VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
BİZE ULAŞIN
YAZARLAR
Edirne Ahval Haber - edirneahval.com

@ Haber Tarihi : 03 Haziran 2020 00:00:20

0 Yorum

Havuzun “Uğur’u”: Uğur Uzman

Yüzme sporu diğer bir çok spora göre daha fazla emek isteyen daha yoğun antrenmanlar içeren ve daha fazla fedakarlık gerektiren bir spor dalıdır. Hem sporcu hem de ailesi okul hayatıyla birlikte bu sporu sürdürebilmek için pek çok şeyden feragat etmek durumunda kalır. Lisanslı bir yüzücü, okul arkadaşları yataklarında uyurken sabahın çok erken saatlerinde güne havuzda başlayarak okul öncesi ilk antrenmanını tamamlar. Çoğu zaman okul sonrası arkadaşları eğlence amaçlı programlarını yaparken o yine kendini havuzda bulur. Yıllar süren bu maraton hem sporcu hem de ailesi için epey yıpratıcı gözükebilir fakat yüzme sporu ile gelişimini sağlayan birey kazandığı bu disiplinle sanılanın aksine hem okul hayatında hem de gelecekteki iş yaşamında akranlarına göre hep bir adım önde olur. Bugün yine buna çok güzel bir örnek olan Edirneli eski rekortmen milli yüzücümüz Uğur Uzman ile birlikte olacağız. Başarılı spor hayatını elektrik mühendisliğiyle taçlandıran Uzman bugün hem iş yaşamındaki başarıları hem de hayat boyu spor felsefesini yaşamına entegre ederek genç yüzücüler için her anlamda iyi bir örnek.

1987 Edirne doğumlu olan Uzman ilköğretimin büyük bir kısmını Yüksel Yeşil İlköğretim okulunda devamını ise Beykent Kolejinde geçirdi.Liseyi de Edirne Süleyman Demirel Fen Lisesinde tamamladı.Üniversitede Yıldız Teknik Üniversitesi Elektrik Mühendisliği okudu.Hala İstanbul’ da yaşamakta ve Aygaz A.Ş. ‘ de Fiyatlandırma Sorumlusu olarak çalışmakta.Eğitim hayatının başından sonuna kadar (ilkokul 1. Sınıftan üniversite son sınıfa kadar) yüzmeye devam etti.Yaş Grupları, Yıldızlar, Gençler ve Açık Yaş kategorilerinde bir çok Türkiye 1. Liği ve ilk üçe girme başarıları elde etti.Ayrıca Yıldızlar, Gençler ve Açık Yaş kategorilerinde Milli Takımlarda yer alarak ülkemizi temsil etti.Yaş gruplarında bir çok kez Türkiye rekoru kırdı.

YÜZME İLE TANIŞMA

Yüzme sporu ile bir tesadüf eseri tanışan Uzman “Yüzmeyle yolum 1993 yılının son aylarında tesadüfen kesişti. Ailemle birlikte misafirliğe gitmiştik. Gittiğimiz ailenin iki çocuğu da yüzmeyi öğrenmek için spor okuluna gidiyordu. Ailem, benim de yüzmeyi öğrenmem için beni bu spor okuluna yazdırdı. O güne kadar Edirne’ de böyle bir imkanın olduğundan haberdar değildik. O zamanki spor okulu herhangi bir kulübe ait değil, sanırım Gençlik Sporu’ un düzenlediği bir kaç haftalık bir programdı. Spor okulunun ilk günü antreman sonrası 1987 doğumlu çocukları ayırdılar ve hatırladığım kadarıyla Nihal Hoca bizlere ve ailelere bir konuşma yapmıştı. O yıl 1987 doğumlu cocukları Edirne DSİ Spor kulübüne katmak istediklerini söylemişti. Kabul edenler oldu, etmeyenler oldu. Annem kabul edenlerden biriydi ve bu şekilde Edirne DSİ Spor Kulübü’ nde yüzmeye başlamış oldum. Edirne’ den ayrılana kadar da Edirne DSİ Spor Kulübü’ nün bir yüzücüsü olarak devam ettim.” diyerek sözlerine başladı.

