VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
BİZE ULAŞIN
YAZARLAR
Edirne Ahval Haber - edirneahval.com

@ Haber Tarihi : 20 Ekim 2020 10:47:47

0 Yorum

Kez Okundu.

Ustaların Ahval-i

“Her balkona bir süpürge alınsa, o bile bize yeter”

     

          2020-2021 Ahisi seçilen süpürge ustası Efgan Döşlüoğlu ile süpürgecilik mesleği hakkında röportaj yaptık.15 yaşında mesleğe başlayan Efgan Usta, o günden bugüne 40 senedir aynı mesleği icra etmekte. Kendisiyle süpürgeciliğin tarihini, mesleğinin günümüzdeki durumunu değerlendirdik. Süpürgeyi sanat, süpürgecileri ise zanaatkâr olarak yorumlayan Efgan Usta, tükenmekte olan mesleğinin en büyük sorunlarından birinin yetiştirilecek elemanın bulunmaması olduğunu söyledi.

“Kendinizden bahseder misiniz? Kaç yılında nasıl başladınız süpürgecilik mesleğine?”

        1965 Edirne doğumluyum. 1980 yılında liseyi bırakıp Edirne'de mesleğime başladım. 1984 yılında da Bağ-Kur'a kaydım yapıldı işime resmi olarak başlamış oldum. 1984'ten bu yana da işimi sürdürüyorum. 5,5 yıldır emekli olarak işimi yapıyorum. 40 yıllık tecrübem var.Babam da süpürgeciydi ve 55-56 yıl bu sanatı icra etti. Okuldan ayrılmadan evvel de tatillerde babamın yanında çalışıyordum. İşimi babamdan öğrendim. Çıraklık, kalfalık zamanlarımı babamın yanında çalışarak tamamladım. Çıraklık zamanında kendimizi yeterli görüyorduk ama baba biraz daha çalışmamızı, olgunlaşmamızı istiyordu. Uzun seneler babamın yanında kaldım. Sonradan iş yerimi açsam bile yine babamın kontrolünde çalışmaya devam ettim. Babamın; “Artık seni ayıralım bir iki makine ve ham madde alalım işine tek başına başla ve çıraklarını yetiştir” lafından sonra iş yerimi açıp çıraklar yetiştirmeye başladım. Fakat yetiştirdiğimiz çırakların çoğu fabrikacı oldular. Çünkü bu işin maddi getirisi insanların gözünü çok korkuttu. Çok kazancı net olan bir sanat değil. El Emeği ile yapılan bir iş. 

“Delikanlılar akşamüstü ip boyadığımız toz boyanın suyunun dolu olduğu tenekelere ellerini sokarlardı”
        Benim çıraklık zamanlarımda; delikanlılar akşamüstü ip boyadığımız toz boyanın suyunun dolu olduğu tenekelere ellerini sokarlardı. Elleri kırmızı, mavi renk olurdu. Sonra delikanlılarımız o boyalı ellerle kız tavlamak için mahalle arasında gezerlerdi. Elleri renkli olanlara “delikanlının işi iyi, süpürgecide çalışıyor, kızımıza bakar” diye yaklaşırlardı. Yani o dönem o ellere bulaşan boyalar, mesleğin, emeğin simgesi aynı zamanda maddi durumun da göstergesiydi. 

“Şimdi hiç kimse çocuğunu süpürgeciye verip, çalıştırmak istemiyor”

