VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
BİZE ULAŞIN
YAZARLAR
Edirne Ahval Haber - edirneahval.com

@ Haber Tarihi : 22 Eylül 2020 10:30:59

0 Yorum

Kez Okundu.

Hemşerim yolculuk nereye?

           “BEYNİN YAKLAŞAN KIYAMETİ" böyle yazıyordu. Otobüs hareket ederken aceleyle kolunun altına sıkıştırdığı derginin kapağında. Şimdi koltuğuna yerleşmiş on dört birim büyüklükte koyu harflerle tam da dergi editörünün düşündüğü gibi dikkat çekici bir şekilde atılan başlığın bulunduğu kapağa; rengârenk harflerden oluşan sosyal medya ağlarının simgeleriyle süslenmiş bir insan beyninin yer aldığı fotoğrafa bakıyordu.             
Mırıldanarak sövmeye raflarını özensiz dizdiği için satıcıdan başladı. Aklına dergiyi göz gezdirmek için durması gereken yerden alıp gezi dergilerinin arasına bırakan bir müşteri olabileceği gelince, küfürlerini satıcı ile bir başka yolun yolcusu arasında taksim etmekte bir sakınca görmedi.     
         Cam kenarındaki koltuğa ondan önce yerleşen yanındaki yolcuya şöyle bir göz gezdirdikten sonra sayfaları karıştırmaya başladı. "Beyinlerimiz hiç olmadığı kadar meşgul her bildirimi bilgi, her bilgiyi doğru algılıyoruz." diye başlıyordu. Sinirbilim uzmanı tarafından kaleme alınan makalenin ilk cümlesi. "Ne büyük bir saçmalık" dedi. Yanındaki yolcudan onay almak istercesine yüzünü ona çevirdi." İnanabiliyor musun ?" Eli, yolcunun kulağında takılı kabloya küçük bir hamle yapmak için uzandı. Kulağında yankılanan müziğin sesi gidince gözlerini açan yolcu şaşkınlıkla ona bakıyordu. "İnanabiliyor musun ?" diyerek soruyu tekrarladı. 
"Beyinlerimiz o kadar meşgul ki neyi bildiğimizi ve bildiklerimizin gerçekliği hakkında en ufak bir fikrimiz yokmuş. Bunların bir dediği diğerine uymuyor. Bir dönem kahve, hafızayı güçlendirir diye ortaya çıkıp fincanlar dolusu kahve tüketiminden sonra beyni yorgun olmadığına ikna ettiği iddiasıyla ortalığı ateşe vermişlerdi." Rahatı bozulan yolcu bu durumdan pek de hoşnut olmadığını belli edercesine gözlerini devirdi. "Ben de TV de, dergide bu açıklamaları ne zaman görsem senin gibi kaşlarımı çatardım. Bir an gençliğim gözümde canlandı. Vallahi Muazzezciğim, bu imkânlar sana verilseydi çoktan bir âlim, bilgin olurdun cümlesi kulaklarımda yankılandı. Bu arada yolculuk nereye? " 

          Dergi sayfalarının hışırtısından cam kenarındaki yolcunun ne cevap verdiğini duyamadım. "Demek hemşerimsin pek memnun oldum. İki saat yolculuk tahminimden daha keyifli geçecek."diyerek kikirdedi. Otobüs, bulunduğu perondan ayrılarak gideceği istikamete döndüğünde içerideki tüm ışıklar söndü. Koltukların sırtlarında yer alan ekranlardan yayılan hafif kısık parlaklık otobüsün içini sisli bir gece görünümüne kavuşturdu. Cam kenarındaki yolcu, diğer kulaklığını da çıkarıp cep telefonunu, karşısındaki ekranın paylaşımına açtı. Alışveriş, iletişim, finans, eğlence, eğitim vs. kullanıcının tercihine göre artan bir çok simge çıktı. "Bu ekranlardan eskiden TV kanalı, film videosu, yol görüş kamerası yayını yapılırdı." diyerek sohbeti koyulaştırmaya başladı." Peki, şu sol sütundaki sayılar ne anlama geliyor hemşerim ?" 

         Parmağıyla ekrandaki bir kaç simgeye dokunmaya devam etti sanki onu hiç duymamış gibi. Yanındaki yolcunun, yol boyunca halletmesi gereken işleri olduğu ortadaydı ama Muazzez'in anlamaya hiç niyeti yoktu. Ekranda kişiye ait uyku ihtiyacı dakika, vücut sıcaklığı santigrat, kalp ve nabız atışları ayrıca metabolizma hızının sayısal değerleri yer alıyordu. Sayılardan kırmızı olanı yanıp sönen altmıştı. Endişe edilecek bir durum yoktu; nabız atışlarının düşük olma sebebi büyük olasılıkla iki saat sürecek bir yolculukta tesadüfen bir araya gelen bu iki kişiden biri olan Muazzez'in onu ömürlük bir dost gibi görmesinin dışında…

        Muazzez, muavine seslenip su getirmesini istedi. Yerinde kıpırdanıp yolcuya doğru eğilip önce sol elinin avuç içiyle alnındaki ateşi ölçmek istedi. Tepedeki havalandırma tuşlarına basıp durdu. Suyu uzatan muavinden havalandırmanın açık ve çalışır olduğunu teyit etti. Altmışın nabız olduğunu öğrenince makinelerin hasiyetleri nedeniyle zaman zaman yaşanan aksaklıklardan dem vurdu. Bu kez vakit kaybetmeden sanki bulduğu gün kaybetmek istemediği yolcunun elini kavradığı gibi başparmağını bileğine hafifçe bastırdı. Diğer elinin işaret parmağını dudağına götürerek sus işareti yaptıktan sonra teknolojiye mesafeli durma nedenlerini, makinelerin hatalı sonuçlar verdiği tecrübelerini, eninde sonunda kurtuluşun insanlarda olduğunu başka bir il sınırına girene kadar anlattı durdu.

         Ne yalan söyleyeyim yolun nasıl geçtiğini anlamadım. Daha otobüse bindiğinde Muazzez'in gölgesi ekranıma düşmüştü. Ne gelen elektronik postaların ne de okumam gereken makalelerin yüzüne bakabildim. Oysa otobüs varış istasyonuna girene kadar avucumun içinde İsviçre çakısı gibi taşıdığım bu küçük telefonla ne işler halledecektim. Yaşadığımız yüzyılda bilim onlarca meslek erbabının marifetini tek bir tuşun altına sığdırırken hava ve karayolları ulaşımında yanındaki yolcuyu seçebilme olanağı veren bir projeyi göz ardı etmesi ne kadar üzücü diye düşündüm.

Henüz Bu Haber İçin Yorum Yapılmamış
Adınız Soyadınız
Güvenlik Kodu
BENZER HABERLER