Köşe Yazarı

Ragbi Günlükleri 215

Zafer Eray yazdı: Ragbi Günlükleri 215

Edirne Ahval
Edirne Ahval
Editör
Yayınlanma:
08 Haziran 2026 11:25
Güncellenme:
08 Haziran 2026 12:15

7'li ragbi ulusal liglerimizin nihayete ermesinin ardından, gözlerimizi, Avrupa arenasında oynanacak milli takım müsabakalarına çevirdik. Büyük ve genç 7'li Ragbi Milli Takımlarımız, haziran ayına kadar aday oyuncularla birkaç kez toplanmış ve hazırlık kamplarına başlamıştı. Büyük kadınlarımız ve genç takımlarımız hazırlıklarına devam ederlerken, büyük erkeklerimiz, Avrupa Trophy'sindeki ilk ayak mücadeleleri için Hırvatistan'ın Makarska şehrine doğru yola koyulmuşlardı. 

12 ülkenin yer aldığı Trophy Serisi'nde Türkiye, C Grubu'nda Macaristan, Norveç ve Letonya ile eşleşmişti. 5-7 Haziran tarihlerinde oynanan ilk ayak maçlarında, Yasin Bakar'ın antrenörlüğünü yaptığı 7'li Ragbi Milli Takımımızda şu isimler yer aldı: Ahmet Burak Bekiroğlu, Burak Balmuk, Burak Özkan, Arda Berat Genç, Emirhan Ölmez, Etem Rasim Seydioğlu, Eyüp Ensar Daş, Muhammet Yasir Can, Musa Gasanov, Mustafa Kaplan, Ömer Faruk Özcan, Yavuz Şahin, Yusuf Sarıcan.  

5 Haziran Cuma günü, turnuvaya Macaristan karşısında başladık. Maça hızlı bir giriş yapan Türkiye, kısa sürede bulduğu 14 sayıyla farkı açıyor, skorla birlikte psikolojik üstünlüğü de eline alıyordu. 5. dakikada Macarların gördüğü sarı kart sonrasında sahada sayısal olarak bir fazla durumdaydık. Bu anlarda, üçüncü sayıyı da bulup, farkı açamamız gerekirken, final paslarında yaptığımız hatalarla bunu gerçekleştiremedik. İlk yarının sonunda rüzgar tersine dönmüş, sayısal olarak sahada eksilmiş ve yediğimiz son sayıyla ilk yarıyı 14-5 önde tamamlamıştık. İkinci yarının ilk bölümünde karşılıklı denemeler gördük. Ancak ikinci bölümde, top kayıplarımızı fırsata çeviren Macaristan, iki dakika içerisinde iki sayı bularak skorda öne geçmişti: 14-17. Bitime az bir süre kala, son şansını değerlendirmek isteyen Milli Takımımız, top kayıplarıyla yüreklerimizi ağzımıza getirse de maçı kazandıracak koşuyu yapmayı başarmıştı: 21-17. Kırılma anlarında yapmamız gerekeni yapamasak da son dakika sayısıyla kazanarak başlamıştık. 7'li ragbinin ne kadar dinamik bir oyun olduğunu hem kısa sürede yediğimiz iki sayıyla hem de maç bitti derken bulduğumuz galibiyet sayısıyla gördük. 14 dakikalık oyun süresinde, oyundan düşme lüksümüzün olmadığını anlamış oluyorduk. 

Gruptaki ikinci rakibimiz Norveç idi. Başlangıç vuruşu yapıldıktan sonra karşılıklı denemeler görsek de Türkiye, rakibini iyi savunuyor ve karşılığında bulduğu iki sayı ile müsabakayı 12-0 önde götürüyordu. İkinci sayımız öncesinde oyuncumuz Mustafa Kaplan'ın, rakip savunmada alan yaratmak konusunda ne kadar becerikli olduğunu bir kez daha görmüş olduk. İlk yarı sonunda gelen Norveç sayısıyla devreye 12-5 Türkiye üstünlüğü ile giriliyordu. Karşılıklı denemelerle geçen ikinci yarının ilk bölümünde, skoru değiştiren yine Milli Takımımızdı. Oyuncumuz Yusuf Sarıcan, attığı yön değiştirme adımlarıyla rakiplerini adeta pazara göndererek alkışları hak eden bir sayıya imza atıyordu: 19-5. Maçın sonunda gelen Norveç sayısı sonucu değiştirmeyecek(19-10) ve Türkiye, günü kayıpsız kapatacaktı. Başarılı savunma hamlelerimize rakibin el becerisi hataları da eklenince, galibiyete ulaşmakta zorlanmadık. 

