VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
BİZE ULAŞIN
YAZARLAR
Edirne Ahval Haber - edirneahval.com

@ Haber Tarihi : 29 Eylül 2020 09:53:06

0 Yorum

Kez Okundu.

Kalbimin Başkenti’ne

            Arka sırasında oturan yolcunun dirsek darbesiyle koltuğu sarsılınca gözlerini açtı. Pencerede " Avrupa Serbest Bölgesi" tabelasını okudu. Nihayet İstanbul'un boğucu, kalabalık, her an başına bir şey gelecek korkusu ile onu diken üstünde tutan keşmekeşini geride bırakmıştı. Derin bir oh çekti. Artık toplu taşıma araçlarında gözlerini insanlardan kaçırması, yürürken karşıdan gelen omuzların çarpma ihtimallerini hesaplayarak manevra yapması gerekmiyordu. İstanbul'a ayak bastığından beri kendini; biletini almış, hareket saatini beklerken pencere kenarındaki koltukta otururken hayal ediyordu. Tek başına, gideceği yeri bilmediği, bir tanıdık yüze rastlamadığı bu şehirden yangından kaçarcasına uzaklaşıyordu. 
          İstanbul, onunla ne zaman göz göze gelse "Onu bir yerden tanıyorum." diye kendi kendine sorarken o, her seferinde karşısına başka kılıkta çıkan bu şehrin  isminden ötesine geçmezdi. Oysa Edirne öyle miydi? Birbirlerinin tarihini, içinden geçenleri, sınırlarını,sırlarını bilen, anılar biriktiren iki dost gibiydiler. Elbette her şey güllük gülistanlık olacak değildi. Biri diğerine unutmak istediği anılarını hatırlatıp dururken diğeri hatalarını yüzüne vururdu.
          Nihayetinde dost acı söylerdi ve dostluk dediğimiz şey aynı dile, dine, cinsiyete, türe sahip iki taraf arasında gelişen bir davranış değildi. Bir adamla bir kadın arasında gelişebileceği gibi bir kadınla bir şehir arasında da mümkündü.
         Sınırlarına girmek üzere olduğu bu şehirde işe,okula ya da bir buluşmaya geç kalmak için özel çaba sarf etmek gerekirdi. Ara sokaklarında aklı bir karış havada yürümeyi, girmediği bir sokağa dönmeyi severdi. Nasılsa bir minare ya da bir tarihi eser ona evini tarif ederdi. Kazara bir hemşerisi küçük bir çarpışmaya sebep olsa özür diledikten sonra devam ederdi yoluna. Başı öne eğik yürümek dalgınlık haliydi. Beklenmedik bir anda ismini çağıran bir ses, tanıdık bir yüzü görmek an meselesiydi. Ayaküstü bir hoşbeş günü güzel geçirmek için kafiydi.
Şehrin ışıkları göründüğünde kalbinin içi aydınlandı. Evinin yolunu tuttuğunda kemiklerini saydıran ayazı görünce gülümsedi. İlk karşılaşmada soğuk davranmak ortak özellikleri değil miydi?

Henüz Bu Haber İçin Yorum Yapılmamış
Adınız Soyadınız
Güvenlik Kodu
BENZER HABERLER