BAŞARIYI GETİREN ETKENLER

Edirne’de o dönemler yüzmede gelen başarıların tesadüf olmadığını dile getiren Uzman başarının etkenlerini şu şekilde sıraladı “Edirne Yüzmesi’ nin kaderini değiştiren olay Mihai Mitrofan’ ın gelişidir. Mitrofan’ ın kendisi, onu getirenler ve devam etmesini sağlayan herkes de Edirne Yüzmesi’ nin kaderini değiştiren kişilerdir. Mitrofan ilk olarak tüm kulüplerle çalıştı. Daha sonra sadece Edirne DSİ ile devam etti. Mitrofan geldiğinde Edirne’ de yaşı Türkiye Şampiyonaları’ na katılmaya yeten çok az sayıda yüzücü vardı. Küçük yaşlarda ise her kulübün daha çok yüzücüsü vardı. Mitrofan’ ın DSİ’ de devam etmesi ve bizim jenarasyonun yavaş yavaş Türkiye Şampiyonaları’ na katılacak yaşa gelmesiyle DSİ’ nin önderliğinde Edirne Yüzmesi Türkiye’ de adını duyurmaya başladı. Yıllar ilerledikçe Mitrofan’ ın antremanları bizleri Türkiye’ deki en üst düzey kulüpler seviyesine taşıdı.  Aynı dönemde Edirne’ de DSİ ile rekabet etmeye çalışan Yüzme İhtisas Kulübü’ nden de başarılı sporcular yetişti.

İçinde bulunduğum DSİ Kulübü adına konuşmam gerekirse, bu dönemde gelen başarılarla birlikte öyle bir hava yakalamıştık ki yüzme biz sporcular ve aileler için çok önemli bir hale gelmişti. Herkes büyük bir özveri sergiledi. Antrenörüyle sporcusuyla velisiyle tam olarak bir aile gibiydik. Takım içinde hem rekabet hem arkadaşlık çok üst düzeydi. Yüzme dışında da çok fazla birlikte zaman geçirirdik. Çok fazla yüzme düşünür, konuşurduk. Birbirinden beslenerek yüzmeye devam eden bir çok arkadaşımız vardır. Aileler de birbirinden beslenirdi. Bizim antremanlarımızda tribün ve havuzun bahçesi bir çoğu için sosyal bir ortamdı. Veliler de biz sporcular gibi birbiriyle arkadaştı. Böyle bir ortam olmasa bazılarımız daha erken yaşlarda bırakırdı. Ayrıca bir çoğumuz aynı okullardaydık. Antremanlara beraber gelip giderdik. Arabası ve zamanı müsait olan velilerin bizleri okuldan toplayarak antremana götürdüğü ve çıkışta eve bıraktığı çok olmuştur.

Tabi tüm bunların arkasında hem başarılı bir antrenör olan hem de iyi bir idareci gibi davranan Nail Karakaş hocamız olduğunu da belirtmek isterim. Bence takımı çok başarılı bir şekilde bir arada tuttu. Bizleri disipline etti. Mitrofan’ lu yıllarda her zaman takımın başındaydı ve Mitrofan gittikten sonra da aynı sistemi sürdürerek hiç sendelemeden başarılı bir şekilde yolumuza  devam etmemizi sağladı. Başarıyı getiren faktörleri kısaca özetlersem, o zaman için doğru olan antreman sistemi, kız erkek her yaştan birçok sporcuyla kurulan ve iyi harmanlanan bir takım, takımdaki aile ortamı ve başarıya olan inançtır. Ayrıca daha sonra İstanbul kulüplerinde çokça gördüğüm bir şey olan, velilerin ve sporcuların antrenörü sorgulaması kulübün kararlarının sorgulaması gibi şeylerin bizde yaşandığını hiç hatırlamam. Biz bu yapıya tamamen inanmıştık.”