         Eski günlerde DSİ gibi kurumlar çalıştırmak için eleman arıyorlardı. Fakat süpürgecide çalışan delikanlının maaşı dönem resmi kurumlarda çalışanların maaşından 2 kat fazlaydı. Resmi daireleri tercih edip, memur olmak istemiyorlardı. Zamanla tam tersi oldu. Şimdi hiç kimse çocuğunu süpürgeciye verip, çalıştırmak istemiyor. Çünkü geleceği olan bir iş değil. Yaptığımız sanat, kalfası, çırağı, ustası varsa ilerleyebilen, yürüyebilen bir meslek halindedir. Alttan yetişen eleman şuan sıfır, hiç yok. Her ne kadar ücreti asgari ücretten fazla bile olsa yine de çocuklarını çırak olarak süpürgecide çalıştırmak istemiyorlar. Çıraklıktan sonra kalfa, kalfalıktan sonra usta olacak ve dükkân açacak fakat dükkân açtıktan sonra yanına alacağı kalfa, çırak yok. Bu iş tek başına olan iş değil. En az 3 kişi mutlaka olmalı. Zarici, sarıcı, bağlayıcı, olması gerekir. Bu işin hepsini bilen birisi tek başına yapsa en fazla 80-100 tane süpürge yapar o da onun harçlığına yeter para kazanmak için yapmaz. 

“Edirne'de süpürgecilik mesleğinin durumu nedir?”
          Kâr marjı çok düşük olan bir iş. Eskiden hem ekim, hem de satış anlamında Edirne süpürgede tekti. Kazanç hep böyle gider diyip çok üzerine düşmemişler. Meslek zamanla Adapazarı'na yayıldı. Biz Adapazarı'ndan geride kaldık. Çünkü Edirne'den ötesi yok sınır olarak. Örneğin; Kars tüccarı İstanbul'dan mal yüklemeye gelir dönerken de yol üstüne Adapazarı'na uğrar ve süpürgesini alır. Ama bizden öte yok. Aynı tüccara, “Edirne'ye gel buradan süpürge al” dediğin zaman mazot parasını hesaplayıp gelmez. Ama zaten Adapazarı'ndan geçtiği için malını alıp, gidiyor. Süpürgecilik zamanla, Samsun'a, İzmir-Ödemiş'e, Balıkesir-Susurluk'a, Tokat-Niksar'a yayıldı. 

“Her balkona bir süpürge alınsa, o bile bize yeter”
          Eskiden 600-700 metre bahçeli evler vardı. Hanımlar bahçeyi süpürürken haftada bir süpürgesini yenilerdi. Şimdi bahçeli ev kalmadı. Ama hiç kullanılmasa bile her balkona bir süpürge alınsa, o bile bize yeter. Şuanda Edirne'de çalışan, kayıtlı 10 tane esnaf kaldı. 

“Günümüzde süpürgecilik mesleğinin sorunlarından bahsettiniz. En büyük sorun sizce nedir?”
          Alttan elemanın yetişmemesi bizim en büyük dezavantajımız. Bizim daha önceden yetiştirdiğimiz elemanlar yavaş yavaş fabrikalardan emekli olmaya başladılar. Şimdiki zamanın dükkân sahipleri, fabrikadan emekli olan ustalarla işi yürütecekler. 

“Süpürgecilik mesleğinde de makineleşme süreci başladı mı? Yani eskiye ve diğer ülkelere kıyasla ülkemizde süpürgecilik mesleğinde el işçiliği zamanla yitiriliyor mu?”
         Şuanda İtalya'da, Almanya'da dünyanın her ülkesinde bu süpürgeler elbet kullanılıyor ama işçilikleri tabi ki farklı. Türkiye'de olduğumuz süreçte de bu süpürge mutlaka kullanılacak. Fakat büyük firmalar haline geleceğiz. Avrupa'da bir işletme en az 100 insanla çalışıyor. Bizim ülkemizdeki süpürgelerde el işçiliği var. El işçiliği kaybolana kadar devam edecek. Ama zamanla fabrikalaşmaya gidersek işin içine makineler girecek ve süpürge el sanatından çıkmış olacak. El sanatı dediğimizde ürünün makineye girmemiş olması lazım. Şuanda bizde de makineyle dikim yapılıyor. Artık dikici kalmadı. Eskiden avuç içlerine deri koyardık keffale dediğimiz, iğneyi vurduğumuz zaman elimize batmasın diye. Onu yapan insan kalmadı artık. Edirne'de elle süpürge diken kimse kalmadı. Tamamen makineye döndük. Makine 350 süpürge dikerken normal için eli 60-70 tane süpürge dikebiliyor. İnsanlarımız da yaşlanıyor iş güçleri de düşüyor. Gençliğinde 60-70 tane süpürge diken ustalar şimdi 40-50 tane süpürge dikebiliyor. 

