VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
BİZE ULAŞIN
YAZARLAR
Edirne Ahval Haber - edirneahval.com

@ Haber Tarihi : 11 Ağustos 2020 09:33:25

0 Yorum

Kez Okundu.

Makedonya’dan Mektup...

    "İnanır mısın? Bakışımda hayalin bulutlar arasında canlanmıştı" böyle yazıyordu. Beş asker arkadaşın, cılız bedenleriyle göğe uzanan, siyah beyaz papatyaların arasında oturup o an'ı ölümsüzleştirdikleri günden yadigar fotoğrafın arkasında.Dedemle tanışmamıştım.Anneannem de üçüncü anneannemdi.Şimdi size biraz tuhaf gelecektir. Gerçek anneannem yani annemin annesi bir,küçük bir çocukken tüm mahalle çocuklarının komşu anne dediği, bitişik evde kadın başına yaşayan ve masmavi gözleriyle kucağında anneannemin hasretini hafiflettiğim anneannem iki ve bu iki güzel kadını aynı sene kaybettikten bir süre sonra hayatıma giren üçüncü anneannem;eşimin anneannesiydi. 
    Fotoğrafta; başları dik,yüzleri papatyalara öykünerek uzak ama aydınlık bir geleceğe  bakan iki askerden hangisinin dedem olduğunu ayırt edemedim.Merak dolu bitmek bilmez sorularıma zamanla alışan anneannem,sessizliğimden olsa gerek solumuzda,elinde sigara tutan askeri kastederek "O zamanlar içermiş şu meredi.Sonra sonra çocuklara içmesinler diye yapmadığını bırakmadı rahmetlik"
_ Askerlik zamanında tanışıyor muydunuz?
_ Tabi yavrum, zaten bahçe komşusuyduk. Soğuğu, kasveti kemiklerimden ziyade çocukluğuma işleyen, Başkent Kalesi'nin gölgesinin düştüğü bir mahalleydi. Ben orda doğup, büyümüştüm. Deden, amcası ve yengesiyle komşu olarak geldiklerinde  sarı saçları ,yeşile çalan gözleriyle askerlik çağına gelmiş filinta gibi bir delikanlıydı.
_ Kaç yılında evlendiniz?
_ Teyzem,Atatürk vefat ettiğinde iki yaşında ya vardın ya yoktun derdi. Hesaplayın işte; on altı yaşımdan çıkmadan da dedenle nişanladılar. O zamanlar askerlik iki seneydi. Tezkeresini alınca da evlendik.
_ Peki ya bu,bu fotoğraf nerede çekildi?
_ Ver bir bakayım.Neresiydi orası amaan...Eminönü'nün karşısı işte 
_ Galata mı?
_ Ha yaşa Galata Köprüsü'nden Fındıklı'ya doğru giden rıhtımda çekilmişti.Deden de limandaki makinaları tamir ederdi.Hep anlatırım ya hani teyzemin kızları Alamanya'daki  Pervin ile Nevin'i,onlar gelmişti.Pervin'in kocası bu bizim Necdet koca yaz elinde kara kutu bütün gün çak çak basar dururdu.Sergi mi yapacakmış ne Alamanya'larda,o gün de tutturduydu illa bana baksana diye.Orda ben yüklüyüm büyük dayına o mendeburu dinleyip kendimi elin ecnebilerine mi sergileteceğim.Dedenin de canını sıktı ya o gün,deden zaten saman alevi adam,iş güç üstü başı yağ kir içinde,yorgunluk da cabası günlerce eve uğrayamıyor.Uğrasa daha beter evde misafirlerle birlikte dört boğaz,yolda bir bebe misafirler ne zaman gidecek Allah bilir.Benim akrabalarım ama insan halinden de anlamıyorlar.Onların yüzünden dedenin karşısında ben ezildikçe ezildim.Rahmetli ,"Bir de seni düşünmeyeyim,gözüm arkada kalmasın üzme sen kendini" derdi.Allah var şimdi Necdet'in bu hareketlerine ben dayını kucağıma alıp hastaneden eve gelene kadar da sabır gösterdi. 
_  Dedemin sana uzattığı kağıt ne hatırlıyor musun?
_ Hatırlamaz olur muyum hiç.Büyük amcası,Makedonya'dan mektup gönderirdi.Bazen içinde para da olurdu.Ama ne yazdığını bilmem.Yeni harflerle ilkokulu bitirmiştim.Amcası mektupları eski Türkçe yazardı.Anamı,babamı küçük yaşta kaybedip önce yetim sonra da öksüz kalınca teyzem beni baş göz edene kadar yanına almıştı.Mahallede kuran kursu açılırdı açılmasına ama ben dururken evi kim çekip çevirecekti.Yine de Allah ,ona razı olacağı hal ve hareketler ihsan etsin.Bakma şimdi  Kur'an okur,namazımı kılarım ama hep yeni Türkçeyle  İhlas suresini "Gul huvallâhu ehad" diye öğretirler mektepte ben onu "Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla.De ki: O Allah birdir" diye öğrendim.Rahmetli' den nikahtan sonra Kuran kursuna göndermesini istemiştim.O da bana "Beni kapıda konuştuğun dilde karşılıyorsun, uğurluyorsun da neden konuştuğun dilde dua etmeyesin.İlla kursa gideceksen başka kursa müsade ederim" demişti.Dua kitaplarından yeni Türkçesini öğrenince dikiş nakışa gittim.Konu komşuya perde, örtü çeyizlik eşya,nişanlık elbise dikerek senelerce çatımızın altında pişen çorbada az da olsa tuzum bulundu.Çocukların üstünü başını giydirdim, yemeklik masrafını çıkardım.
_ Oğlum,olmaz sen gel buraya ,bak büyükanneyle bir şey konuşuyoruz.
_ Of anam,ben üst üste üç çocuk büyüttüm.Küçüğünü kundaklarım ortancanın önüne dökerdim mandallları,büyüğüne de getir götür işleri verirdim.Çıt çıkarmazlardı.Öyle gözlerini korkuttuğum da yoktu hani çocuk adam yaramazlık yapmadan nasıl büyüyecek.Onlar uyuyunca sabaha kadar elimde yüsük,makas,iğne biçer dikerdim.Çok sonra dikiş makinası çıktı da biraz kolaylaştı.Zamane çocuklarının yedikleri içtikleri başka annem nasıl benimkiler gibi olsun.O zaman televizyon yok,telefon yok,işi gücü bırakıp hangi birini oyalayım.Hey gidi günler öyle böyle göz açıp kapayıncaya geçti yıllar,büyüdü çocuklar.Hadi kızım sen şu hayduta bak bakalım ne istiyormuş.Ben de bir abdest alayım da kazaya kalmayayım.

Henüz Bu Haber İçin Yorum Yapılmamış
Adınız Soyadınız
Güvenlik Kodu
BENZER HABERLER