Avrupa Trophy Serisi'nde ülkemizi temsil eden 7'li Ragbi Büyük Erkek Milli Takımımız, 26-28 Haziran tarihlerinde, serinin ikinci etap müsabakaları için Kişinev'de mesaideydi. İlk etabı dördüncü olarak tamamlayan Milli Takımımız, kürsü hedefiyle geldiği ikinci etaba, C grubunda başladı. Rakiplerimiz; Romanya, Letonya ve Norveç olacaktı. Hazırlıklarını Bolu Olimpiyat Hazırlık Merkezi'nde tamamlayan Türkiye'de, ilk etaptaki kadrosundan farklı olarak üç yeni isme, Burak Özgen, Mertcan Pabuşçu ve Recep Boğaç Aytünür'e şans verilmişti.
26 Haziran Cuma sabahı saat 9.00'da erkek maçlarının açılışını yapıyordu Milli Takımımız. Letonya karşısında maçın ilk saniyelerinden itibaren ağırlığını sahaya koyan Türkiye, maç sonuna kadar oyunu kontrol ediyor; rakibin el becerisi hatalarıyla kazandığı kenetlenme(scrum) avantajlarını sayıya çeviriyor; yaptığı iyi savunma ile rakibinin oyununu geliştirmesine izin vermiyordu. Maç içerisinde yaptığımız tek paylaşım hatasını ise, sayıya dönüştürmeyi başarmıştı Letonya. Savunma arkasına vuruş denediğimiz iki pozisyonu, açık alan organizasyonu olarak kullanmayı tercih etsek, belki de ilk yarının sonunda skor farkını iyice açacaktık. Maçın bitiş düdüğü çaldığında skor, 22-5 Türkiye lehineydi.

Akşam seansında rakibimiz, Norveç idi. İlk beş dakikada bulduğumuz 12 sayı ile öne geçtiğimiz maçta, kısa sürede gelen 14 Norveç sayısıyla, devreye, 14-12 geride girmiştik. İkinci yarının başında, yapılması gereken doğru hamleyi yapmış ve savunma sertliğini arttırmıştık. Bu tercihimizin meyvelerini ilk dakikayla birlikte almaya başladık. Rakibi hataya zorluyor, elimize gelen fırsatlarla skor üretiyorduk. Arkamıza aldığımız rüzgarla beraber galibiyete koşuyorduk. 33-14'lük skorla ilk günü tamamlamıştık. İyi savunma yaptığımızda sonuç alabildiğimizi bir kez daha görmüş olduk.
İkinci günün sabahında, tanıdık bir rakip karşısında sahadaydık. Makarska'da, üçüncülük maçında karşılaştığımız Romanya ile grup liderliği için oynuyorduk. Başlama vuruşuyla birlikte sakin kalarak, sabırla boşluğu aradı takımımız. Arayışımız 2. dakika sonlanacak ve maçta 7-0 öne geçecektik. Sonraki süreçte, karşılıklı denemelere ve el becerisi hatalarına şahit olduk. Skora ulaşan bu kez Romanya oluyor, skorda eşitliği sağlıyordu. Oyunun yönünü merkezden yaptığımız makaslarla sık sık değiştiriyor, rakibi ters ayakla yakalayıp, bir boşluğa saplanmaya çalışıyorduk. İlk yarının son dakikasında rakip sahaya yaptığımız uzun vuruşu değerlendirecek, 14-7 ile devre arasına gidecektik. İkinci yarıda, sahanın her yerinde Türkiye'nin baskısı hissediliyor, oyunun iki yönünde de Romanya'ya şans tanınmıyordu. Sayılarını üretmeye devam eden Türkiye, 26-7'lik skorla maçtan galip ayrılmayı başardı.