“En büyük sorunun çırak yetişmemesi olduğunu söylediniz. Peki, teknolojinin gelişmesi süpürge için bir dezavantaj değil mi?”
         Elektrikli süpürgenin iş yaptığı yerde süpürge iş yapmaz. Ama süpürgenin iş yaptığı yerde de elektrikli süpürge iş yapmaz. Evlerin zeminine eksiden naylon kaplama yapılırdı üstünde de bir halı atılırdı. Teknoloji de pahalı olduğu için elektrikli süpürgeye ulaşabilmek zordu. O zamanlar evin içinde de bu şartlardan dolayı süpürge kullanıyorlardı. Şimdi ise teknolojiye ulaşmak ucuz, kolay oldu diğer taraftan yeni evlerin de şartlarına bakarsak normal bir daireyi süpürgeyle süpürürsek çok toz kalkar, toz kalkmasın diye elektrikli süpürge kullanılır. Fakat elektrikli süpürgeyi dışarıda kullanamayız. Beton zeminlerde, kaldırımlarda, bahçede elektrikli süpürgeyi kullanamayız. O zaman da süpürge şart. Sanatımızın doğu bölgesine doğru kaymasının sebebi o bölgelerde bahçeli evlerin hala olması. Yeni kurulan evlerin dahi bahçeleri oluyor. Süpürge, Suriye tarafında hala çok kullanılıyor. Ben de apartmanda oturuyorum. Süpürge benim de sadece balkonumda kullanabildiğim araç haline geldi.

“Kullanım alanı bu kadar daralan süpürgelerin satışı nerelere yapılıyor ?”    
        Bizim en güzel satış yaptığımız yerler okullardır. Okullar açıldığı zaman mutlaka süpürge alırlar. Belediyeler, resmi daireler bizim satış yaptığımız noktalar. Otomatik sokak süpürgeleri bozulduğu zaman kullanılmaz ama süpürgeler hep kullanılır. Belediyeler çoğu yerde yol kenarlarını, kaldırımları süpürgeyle temizlerler. Bu alanlar süpürgenin en güzel tüketim yerleri. 

“Burada hammadde az ve çok pahalı”    
         40 senelik esnafım biz de satış yapmak veya pazarlama durumumuz yok. Telefonumuz çalar siparişi alırız, ürünü göndeririz. Sipariş gelmezse ürünler birikir, kurutma sistemimiz var. Ürünleri havaya asıp, zeminle irtibatını keseriz. Biz 12 ay çalışırız ama 7 ay satış yaparız. Geriye kalan 5 ayı saymıyoruz. 5 ayı satışsız geçiriyoruz. Süpürge tüketimlerinin az olduğu zamanlar yani kış aylarında, bu süreye de dayanmak lazım. Dayanmak içinse sermaye birikiminin olması lazım. Sermayeyi halletseniz bile en az 600 metrekare alanınızın olması lazım. Burada hammadde az ve çok pahalı. Yurtdışından almayıp yurtiçinden az ama pahalı olan hammaddeden alsak süpürgenin maliyeti ve satış fiyatı artacak. Fakat ürettiğimiz süpürgeyi kullananlar zaten maddi olanakları dar olan insanlar. 40-50 TL kimse süpürgeye para vermez. Bu sefer almazsa ufak esnaf satış yapamaz. Makul fiyatlarda kalsın ki biz de işimize devam edelim. Türkiye'de en iyi hammadde Uzunköprü İlçesinin köylerinden çıkar.  Örneğin Yıldırım bölgesi en iyi süpürgenin çıktığı yerdir. Hava şartları ve toprak etkeninden ötürü.  Fakat hammadde yetmiyor. Çarşamba, Adapazarı, Tokat'ta hammadde ekilse de yetmiyor. Kars'tan, Erzurum'dan çok süpürge isteniyordu. Şimdi artık istenmiyor. Malımızın kalitesiz oluşundan değil artık ulaşım kolaylaştı. Tokat'ta mal üreten arabaya yükleyip ertesi gün Erzurum'a gidip satıyor. Biz ambarlarla çalışıyoruz.  Ambarla yerine ulaşana kadar süpürgelerimiz bozuluyor. Örneğin; bir kere Kars'a gitmiştim. Gördüğüm süpürgeler tanıdıktı. Ambarda öyle bir hale gelmiş ki ürün, kendi malımı bile tanıyamadım. 