İlk günü toparlarsak, hücumda daha kolayı seçip, kontak sayımızı düşürebilir; savunmadaki başarılı hamlelerimize, alan kapatmayı da ekleyebilirdik. Bundan sonraki klasman aşamasında, koşacak alanı bulup, hızını alan ve durdurması güç, sonuca giden oyuncularla daha çok karşılaşacaktık. İlk günü kayıpsız bitirmenin mutluluğunu yaşıyorduk.   

İkinci güne, son grup karşılaşmamızla başladık. Rakibimiz, Letonya idi. Maçın başından sonuna kadar üstün bir oyun sergileyen takımımız, 28-0'lık skorla kazanıyor, grup lideri olarak çeyrek finale yükseliyordu. Maç boyunca baskımıza cevap veremeyen, tehdit oluşturmakta zorlanan Letonya'yı geçerken, aldığımız bench katkısı da sevindiriciydi. 

İkinci günün akşam seansıyla birlikte hataya yer olmayan maçlar başlamıştı. Çeyrek finaldeki rakibimiz, ev sahibi Hırvatistan idi. Başlama vuruşuyla beraber topu kontrol ediyor, oyunu Türkiye'nin sahasında oynamaya çalışıyorlardı. Rakibinin denemelerine başarılı savunma aksiyonlarıyla cevap veren takımımız, beş metre çizgimiz içerisinde iki kez sayıyı kurtarıp, Hırvatların skor bulmasına izin vermiyordu. Beklenen koşu, ilk yarının sonunda Yavuz ile geldi. Tüm sahayı geçip yaptığı sayıyla, devreye 7-0 önde gidiyorduk. İkinci yarının ilk saniyeleriyle birlikte önde baskı planlayan takımımız, bu planını uyguluyor, rakibini 22 metre çizgisi içerisinde boğuyordu. Gerek savunma gayretimiz gerekse Hırvat takımının yaptığı el becerisi hataları topu yeniden bize getiriyordu. İkinci yarının ortalarında bir sayı daha bulmuş ve skoru, 14-0'a getirmiştik. Maçın son anlarında farkı açabilecek fırsatları yakalamış, ancak tercih hatalarımızla bunu başaramamıştık. İkiye birde pası kanada atamadık, birer birde rakipten kaçamadık, ikiye iki pozisyonda rakibin içinden geçebilecekmişçesine üzerine koşarak pozisyonları harcadık. Son anlarda biraz daha efor sarf etmemize neden olan bu tercih hatalarına ve yediğimiz sayıya rağmen, 14-5 kazanarak yarı finale yükseliyorduk. Offside kaynaklı yediğimiz altı penaltı olumsuz bir istatistik olarak kağıda yansırken, oyun anlayışımızdaki küçük bir değişikliğin bize faydalı olacağını düşünüyorum. Kontağı azaltıp daha çok hızımızı kullanmayı ve kaçarak oynamayı; sahadaki boşluklara atak edip, kolayı seçmeyi; hızımızla rakibi ekarte edebilecekken, yön değiştirip, kalabalıklar arasına dalmayı bırakmayı denemeliyiz. Final günü öncesinde, yarı finale yükselmenin keyfini çıkarıyorduk.

Keyifli geldiğimiz final gününde, üst üste yaşanan iki mağlubiyet bütün modumuzu alt üst etmişti. Rakiplerimizin temposuna ve fizikselliğine cevap veremeyince, önce yarı finalde İsviçre'ye, ardından üçüncülük maçında Romanya'ya boyun eğiyorduk. 2025 yılında Kişinev'de aldığımız en iyi sonucu, yani dördüncülüğü, Makarska'da tekrar etmiş oluyorduk. 

Turnuva finalinde karşılaşan takımlardan İsviçre, çok parlak geçirmediği geçtiğimiz yılın aksine, bu yıl, rakiplerini bir bir ekarte ederek birinci olmayı başardı. Diğer finalist Monako ise, 2025 yılını Konferans 1'de birinci tamamladıktan sonra yükseldiği Trophy'deki ilk yılında final oynamayı başardı. 

Gelişim basamaklarını çıktığımız, oyunumuzu ileri taşıdığımız sürece bir problem görmüyorum. Yarı finallerin gediklisi olmaya başladıktan sonra bir üst seviyeyi hayal edebiliriz. Emeği geçenlere tebrikler...

NOT: Fotoğraflar, Rugby Europe facebook sayfasından alınmıştır.




 

Yorum Yap

Düşüncelerinizi bizimle paylaşın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorumlar

0 yorum

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!