ANTRENÖRLERİN ÖZVERİSİ HAYATINI DEĞİŞTİRDİ

O dönemleri değerlendiren Uzman “Bizlerin önünde örnek alınacak kimse yoktu. Neredeyse hepimiz aynı jenarasyon yüzücülerdik. Ben kendimi geliştirmek için özel olarak bir şey yapmadım. O dönemki tüm arkadaşlarım gibi ailem Edirne’ de olduğu için Edirne’ de devam etmek zorundaydım. Bulunduğum yerde o dönemdeki en iyi kulüpte ve en iyi  antrenörlerle çalışıyordum. Yapabileceğimin en iyisini burada yapabilirdim ve başka alternatif de yoktu. Buna inandım. Antremanları iyi bir şekilde uygulamaya çalıştım. Rekabet üst düzey olduğu için bir çok antremanı yarış gibi yüzdüm. Yüzmeye olan ilgimi hep sıcak tuttum. Her yüzücü gibi hayatımı yüzmeye göre şekillendirmeye çalıştım.” diyerek sözlerine devam etti ve birlikte çalıştığı antrenörlerin hayatını nasıl etkilediğini “Unutamadığım bir çok anım var. İlk aklıma gelen aslında o dönemdeki antrenörlerimizin özverisini de çok güzel anlatan, benim için de belki dönüm noktası olan bir anı. Yüzmeye başladığım ilk yıldı ve ilkokul 1. Sınıfa gidiyordum. O dönem okulda öğlenci olanlar sabah, sabahçı olanlar da öğleden sonra antreman yaparlardı. Annem ve babam çalıştığı için o saatlerde beni antremana götürecek kimse yoktu. Kulüp bu soruna şöyle bir çözüm buldu; beni Nihal Hoca evden alırdı, yürüyerek beraber antremana giderdik ve antreman bittiğinde beni tekrar eve bırakırdı. Bir gün antremandan çıktık. Hangi sebepten bilmiyorum Nihal Hoca bizim kulüpten ayrılmıştı. Ben çok üzülmüştüm. Hem onu çok seviyordum hem de antremana nasıl gidip gelecektim. Endişeliydim ve ağlamaklı olmuştum. Nail Hoca havuzun kenarında beni aldı ve Emre Nurlu Hoca’ mızın yanına götürdü. Emre Hoca’ ya bu çocuktan bundan sonra sen sorumlusun demişti ve ondan sonra beni hafta içi antremanlarına Emre Hoca getirip götürmüştü. Bu olayın önemini büyüdükçe daha iyi kavradım. 7 yaşında olup, daha yüzmeyi bile tam olarak öğrenememiş bir çocuğa bu kadar önem veren başka bir yapı var mıdır? Üç hocama da çok teşekkür ediyorum. Bunu yapmasalardı belki yüzme hayatım daha ilk yılında sona erecekti.” sözleriyle belirtti.

