İYİ Parti Sosyal Politikalardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. İpek Özkal Sayan, geniş kapsamlı bir Edirne programı için kente geldi. Edirne’yi "hoşgörünün, emeğin ve direncin şehri" olarak nitelendiren Sayan, ziyaretleri öncesinde İYİ Parti Edirne İl Başkanlığı’nda basın mensuplarıyla buluşarak Türkiye’nin sosyal ve ekonomik gündemine dair çarpıcı açıklamalarda bulundu. Sayan'a İYİ Parti Edirne Milletvekili Mehmet Akalın, İYİ Parti Edirne İl Başkanı Hasan Hakan Şahin ve İYİ Parti Merkez İlçe Başkanı İlkay Kuş da eşlik etti.
Sayan, İl Başkanlığı’ndaki teşkilat buluşmasının ardından sırasıyla ETSO Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Elmas Aslan, Edirne Emekliler Derneği, Saraçlar Caddesi ve Kapalı Çarşı esnafı, Edirne Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği, ETSO Başkanı Sezai Irmak ve son olarak Cumartesi Pazarı'nı ziyaret edecek.
"İYİ PARTİ EMEKLİLERİN PARTİSİ OLACAK"
Edirne nüfusunun yaşlı yapısına ve emeklilerin ekonomik darboğazına dikkat çeken Sayan,"Edirne çok önemli bir şehrimiz. Sadece bir sınır kenti değil; aynı zamanda hoşgörünün, emeğin ve direncin de şehri. Ancak ne yazık ki Türkiye’deki tüm şehirler gibi Edirne’nin de ciddi sorunları var. Çalışarak geldim buraya. Edirne halkının yaşadığı, hissettiği sıkıntıları Türkiye’nin dört bir yanında görüyoruz. Edirne özelinde baktığımızda nüfusun yaklaşık 423 bin civarında olduğunu ve daha çok yaşlı nüfustan oluştuğunu biliyoruz. Bu nedenle özellikle emeklilere ve yaş almış vatandaşlarımıza yönelik politikaların burada ayrı bir önemi var. Hatta Edirne ekonomisinin büyük ölçüde emekli maaşlarıyla döndüğünü söylemek yanlış olmaz. Ama bugün geldiğimiz noktada en düşük emekli maaşı yaklaşık 20 bin lira. Böyle bir dönemde bu parayla Türkiye’nin hiçbir yerinde geçinmek mümkün değil. İstanbul’u, Ankara’yı, İzmir’i bir kenara bırakalım; en küçük şehirde bile bu gelirle yaşam sürdürülemez. Sayın Genel Başkanımız Müsavat Dervişoğlu’nun selamlarını da getirdim. Kendisi özellikle şunu vurguluyor: 'İYİ Parti, emeklilerin partisi olacak.' Türkiye’de artık emeklilerin bir partisi olacak ve o da İYİ Parti olacak. Bu konuda çok ciddi çalışmalarımız, politikalarımız ve hazırlıklarımız var. Yakın zamanda bunları daha detaylı şekilde paylaşacağız. Ama gerçek şu ki Türkiye’de artık yaşamak, nefes almak, özellikle bir emekli olarak ocağını kaynatmak son derece zor hale geldi. Emekliler torunlarına harçlık veremediği için 'İnşallah ziyarete gelmezler' demek zorunda kalıyor. Böyle bir tablo kabul edilemez" dedi.
TARIMDAKİ KRİZ VE "GÜBRE KORİDORU" ELEŞTİRİSİ
Edirne’nin tarımsal gücünün maliyetler altında ezildiğini belirten Sayan, dış politikanın tarıma etkilerini aktararak, "Bunun dışında, dün başkanımızla da konuştuk; Edirne aynı zamanda bir tarım şehri. Çeltik, pirinç, ayçiçeği, buğday üretimi açısından çok önemli bir merkez. Ancak tarımda yaşanan sorunlar ortada. İktidar bu sorunları çoğu zaman savaşlara bağlasa da biz bunun yeni bir mesele olmadığını biliyoruz. Türkiye’de ekonomi uzun süredir kötü yönetiliyor. 2001 krizinden sonra toparlanamayan bir yapı söz konusu. Akaryakıt zamları, mazot fiyatları, gübre fabrikalarının özelleştirilmesi, gübrenin ve tohumun ithal edilmesi çiftçiyi çok zor durumda bıraktı. Edirne’nin bereketli topraklarında üretim yapan çiftçilerimiz artan maliyetler nedeniyle toprağı işleyemez hale geliyor. Bu sadece Edirne’nin değil, tüm Türkiye’nin sorunu. Bu yüzden soframıza gelen gıda bu kadar pahalı. Geçtiğimiz günlerde Sayın Genel Başkanımız Ankara’da bir pazar ziyareti yaptı. Domates 300 lira, sivri biber 450 lira, salatalık 150 liraydı. Şimdi ise yeni bir endişe var: Eğer bölgesel bir savaş daha da büyürse bu fiyatların katlanarak artacağı konuşuluyor. Çünkü Türkiye’nin bu tür krizlere karşı yeterli bir stratejisi yok. Savaş aylar öncesinden sinyal verirken gerekli önlemler alınmadı. Örneğin, azotlu gübrenin toprağa ulaşması gereken dönemde gemiler Hürmüz Boğazı’nda bekledi ve gübre tarlaya ulaşamadı. Bu süreçte Türkiye’nin bir 'gübre koridoru' oluşturması gerekirdi. Diplomatik girişimler yapması gerekirdi. Ancak yapılmadı. Buna karşılık ABD ve İran, arabulucu olarak Pakistan’ı tercih etti ve görüşmeler İslamabad’da yapıldı. Çünkü Pakistan bu süreci iç politikaya malzeme yapmadı. Oysa Türkiye’de dış politika çoğu zaman iç politika aracı olarak kullanılıyor" şeklinde konuştu.