Öğleden sonra başlayan çeyrek finallerle birlikte, telafisi olmayan dönemeçe girmiştik. En iyi iki üçüncüden biri olarak çeyrek finale gelen Hırvatistan ile eşleşmiştik. Rakimiz, oyunu başlatan vuruşu yapıyor, kendi vuruşunu çalıyor ve 30. saniyede skoru üretiyordu. Rakipten yenen bu tokadın üzerine silkelenen Milli Takımımız, önce skoru eşitleyecek, ilk devre bitmeden öne geçmeyi başaracaktı. Maçın kalanında da vites arttırmaya ihtiyaç duymadan, 17-5'lik skorla kazanıp, yarı finale yürüyorduk. Savunma gayretimiz karşısında rakibimiz çözüm üretemezken, yaptıkları el becerisi hataları oyunlarına taşımalarına engel oldu. İhtiyacı olan çözümleri üreten takımımız ise, Makarska'nın ardından Kişinev'de de yarı final görmeyi başarıyordu.
Turnuvadaki en önemli maçımıza İsviçre karşısında yarı finalde çıkıyorduk. Final ayarındaki bu karşılaşmayı aşmak, birincilik basamağı için büyük bir fırsat olacaktı. Başlama vuruşlarından itibaren rakibimiz İsviçre, özellikle ilk yarıda, çok baskın ve tek taraflı bir oyun oynadı. Art arda buldukları sayılarla devreye 28-0 önde gittiler. Milli takımımız; ikinci yarıda topu paylaşıp, alan yaratmaya çabalasa da İsviçre'nin başarılı savunması karşısında boşluk yaratamıyor, yaptığı top kayıplarıyla da kolay sayılar hediye ediyordu. Erken final niteliğindeki bu karşılaşmada performansımız beklentimizin altında kalırken, kabuğumuzu kıramayışımızdaki en önemli etken, rakibimizin dominasyonuydu. Başlama vuruşlarında karşılama merkezimize vurulan yüksek toplarda, çeyrek final maçında olduğu gibi yarı finalde de sıkıntı yaşadık. İlk dakikalar içerisinde yenen erken sayılarla, maçlara 1-0 geride başladık. Çok etkili başlangıç vuruşları kullanan rakibimiz, karşılamada işimizi epey zorlaştırırken, üçüncü sayıları öncesinde yaptıkları vuruş, muazzamdı. Oyun içerisinde kullanılan degaj(kick) tercihleri üzerine düşünmemiz gerekiyor. Tehlikeli bölgede baskı yerken degaj ile çıkmak anlaşılabilir bir tercih iken, bizim gibi top paylaşımı ve alan yaratma becerisi iyi olan bir takımın açık alanda ilk seçenek olarak degaj kullanmasını mantıklı bulmuyorum. Topun ne kadar kıymetli olduğunu, savunma yaptığımız anlarda yıpranırken daha iyi anlıyor olmalıyız. Maçın dördüncü dakikasında, rakip beş metreye kadar gelip yaptığımız top kaybı, maçın kritik eşiklerinden biriydi. Sahadaki boşluklara atak edip, oyunu genişletmek yerine kalabalıklar içerisine dalıp, teması tercih etmemizle gelen top kaybı, az daha bir sayı olarak aleyhimize işlenecekti. Yine yediğimiz ikinci sayı öncesinde, degaj yapacak zaman varken, kontak tercihi ve devamında gelen top kaybı; yediğimiz üçüncü sayı öncesinde, adam paylaşımındaki sıkıntı ve aynı rakibe iki oyuncumuzun yükselmesi; rakibin dördüncü sayısı öncesinde, Türkiye yığınına(ruck) kalabalık bir şekilde atak edilirken, desteğe geç kalışımız; beşinci sayı öncesinde, oyunumuzu olgunlaştırmaya çalışırken, yığından kaçan topa sahip çıkamayışımız... Pahalıya mál olan bu detaylar, biliyorum ki tecrübeyle de ilişkili. Yarı finalleri yeni oynamaya başlayan bu takım, bu hatalarla pişecek ve inanıyorum ki iki yıl içerisinde ''Şampiyonluk Serisi''nde yer alacak. Trophy tarihimizdeki ilk kürsü için üçüncülük maçını bekleyecektik.

Son 14 dakikasını, turnuva boyunca izlemeye alıştığımız bir performansla oynadı Milli Takımımız. İlk topla birlikte ağırlığını koyuyor, baskısıyla kazandığı topları skora dönüştürüyor ve farkı hızla açıyordu. Tek taraflı bir ilk yarının ardından 21-0 ile devre arasına gidiyorduk. İkinci yarının bir bölümünde, İsveç, reaksiyon vermeye çalışsa da yeterli olmuyordu. Zaten daha büyük bir kırılmaya Türk savunması izin vermeyecekti. Maçın sonunda bir sayı daha bularak skoru tayin eden Türkiye, 26-10 kazanarak, tarihinde ilk defa Avrupa Trophy'sinde madalya kazanmış oluyordu.
Üzerine koyarak devam eden, hem oyununu hem de büyük anlara dair tecrübesini büyüten 7'li Ragbi Büyük Erkek Milli Takımımız, üst seviyeye yükselmek için kritik bir adımı attı. Gelişim sürecinin bu şekilde devamı, Şampiyonluk Serisi bekleyişimizi çok fazla uzatmayacak. Emeği geçenleri tebrik ediyorum.
NOT: Fotoğraflar, Türkiye Ragbi Federasyonu instagram hesabı ve Rugby Europe facebook hesabından alınmıştır.