Gündem

Zürih’ten Edirne Sarayı'na ışık tutan gravür

Zürih’ten Edirne Sarayı'na ışık tutan gravür

Edirne Ahval
Edirne Ahval
Editör
13 Mayıs 2025 11:11

İsviçre’nin Zürih kentindeki dijital arşivleri inceleyen Trakya Üniversitesi öğretim görevlisi, sanat tarihçisi Altay Bayatlı, Edirne Sarayı'nın 17'nci yüzyıldaki halini gösteren bir gravüre rastladı. Bayatlı, söz konusu gravürün Osmanlı'ya 88 yıl boyunca başkentlik yapan Edirne’de, sarayın o yıllardaki halini harita üzerinde en net şekilde gösteren gravür olduğunu dile getirdi. Bayatlı; "Haritada çok önemli bir detay var; köşedeki lejantında diyor ki ‘Biz, bu haritayı hazırlarken Katip Çelebi’den faydalandık.’ Bu çok önemli bir detay. Çünkü Katip Çelebi, matematikçi olduğu kadar, aynı zamanda Osmanlı haritacısıdır. Onların bunları biliyor olup, bunlardan faydalanarak çizmesi, bizim için çok önemli bir kaynak. Böylelikle Edirne Sarayı’nın, takriben 17’nci yüzyıldaki halini tarif ettiğini düşünmekteyiz” dedi.

Edirne'de Sultan 2'nci Murad döneminde 1450 yılında yapımına başlanan, Fatih Sultan Mehmet döneminde tamamlanan Edirne Sarayı, savaşlar, depremler ve yangınlar nedeniyle büyük tahribata uğradı. Bugün sadece Cihannüma Kasrı, Adalet Kasrı, Kum Kasrı, hamam ve mutfak yapıları ile saray giriş kapısının bir bölümü ayakta kalabildi. Kaybolan bölümlerin ihyası için 2010 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı, Edirne Valiliği ve Trakya Üniversitesi iş birliğiyle başlatılan kazı ve restorasyon çalışmaları sürüyor. 2023 yılında bu çalışmalar, Cumhurbaşkanlığı Milli Saraylar Başkanlığı'na devredildi. Edirne Sarayı, yarattığı gizemle akademisyenlerin çalışmalarına konu olmaya devam ediyor.

'SİYAH-BEYAZ BİR ÇİZİMİ VARDI'

Trakya Üniversitesi Öğretim Görevlisi ve sanat tarihçisi Altay Bayatlı, İsviçre'nin Zürih kentinde, açık kaynaklı dijital arşivlerde yaptıkları araştırmalar sırasında, Edirne Sarayı'nın 17’nci yüzyıldaki halini gösteren bir gravüre rastladıklarını belirtti. Bayatlı, “Tosyavizade Rıfat Osman’ın, 1881 yılında yayınlanmış Antonio Galand’ın günlüklerine ait bir yayından bize aktardığı siyah-beyaz bir çizim vardı. Daha sonra Süheyl Ünver hocamız, bunu 1957 yılında ‘Edirne Sarayı’ diye Türk Tarih Kurumu’nda yayınladı, çok özel bir kitaptır zaten. Orada Edirne Sarayı ile ilgili siyah-beyaz bir çizim vardır. Biz buna Zürih arşivinde rastladık. Enteresan bir haritanın üzerinde, farklı bir şekilde, daha net, daha düzgün bir şekilde çizilmiş. Sonra anladık ki bu çizim, bunların öncüsü. Yani önce Edirne hakkında bilgi verilirken Galand’ın günlüklerinde kullanılmış. Daha sonra da Rıfat Osman, bunu kendi kalemiyle çizerek bize aktarmış, Süheyl hoca da Edirne Sarayı kitabında bunu kullanmış. Bu silsileyi takip ettik” şeklinde konuştu.

