Spor

Kırkpınar Ruhunu Yaşatan Efsane Pehlivanlar! İşte Tarihe Damga Vuran O İsimler

665. Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri öncesi er meydanının ölümsüz efsaneleri anılıyor! Kel Aliço, Koca Yusuf, Adalı Halil ve Kurtdereli Mehmet'in ilham veren hikayeleri haberimizde.

Edirne Ahval
Edirne Ahval
Editör
29 Haziran 2026 11:50

Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri'nin asırlardır süren geleneğinde yalnızca pehlivanlar değil, ustaların mirası da er meydanına çıkıyor.

Bu yıl 665'incisi düzenlenecek Kırkpınar Yağlı Güreşleri'nde kispet giyip çayıra çıkan yüzlerce pehlivan, rakibini yenmenin yanı sıra adını bu köklü geleneğin unutulmazları arasına yazdırmanın mücadelesini de veriyor.

Ellerine kına yakarak meydana çıkan pehlivanlar, cazgırın duası, davul ve zurnanın sesiyle çayıra yürürken, Kırkpınar tarihine damga vuran efsane başpehlivanları da gönüllerinde taşıyor.

Kel Aliço'nun sertliği, Koca Yusuf'un dünyaya nam salan gücü, Adalı Halil'in mertliği ve Kurtdereli Mehmet'in vakarı, bugün genç pehlivanların yolunu aydınlatan değerler arasında yer almaya devam ediyor.

Kimi Kel Aliço oluyor, kimi Kurtdereli

Er meydanında zaman zaman cazgırın manilerinde, zaman zaman pehlivanların niyet duasında anılan bu isimler, yağlı güreşin yalnızca bir spor değil, aynı zamanda ahlak, gelenek ve karakter meselesi olduğunu hatırlatıyor.

Yağlı güreşin hafızasında derin izler bırakan Kel Aliço, Koca Yusuf, Adalı Halil ve Kurtdereli Mehmet Pehlivan, bilek güçlerinin yanında duruşları, tevazuları ve er meydanındaki vakarlarıyla da anılıyor.

Kimi pehlivan, Kel Aliço'nun mücadeleci ruhundan ilham alıyor, kimi Koca Yusuf gibi dünyaya nam salmanın hayalini kuruyor. Kimi Adalı Halil'in mertliğini örnek alırken, kimi de Kurtdereli Mehmet Pehlivan'ın "Ben her güreşte arkamda Türk milletinin bulunduğunu düşünürüm." sözünde ifadesini bulan sorumluluk bilinciyle çayıra çıkıyor.

Cazgırların dualarında, ustaların nasihatlerinde, genç pehlivanların hedeflerinde ve seyircilerin hafızasında yer bulan efsane isimler, Kırkpınar'ın ruhunu da canlı tutuyor.

İşte o güreşin çınarları arasında yer alan ve ölümsüzleşmiş efsane isimler:

Kel Aliço

1844 yılında Plevne'de doğdu. Deliorman bölgesinin sert havasıyla güçlenen Kel Aliço, Kırkpınar'da estirdiği hava nedeniyle sarayın dikkatini çekti.

Sultan Abdülaziz'in pehlivanı Kavasoğlu İbrahim'e iyi bir rakip bulunması amacıyla başlatılan çalışmayla saraya gitti, güreşteki mahareti sayesinde saray başpehlivanı oldu. Kel Aliço, padişah Abdülaziz'le de güreşti.

Kırkpınar'da başpehlivanlığı 27 kez üst üste kimseye kaptırmadı. "Ustaların ustası" namıyla bilinen Kel Aliço, Kırkpınar'da fenomen olan efsanelerin en ünlüsüdür. İnatçılığı, acımasızlığıyla bir namı da gaddar olan Kel Aliço, el ense ve tırpan ustasıdır.

Çırağı Koca Yusuf'un meydan okumasıyla son meydana çıkışında Kel Aliço yaşına rağmen uzun süre güreş tuttuğu çırağını yendi. Koca Yusuf'un elini öpmesi ile güreşte jübilesini o gün yaptı.

Saçının azlığından dolayı 'Kel', güreşteki sertliği nedeniyle 'Gaddar' lakaplarıyla anılan Kel Aliço, 75 yaşında daha sonra adı verilecek İpsala'nın Kel Aliço pehlivan köyünde vefat etti.

