VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
BİZE ULAŞIN
YAZARLAR
Edirne Ahval Haber - edirneahval.com

@ Haber Tarihi : 02 Şubat 2021 10:28:23

0 Yorum

Kez Okundu.

Sağım solum sobe

Hatırlıyorum; oyunlardan en çok saklambacı severdik.

Ben, hep ebe olurdum. Dört yöne uzanan bir yol ağzında; yumduğum gözlerimi ikişer ikişer sayıp varınca yüz sayısına açardım, komşu bir evin duvarında. Bir o yana bir bu yana bakıp koşardım soluk soluğa yollarda. Demek ki daha o günlerde yazılmış; aradığımı bulamamak alnıma.

Sen de, saklanmayı severdin. Yerin pek değişmezdi. Ya tuğladan bir duvar arkası ya da çoğumuzun korkudan giremediği; mezarlığa giden yoldaki izbe çalılıklar. Belki de sırra kadem basmak çocukluktan kalma bir alışkanlık.

Aynı mahalle okuluna giderdik. Ben bir sınıf üstteydim. İki ile ikinin dört ettiğini senden önce öğrenmiştim. Ama beş olacağını hiç hesap edemedim.

Çoğu zaman mahalledeki kızlarla ip atlar, evcilik oynardın. Yağmur yağar sokağın toprak yolu hamur kıvamlı çamur halini alırsa iki çiviyle iki ezeli düşmana dönüşürdük. Kendi doğru çizgilerimizle kendi sınırlarımızı çizmeyi daha o zamandan mı öğrendik?

Bir gün, kıvrılmış işaret parmağının içine oturttuğun rengi soluk, pürüzlü yüzeyi olan bir misketle karşımda dikilip "Bu oyunu bana da öğret" demiştin. Gülmüştüm, gülüşüm gücendirmişti. "Gel, hadi gel! Bu misket artık senin kafliğin " diyerek çukur, üçgen bildiğim ne varsa sana öğretmiş kısa zaman içinde kazandığın oyunlarla bir avuç misket sahibi olmuştun.

Yıllar çocukluğumuzun üzerinden bir bulut gibi geçerken biz de birbirine bakan iki kıta gibi zaman içinde yavaş yavaş uzaklaştık.

Büyüdük. Tekrar karşılaştığımızda yüzündeki çiller kaybolmuş, o çelimsiz vücut hatları çok güzel bir kadın olmuştu. Eski mahallenin yeni mezarlığına bakan yamacında oturup çocukluk günlerimizi yâd etmiştik. Sırtımızda güneşi batırmış, karşımızdaki selvi ağaçları gibi iki karaltı halini alırken omzuma dokunup "Akşam ebesi" demiştin.

O serin yaz akşamından sonra bir daha hiç görüşmedik. Ayrı şehirlerde aynı çocukluk anılarımızı anlatıp durduk. Çocukluğumun şehrine geri dönmek için eşyalarımı toplarken bulduğum bir resim zihnimi bu satırlara taşıdı. Senden hatıra kalan bu tek fotoğrafta; sizin evin merdivenlerinde el ele oturmuşuz. Senin ayağında kırmızı, çapraz bantlı ayakkabıların, benim beyaz spor ayakkabılarım var. İkimiz de kısa pantolonlarımızı giyip çocukça gülmüşüz. Dizlerinde yara bandı, fotoğrafın arkasında da bir tarih yazılı; sene bin dokuz yüz seksen altı, haziran ayı.

O kadar çok şey değişti ki; ben, sen, yara bantlarının yeri…

Bir tek çocukluğumuz kaldı geriye bir de gizlenmekte ki ustalığın "Hadi, çık ortaya. Kurtsun!"

  

Henüz Bu Haber İçin Yorum Yapılmamış
Adınız Soyadınız
Güvenlik Kodu
BENZER HABERLER