EDİRNE YÜZMESİNİN YÜKSELİŞİ VE DÜŞÜŞÜ

Edirne yüzmesinin o dönemlerde yakaladığı ivmeyi ve daha sonrasında bunu devam ettiremediğini sözlerine ekleyen eski milli yüzücü “Yükseliş için dönüm noktası yukarıda da belirttiğim gibi Mitrofanı’ ın getirilişi ve Edirne’ de kalmasının sağlanmasıdır. Düşüş için şunları söyleyebilirim; bizim jenarasyon (84-87 doğumlular) için kurulan yapı her jenerasyon için sürekli kurulmaya çalışılsaydı hiç bir zaman düşüş yaşanmazdı. Düşüş noktasının başı, aslında aynı zamanda bizlerle  zirvenin yaşandığı o yıllardır. Çünkü tam da o yıllarda, küçük yaşlar için, tıpkı bizde olduğu gibi bir yapı oluşturulamadı. Böylece bu başarının bir sonunun olması kaçınılmaz hale gelmişti.  Bizler bir bir Üniversite çağına geldik ve Edirne’ den ayrılmaya başladık. Her sene biraz daha eksildik 2004 yılı sonunda neredeyse hepimiz Edirne’ den ayrılmıştık. Birkaç bireysel performans dışında alttan gelen olmayınca düşüş tamamlandı.” dedi ve Edirneli yüzücülerle ilgili “Çok fazla beğendiğim isim var. İsmini söylemeyerek kimseye haksızlık etmek istemem ama Edirne’ den ayrılmadan önce çok genç yaşlarda olimpiyat barajını geçmeyi başaran iki ismi söylemek istiyorum. Gülşah Günenç ve kuzenim Nazlı Uzman.” diyerek sözlerine devam etti.

YÜZÜCÜLÜKTEN MASTER YÜZÜCÜLÜĞE

Özellikle Edirne’de geçirdiği yılların kendisi için çok özel olduğunu vurgulayan Uzman “Yukarıda bahsettiğim aile ortamı, arkadaşlık ortamı, rekabet, antrenörlerimizin tutumları vs. başarısız sonuçlarda bile ilgimin her zaman sıcak kalmasını sağladı. Kötü geçen yarışlarda veya dönemlerde bile içimde her zaman daha iyi olacağıma dair bir inanç vardı. Kariyerimin sonunda neden uğraşıyorum bu işle dediğim an bıraktım.” dedi. Öte yandan yüzmeden hala koymadığını ve master yüzücü olarak kariyerine devam ettiğini belirten başarılı sporcu “Yüzmeyi 2010-2011 sezonun başında bıraktım. Bir süre takibe devam ettim. Arada havuza girip antreman da yapıyordum. 2012 yılında kendi kendime spor yaparken bir sakatlık yaşadım. Çok nadir karşılaşılan bir durum olduğu için uzun süre teşhis konulamadı ve kendiliğinden iyileşmediği için tamamen spordan koptum ve takibi de bıraktım. Bu şüreç içerisinde spordan koptuğum gibi o ortamdan da arkadaşlardan da koptum. 2015 – 2017 yılları arasında bir çok operasyon geçirdim. Uzun bir süre sol kolumu kullanamadım. Elit düzeyde olmasa da yeniden yüzebilmeyi çok istedim. Her deneme hayal kırıklığı oluyordu. Denizde eğlencesine bile yüzmek beni zorluyordu. Geçirdiğim operasyonlar ve tedavilerin neticesinde zaman ilerledikçe kolumu daha rahat kullanır hale geldim.  Yavaş yavaş spor yapabilmeye ve havuza girmeye başladım. Geçen yıl, 8 sene aradan sonra ilk kez düzenli antreman yapmaya ve Masterlar kategorisinde yarışmaya başladım. 1 yıl içinde iş hayatının el verdiği kadar, katılabildiğim tüm yarışlara katıldım. Bunca şeyden sonra başarılı sonuçlar da elde ettiğimi düşünüyorum. 30-34 yaş kategorisinde 6 tane Türkiye rekoru kırdım. Sağlığım el verdiği ve suda ilerleyebildiğim sürece havuzlarda olmaya devam etmek istiyorum. Bana hiç bir maddi getiri sağlamazken ve ciddi sağlık sorunları yaşamışken bile bu yüzme çabası, bize o yıllarda aşılanan sevginin sonucudur.” diyerek klora olan bağlılığının daha uzun yıllar devam edeceğinin sinyalini verdi.

