortada bina bile yokken yatırım yapıyor. Eskiden nasıldı? Müteahhit konutu yapar, anahtarı teslim eder, ondan sonra parasını alırdı. Bu çok daha sağlıklıydı. Şimdi ise proje başlamadan para toplanıyor, inşaat bu parayla yapılıyor. Bu sistem bana göre pek güven vermiyor. Çünkü vatandaşın yatırdığı parayla inşaat yapılırken, o kişi hâlâ hayal ettiği konuta ulaşamamış oluyor. Gayrimenkul sertifikasında da benzer bir yapı var. Ortada konut yokken insanlar para yatırıyor. Yani aslında kendi paralarıyla projeyi finanse ediyorlar” ifadelerine yer verdi.
"ERKEN KONUŞMAMAK GEREK AMA UMUT DA ÇOK SINIRLI"
Devletin elindeki fonların bu tür projeler yerine doğrudan sosyal konut yatırımlarına yönlendirilmesi gerektiğini ifade eden Meriç; “Devletin elinde bazı kaynaklar var. Örneğin işsizlik ödeneği fonunda 40 milyar TL’nin üzerinde para var. Ama yıllık ödenen miktar sadece 7,5 milyar TL. Bu da bize şunu düşündürüyor: eldeki kaynaklar başka amaçlar için kullanılıyor olabilir. Bu yeni sistem de devletin bazı açıklarını kapamak için geliştirilmiş olabilir. Yeni modeli eleştirmekle birlikte vatandaş lehine bir sonuç doğurması halinde destekleyeceklerini belirten Meriç; “Yine de inşallah vatandaşımız için faydalı olur. Biz, halkımızın yararına olacak her projeyi destekleriz. Ama bu sistemle ilgili biraz daha bekleyip görmek lazım. Erken konuşmamak gerek. Umarım vatandaşlarımız için gerçekten umut verici ve işe yarayan bir uygulama olur. Ama bugün itibarıyla ben bu sistemin, insanların konut hayalini gerçekleştirebileceğine çok fazla inanmıyorum” şeklinde konuştu.
Adem Batuhan SEVER