Koca Yusuf

Bugün Bulgaristan'ın sınırları içinde yer alan Şumnu'da 1857 yılında doğdu. Atadan güreşçi Yusuf Pehlivan, Dursun Pehlivan ve Kel İsmail'den ilk güreş eğitimini aldı.

Kırkpınar'a ilk kez 1882 yılında katıldı. Namı arttıkça hem Fransa hem de Amerika'da güreşlere davet edildi, orada da meydanı rakiplerine dar eden Koca Yusuf, 1898 Amerika'daki güreşten dönerken bindiği geminin Sable Adası'nda batması sonucu yaşamını yitirdi.

"Türk gibi güçlü" sözü Koca Yusuf'un güreşlerini seyreden Fransızların deyimleri arasına girdi.

Adalı Halil

Adaiçi köyünde 1866 yılında doğan Adalı Halil, harman yerinde akranlarını yenerek başladığı güreşinde önce köy düğün meydanlarında daha sonra da Kırkpınar meydanında boy gösterdi.

Kel Aliço'yla 5,5 saat yaptığı güreş, kendisine Aliço'nun çırağı olması noktasında başarının kapısını araladı.

Kel Aliço'dan öğrendiği taktiklerle hem yurt içi hem yurt dışında meydanı rakiplerine dar etti, 18 kez Kırkpınar Başpehlivanı oldu.

"Sultanın Aslanı, Edirne Aslanı" unvanları yakıştırılan Adalı Halil, Koca Yusuf'un estirdiği deniz aşırı namı devam ettirdi. Paris ve Viyana'daki namlı güreşlerinin yanı sıra Şikago'da rakibinin kemiğini kırmasıyla daha da ünlendi.

Güreşi bırakması sonrası Edirne Tütün İdaresi'nde müstahdemlik yapan Adalı Halil 1927'de vefat etti.

Kurtdereli Mehmet

Kurtdereli Mehmet, 1872 yılında, o dönem Osmanlı toprağı olan, günümüzde ise Bulgaristan sınırları içinde kalan Tırnova'da doğdu.

Adalı Halil ve Kara Osman'ı 1899 Kırkpınarı'nda yenerek başpehlivan oldu. Kurtdereli Mehmet, Avrupa’da da güreşti ve dünya şampiyonu oldu.

Sultan 2. Abdülhamit ve Sultan Mehmet Reşat'ın madalya ile ödüllendirdiği Kurtdereli, 1911 yılında Taksim Talimhane Güreşlerinde rahatsızlıklarına rağmen İngiliz, Hollanda ve Macar güreşçileri yenerek "Cihan Şampiyonu" unvanını kazandı. Son güreşlerini bu yıl da yapan Kurtdereli, kispetini Kabe'ye bir pehlivan aracılığıyla yollayıp er meydanlarından çekildi.

Güreşten sonra başhakemlik yapan Kurtdereli'nin Anadolu Ajansına verdiği mülakatta "Güreşirken bütün Türk milletini arkamda hisseder ve onun şerefini korumak için her şeyi yapardım. Ve sanki bütün Türk milletinin kuvvetinin arkamdan dayandığını hissederdim." sözünü okuyan Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Kurtdereli'ye yazdığı övgü dolu mektup ve 1000 lira para ödüllü zarfı kendisine Salih Bozok ve Kılıç Ali ile ulaştırdı. Kurtdereli, Atatürk'ün mektubunu göz yaşlarıyla okudu.

Namlı bu pehlivanların dışında iri cüssesiyle anılan Filiz Nurullah, Hergeleci İbrahim, Çolak Mümin Molla, Er Sultan, Filibeli Kara Ahmet, Hançoğlu İbrahim, İpçi Hüseyin, Kara Ahmet, Katrancı Mehmet, Kavasoğlu İbrahim, Kazıkçı Kara Bekir, Nakkaşlı Eyüp, Şamdancıbaşı Kara İbo da hala güreş taktikleri ve kişilikleriyle güreş camiasında konuşulan isimler arasında yer alıyor.


 

Kaynak: AA

Yorum Yap

Düşüncelerinizi bizimle paylaşın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorumlar

0 yorum

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!