7'li Ragbi Büyük Erkek Milli Takımımız; Avrupa Trophy'sindeki ilk sınavına, 5-7 Haziran tarihlerinde çıkmış ve bu etabı, dördüncü sırada tamamlamıştı. 215. yazımda okuduğunuz turnuva hikayesinin ardından, bu yazıda, 7'li Ragbi Büyük Erkek Milli Takımımızın Antrenörü Sayın Yasin BAKAR'ın sorularıma verdiği cevaplara ulaşacaksınız. Sayın Bakar'a katılımı için teşekkür ediyor, röportaja geçiyorum.
ZAFER ERAY(ZE): İlk olarak, milli takımımızın turnuva hazırlık sürecini sormak istiyorum. Turnuvada uygulamayı düşündüğünüz oyun felsefesi ve bu felsefeyi uygulamaya yönelik çalışma sürecinden bahseder misiniz?
-106a2fae0649f26.jpg)
YASİN BAKAR(YB): Avrupa Trophy'nin ilk ayağı öncesinde oldukça yoğun ve planlı bir hazırlık süreci geçirdik. Oyuncularımızın fiziksel kapasitelerini geliştirmeye yönelik çalışmaların yanı sıra, saha içerisinde uygulamak istediğimiz oyun modeline de önemli ölçüde odaklandık. Turnuva öncesindeki temel hedefimiz, topa sahip olduğumuz anlarda tempolu ve disiplinli bir oyun ortaya koyarken, savunmada da agresif ancak kontrollü bir yapı sergilemekti.
Bu turnuvada özellikle rakiplerin fiziksel oyun karakterlerini göz önünde bulundurarak hem temas kalitemizi artırmaya hem de hızlı geçiş oyunlarımızı geliştirmeye çalıştık. Yedili ragbide oyunun temposu çok yüksek olduğu için oyuncularımızın karar verme süreçlerini hızlandıracak çalışmalar yaptık. Takım olarak sahada mücadele gücü yüksek, disiplinli ve birbirine bağlı bir görüntü ortaya koymayı hedefledik.
Hazırlık sürecinde oyuncularımız büyük özveri gösterdi. Turnuva boyunca elde ettiğimiz sonuçlar da yapılan çalışmaların karşılığını aldığımızı gösterdi. Ancak gelişime açık birçok alanımız olduğunu biliyoruz ve ikinci etap öncesinde bu çalışmalarımıza aynı ciddiyetle devam edeceğiz.
ZE: Milli takımımızın turnuva performansını nasıl değerlendiriyorsunuz? Beklentinizin ne kadarı sahada karşılandı? İkinci etap öncesinde neleri daha iyi yapmalıyız?
YB: Genel anlamda turnuvayı başarılı buluyorum. Grup aşamasında Letonya, Macaristan ve Norveç karşısında üç galibiyet alarak grubumuzu lider tamamladık. Ardından ev sahibi Hırvatistan'ı çeyrek finalde mağlup ederek son dört takım arasına kalmayı başardık. Bu sonuçlar, takımımızın doğru yolda olduğunun önemli göstergelerinden biri.
Elbette yarı finalde İsviçre'ye ve üçüncülük maçında Romanya'ya karşı mağlup olmamız bizi üzdü. Sporun doğasında kazanmak da kaybetmek de var ancak bu karşılaşmalar bize gelişim alanlarımızı da net şekilde gösterdi. Özellikle üst düzey takımlara karşı oynarken maçın kritik anlarında hata oranımızı daha da aşağı çekmemiz gerekiyor. Bunun yanında temas bölgelerinde daha etkili olmak, top koruma kalitemizi artırmak ve hücum sürekliliğini daha uzun süre devam ettirebilmek ikinci etap öncesindeki öncelikli çalışma başlıklarımız arasında yer alıyor.
Turnuvayı dördüncü sırada tamamlamak bizim için önemli bir başarı olmakla birlikte, oyuncularımızın potansiyelini düşündüğümüzde daha yukarıları hedefleyebileceğimizi biliyoruz. Bu nedenle elde ettiğimiz sonuçtan memnun olmakla beraber gelişim motivasyonumuzu da koruyoruz.
ZE: Avrupa Trophy'sinde oynanan ragbi ve turnuva ortamı üzerine ne söylemek istersiniz? Antrenör olarak gözlemlerinizi merak ediyorum.
YB: Makarska'da düzenlenen Avrupa Trophy'nin ilk ayağı, organizasyon kalitesi ve sahadaki rekabet düzeyi açısından oldukça değerli bir turnuva oldu. Katılan takımların büyük bölümü fiziksel olarak güçlü, temas oyununu ön planda tutan ve oyunun temel prensiplerine oldukça hakim ekiplerden oluşuyordu.
Özellikle grubumuzda yer alan Letonya, Macaristan ve Norveç ile üçüncülük maçında karşılaştığımız Romanya'nın sert ve fiziksel temasa dayalı bir oyun anlayışına sahip olduğunu gördük. Bu takımlar temas bölgelerinde baskı kurmayı ve rakiplerini fiziksel mücadeleyle yıpratmayı tercih eden ekiplerdi. Bu durum turnuvanın genel sertlik seviyesini de yükseltti.
Bunun yanında Avrupa'daki birçok takımın uzun yıllardır aynı oyun sistemi içerisinde çalıştığını, oyuncu gelişim programlarının oldukça oturmuş olduğunu gözlemledik. Saha dışında ise tüm takımların ragbi kültürüne yakışan bir saygı ve sportmenlik ortamı içerisinde hareket ettiğini görmek sevindiriciydi. Ragbi, sertliğin yanında büyük bir saygı kültürünü de içerisinde barındıran bir spor ve turnuva boyunca bunun güzel örneklerine şahit olduk.
Bizim açımızdan bu tür organizasyonlar yalnızca sonuç elde etmek için değil, Avrupa seviyesindeki oyun trendlerini görmek, rakipleri analiz etmek ve kendi gelişim alanlarımızı belirlemek açısından da çok önemli. Turnuvadan hem sportif anlamda hem de tecrübe anlamında önemli kazanımlarla ayrıldığımızı düşünüyorum.