'GÜNÜMÜZE AKTARILAN TÜM YAYINLARIN ÖNCÜSÜ'

Bulunan gravürün bugüne kadar yapılan yayınların temel kaynağı olabileceğini vurgulayan Bayatlı, “Bu soylu, o dönemin oryantalist dediğimiz soylularından. Özellikle Ortadoğu’da atlarla ilgilenen birisi. Ona bu haritayı Joseph Riedl adında, o zamanların ünlü bir haritacısı çizip, hediye etmek için yola çıkıyor. Carl Stein diye birinden faydalanıyor. Carl Stein’i araştırdık. Stein de gravürler üzerine dönemin bir uzmanı. Haritanın üzerinde Edirne ile İstanbul’un bir planı var. Bu planın üzerinde Topkapı’yı tercih etmeyip, Edirne Sarayı’nı çok güzel şekilde gravür hale getirmiş. Harita, büyük bir harita, fakat özellikle dijitalde yaklaştığınız zaman Edirne Sarayı’nı detaylı, gravür halinde çizmiş. Tabi bu çizim 1812 yılına ait, bahsettiğim tüm yayınların öncüsü. Biz bunu keşfetmiş olduk ve detaylı bir şekilde Edirne Sarayı hakkında bize bilgi vermekte. Bu doğrultuda Edirne Sarayı’nın etrafındaki bazı yapıları da görebiliyoruz. Çünkü aktarılan çizimde alt taraf kullanılmamış, bu görselde net bir şekilde görünmekte” diye konuştu.

'SARAYIN 17'NCİ YÜZYILDAKİ HALİNİ TARİF EDİYOR'

Haritanın, sarayın 17'nci yüzyıldaki görünümüne ışık tuttuğunu ifade eden Bayatlı, “Saray hakkında, anladığımız kadarıyla 1600’lü yıllardaki haline bir atıf yapmakta, yani tam 1812’deki haline değil de daha erken haline. Çünkü haritada çok önemli bir detay var; köşedeki lejantında diyor ki ‘Biz, bu haritayı hazırlarken Katip Çelebi’den faydalandık.’ Bu çok önemli bir detay. Çünkü Katip Çelebi, matematikçi olduğu kadar, aynı zamanda Osmanlı haritacısıdır. Onların bunları biliyor olup, bunlardan faydalanarak çizmesi, bizim için çok önemli bir kaynak. Böylelikle Edirne Sarayı’nın, takriben 17’nci yüzyıldaki halini tarif ettiğini düşünmekteyiz. Tahrip edilmeden önceki hali” ifadelerini kullandı.

Gravürün orijinal versiyonu

'EDİRNE SARAYI'NIN TERCİH EDİLMESİ ENTERESAN'

Gravürde Topkapı Sarayı yerine Edirne Sarayı’nın yer almasının dikkat çekici olduğunu belirten Bayatlı; “Haritada İstanbul’un konumunu görebiliyoruz. Zaten haritanın alt tarafında hem Edirne’nin hem de İstanbul’un yakın bir planını da vermişler. Beni en çok etkileyen kısmı, Topkapı Sarayı’nı değil de Edirne Sarayı’nın burada gravür olarak kullanılması çok enteresan bir tercih. Bunu da haritanın hediye edildiği Rzewuski’ye bağlıyorum. Çünkü Osmanlı ve Ortadoğu, Rzewuski’nin çok ilgilendiği bir nokta ve ona hediye olarak verileceği için, onun ilgisini çekecek yerin tercih edildiğini düşünüyorum” dedi.

'YAPILARIN TESPİTİNDE FAYDALI OLABİLİR'

Gravürün günümüzde süren kazı ve ihya çalışmalarına katkı sağlayabileceğini belirten Bayatlı; “Bu tarz kayıp olan ya da menşeini bilmediğimiz gravür ya da çizimleri, bazen haritalar üzerinde kullanıyorlar. O açıdan bize en azından Edirne Sarayı’yla ilgili göremediğimiz ya da çevresinde olan ve günümüzde varlığını sürdürmeyen bazı yapıların tespitinde faydalı olabilir. Küçük detayları eğer net görebilirsek, bunlar bize şu anki yapılan çalışmalarda fayda sağlayabilir. O yüzden ben bunları çok önemli buluyorum” ifadelerine yer verdi.

Adem Batuhan SEVER

Yorum Yap

Düşüncelerinizi bizimle paylaşın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorumlar

0 yorum

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!