ŞİMDİKİ YÜZÜCÜLER BİZDEN DAHA ŞANSLI

Edirne yüzmesinin tekrar eski başarılarını yakalaması İçin tavsiyelerde bulunan Uzman “Aslında şu anki Edirne yüzmesinin önünde, bizim önümüzde olmayan, 90’ lı yıllarda ilk kez denenmiş ve başarıya ulaşmış çok güzel bir örnek var. O zaman yapılanları çağımıza uydursalar büyük bir kademe atlanır. Bizi başarıya ulaştıran en önemli faktör o zaman için doğru olan bir antreman sistemiydi. Şu anda bilgiye ulaşmak o yıllardaki kadar zor değil. Yani antrenörlerimizin yeni bir Mitrofan’ ı beklemesi gerekmiyor. Her bir antrenörümüz kendini sürekli gelişime adarsa, araştırıp öğrenirse modern antreman sistemleriyle o seviyenin çok daha üzerine çıkacaktır. Bizi başarıya götüren diğer önemli faktör her yaş grubundan kız-erkek bir çok sporcuyla iyi harmanlanmış bir takım oluşturulmasıydı. O yıllarda okullar tek tek gezilerek sınıflardan öğrenciler seçildi, aileler ikna edildi. Spor okullarından çocuklar toplandı. Şu an kitlelere ulaşmak çok daha kolay. Ne kadar fazla sayıda çocuğun yolunu yüzmeyle kesiştirirsek en yeteneklilerini yakalama olasılığımız o kadar artacaktır ve böyle çocuklardan kurulu bir takım zaten kendi içinde yükselecektir. Tabi burada o dönem yapılan bir hatanın tekrarlanmaması gerekiyor. Bu çaba tek bir jenerasyon için değil sürekli, arkadan gelen tüm jenerasyonlar için  gösterilmeli. Bir diğer faktör veli antrenör yüzücü üçgeninde aile ortamının oluşturulmasıydı, yüzmeye olan bağlılığın sevginin sağlanmasıydı. Burada da en büyük iş yine antrenörlerimize düşüyor. Veliyi ve sporcuyu iyi yönetmeliler.

Ayrıca şunu da eklemek gerek, erken yaşlarda gelen başarı ve başarısızlıkla hiçbir çocuk göklere çıkarılmamalı veya yüzmeden uzaklaştırılmamalı. Her birine eşit şans verilmeli, aynı mesafede durulmalı. Asıl ciddiye alınması gereken büyük yaşlarda yakalanan başarılardır. Bu yüzden hiç bir çocuğu yüzmeye küstürmemeliyiz, kendine güvenlerini sarsmamalıyız, herşeyden önce hepsine yüzmeyi sevdirmemiz gerekiyor. Son olarak başarıyı gerçekten istemek her adımı bunun için atmak gerekiyor. Bunu topyekün yapmalıyız. Edirne’ de bu sporun içindeki, en tepeden en alta herkesin başarıyı istemesi gerek.

Unutmayalım ki tüm bunlar 5 kulvarlı 25 metrelik tüm kulüplerin ortak kullandığı bir havuzda gerçekleşti. Tüm kulüpler havuzdan belirli sürelerde faydalanabiliyordu. Başka kullanılabilecek ne bir özel havuz ne de bir kulübün kendine ait havuzu vardı. Yeri geldi 1 kulvarda 8 kişi yüzdük. Yeri geldi kulüpler arasında saat kavgaları yaşandı. Bazı dönemler havuz tadilata girdi uzun süreler yüzmeden uzak kaldık. Şimdiki imkanlarla kıyaslanamaz herhalde.” diyerek sözlerine son veren eski rekortmen milli yüzücümüze Edirne’ye kattıkları ve yazı dizimiz için yaptığı paylaşımları için teşekkür ederiz.

Bir sonraki yazımızda Edirne’de yetişip İstanbul kulüplerinde kendini daha da geliştiren ve bugün Türkiye yüzme federasyonu milli takım antrenörlerinden biri olan deneyimli teknik adam Burak Promet ile birlikte olacağız. Keyifle okumanızı dilerim.

Henüz Bu Haber İçin Yorum Yapılmamış
Adınız Soyadınız
Güvenlik Kodu
BENZER HABERLER