'LİYAKAT SİSTEMİ ÇÖKMÜŞ, SADAKAT SİSTEMİ GELMİŞTİR'
Gençlerin geleceğe dair umutsuzluğunu ve bürokrasideki partizanlaşmayı sert bir dille eleştiren Prof. Dr. İpek Özkal Sayan, "Gençlere değinmeden geçemeyeceğim. Sosyal politikalarla ilgilendiğim için gençlerin durumu beni özellikle endişelendiriyor. Gençlerimize yaşam alanı açamıyoruz. Çoğu genç bir an önce yurt dışına gitmek istiyor. Özellikle sınır bölgesinde yaşayan gençler Avrupa’daki akranlarının yaşamını görüyor ve kendi durumlarıyla kıyaslıyor. Üniversitede öğrencilerle sürekli temas halindeyim. Onlara 'Mezun olduğunuzda kendi emeğinizle iş bulabileceğinize inanıyor musunuz?' diye soruyorum. Verdikleri cevap çok net: 'Hocam, torpilimiz yoksa hiçbir şey yapamayız.' Bunu söyleyen öğrenciler Türkiye’nin en iyi üniversitelerinde okuyan gençler. Eğer Mülkiye öğrencisi bunu söylüyorsa, diğer üniversitelerdeki gençler ne yapsın? Türkiye’de liyakat sistemi çökmüş durumda. Yerine sadakat sistemi gelmiş. Kime sadakat? Partiye sadakat. Özellikle iktidar partisine sadakat. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile birlikte Cumhurbaşkanı aynı zamanda bir parti lideri olduğu için devletin tüm kurumları partizanlaşmış durumda. Üç numaralı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile birçok üst düzey atama tek imzayla yapılabiliyor. Bu da bürokrasiyi tamamen siyasi hale getiriyor. Oysa bürokrasi devletin omurgasıdır. Liyakatli kadrolarla güçlenmesi gerekirken, bugün tam tersi bir tablo var. İdari bürokrasi, akademik bürokrasi, adli bürokrasi… Hepsi siyasetin etkisi altında. Hakimler ve Savcılar Kurulu’nun yapısı ortada. Üyelerin önemli bir kısmı siyasi mekanizmalarla belirleniyor. Böyle bir sistemde yargı bağımsızlığından söz edilebilir mi? Elbette edilemez. Devlet ile hükümet arasındaki ayrım ortadan kalkmıştır. Uzun yıllardır ülkeyi yöneten iktidar, artık devletle özdeş hale gelmiştir" ifadelerini kullandı.
'GÜÇ ZEHİRLENMESİ'
Mevcut yönetim sisteminin denge ve denetleme mekanizmalarını yok ettiğini savunan Sayan, İYİ Parti’nin iktidara hazır olduğunu belirterek, "Bu nedenle yapılması gereken; yasama, yürütme ve yargı arasındaki dengenin yeniden kurulmasıdır. Bugün yasama etkisiz hale getirilmiş, yürütme ise tek elde toplanmıştır. Muhalefetin sunduğu yasa tekliflerinin kabul edildiğini görüyor musunuz? Görmüyorsunuz. Ancak sorumluluk paylaşılması gerektiğinde muhalefet masaya davet ediliyor. Bakanlar artık halk tarafından tanınmıyor bile. Çünkü seçilmiş değiller, atanmış durumdalar. Tüm yetki tek merkezde toplanmış durumda. Bugün sağlıkta, eğitimde, ekonomide yaşanan tüm sorunların temelinde bu sistem vardır. Uzun süre iktidarda kalmanın getirdiği bir 'güç zehirlenmesi' de söz konusudur. Ancak siyaset sadece sorunları anlatmak değildir; çözüm de sunmaktır. Biz İYİ Parti olarak buna hazırız. Gençlerin, emeklilerin, çalışanların, staj mağdurlarının, kademeli emeklilik bekleyenlerin sorunlarını çözmek için güçlü bir kadroya sahibiz. Kurultay sürecinden sonra partimiz ciddi bir ivme kazanmıştır. Çok çalışkan, donanımlı kadrolarımız var. Mecliste etkin mücadele veren milletvekillerimiz var. Sizlerden beklentimiz; destek vermenizdir. Eğer teveccüh gösterirseniz, bu iktidarı birlikte değiştirebiliriz. Yıllardır çözülemeyen sorunların çözüldüğünü hep birlikte görebiliriz" diye konuştu.
Adem Batuhan SEVER