“Edirne'mizde ot süpürgelerinin kullanım alanlarından biri de geleneksel aynalı süpürgelerimiz. Aynalı süpürgeler hakkındaki görüşleriniz neler, hak ettiği değeri görüyor mu sizce?”
            Gelin süpürgesini herkes yapar ama aynalı süpürgeyi Edirne yapar. Aynalı süpürge dediğinizde Edirne bilinir. Diğer illerde aynalı süpürge yapanlara; 'Siz bu süpürgelere ayna koyamazsınız' diyorum. Çünkü o bizim. Edirne'nin Selimiye'si, meyve sabunu gibi aynalı süpürgesi de vardır. Sahip çıkmazsak başkaları bunu sahiplenir. Küçüktür fazla hammaddeye gerek yoktur ve tek başınıza yapabilirsiniz. Süpürge imalatı bitse bile aynalı süpürge imalatı devam edecektir. Aynalı süpürge bizim gelenek, göreneğimizin simgesidir. Aynalı süpürge, gelin olan kızımızın temizliğini, çalışkanlığını simgeler ve mutlaka duvara asılır. Bizden sonraki nesil süpürge anlamında çalışmazsa bile aynalı süpürge üretimi yapacaktır. Ahi olarak bizim sözümüz dinlenecekse; ‘‘Aynalı süpürgeyi 50 kuruşa değil,1 liraya yapın,2 liraya satılsın' derim. Aynalı süpürgeyi yaparken el işçiliğinden kaçmamamız lazım.

“Yılın Ahisi seçildiniz. Bununla ilgili ne söylemek istersiniz ?”
           Ahilik, çok onur verici bir şey. Ben duyunca inanamadım. Gencim dedim ama diğer taraftan da 40 yıllık esnaftım. Çırak yetiştirmiş olmak gibi şartları var. Benim şuan çırağım kendi oğlum. Bir laf vardır; 'Kendine usta diyebilmen için; önce ustanı geçeceksin, sonra seni geçecek bir öğrenci yetiştireceksin'… Ahilikle beraber onu da edinmiş oldum. Ben buradan o komitede 2020 yılı ahisini seçme komitesinde yer alanlara, hepsine ayrı ayrı teşekkür ederim. Ahi Evran ve Ahilik müessesesinin Türkçenin yayılmasına kadar birçok şeye katkısı var, çok önemli rolleri var. Öyle ağır bir görev ki mesela zamanında Ahi'nin izin vermediği, onaylamadığı kimse dükkân bile açamıyormuş. Layık olabilirsem ne mutlu, layık olabilmek önemli. İki, üç ayda bir Ahiler olarak istişare etmek üzere toplanmamız lazım diye düşünüyorum. Çünkü Ahiler mesleklerinde önder olmuş insanlar. Belki bu toplanmalardan önemli şeyler ortaya çıkar. 
         Önemli olan güzel bir hatıra bırakmak. Ben kendimi şanslı görüyorum. Her gün birbirine benzemeyen süpürgeler imal ediyorum. Bunu da şehir dışına satıyorum. Şehir dışından Edirne'mize az çok para geliyor, katkı sağlıyoruz. 

Röportaj: Damla GÖÇ Fotoğraf: Ali KARAMAN

 

Henüz Bu Haber İçin Yorum Yapılmamış
Adınız Soyadınız
Güvenlik Kodu
BENZER HABERLER