‘Bastonuna Yaslanmış Bir Tarih Devrildi’

Damla GÖÇ AKYÜZ
Damla GÖÇ AKYÜZ
damlagoc@gmail.com
Yayınlanma 14.03.2026 - 12:22
Güncellenme 14.03.2026 - 12:29

İlber Ortaylı ve Edirne

Yazıyı sesli dinleyebilirsiniz.

Türk tarihçi, akademisyen, Türk Tarih Kurumu şeref üyesi Prof. Dr. İlber Ortaylı dün hayata gözlerini yumdu. Ortaylı’nın vefat haberi bende derin bir üzüntü bırakırken, Edirne’ye geldiği zamanlar gözlerimin önünden geçti. Tarihe not düşen, tarihi -özellikle genç nesile- sevdiren bir aydının bende bıraktığı etkisini yazmak istedim.

Tarih 31 Temmuz 2021… Öyle sıcak bir Edirne ki nasıl anlatılır bilmiyorum ama özellikle Edirne’yi bilenler ‘Tunca kupkuruydu! Meriç’te de serap görünüyordu!’ dersem anlayacaklardır… Edirne’yi bilmeyenler için de ‘asfalt ağladı’ diyebilirim. O kadar sıcaktı ki güneş gözlükleriniz yoksa iki adım ileriyi göremiyordunuz.

Gazeteciler, yaz aylarında böyle sıcaklarla, kış aylarında da dondurucu soğuklarla barışık, artık alışmış kişilerdir pek tepki vermezler böyle uç zamanlarda. Ama o gün o haberde gazeteciler bile ağladı be(!) dersem abartmış olmam sanırım.

Roman Gençlik Akademisi tarafından düzenlenen “Roman Dili ve Kültürü” çalıştayının konuğu olarak öylesine bir temmuz günü Edirne’ye gelen Ortaylı, arabasıyla yaklaştı ve önce bastonunu indirdiği araçtan inerek, ağır ağır yürüdü ve  o dönem Edirne Belediyesi’nin nikah salonu olarak hizmet veren Tarihi Elektrik Fabrikası bahçesindeki alana geldi. Kendisini karşılayan vatandaşlarla sohbet ederek yürürken, mesafe soluklana soluklana uzadı tabi… 

O sıcağa rağmen takım elbisesi, kravatıyla bastonuna dayanan bir bilge yürüyordu Edirne Tunca Nehri kıyısında.

Program başlayana kadar yanına gelen herkesle sohbet etti. Program başladı ve uzun uzun saatlerce ‘Roman Dili ve Kültürü’ üzerine söyleşide bulundu, bilgiler verdi. O kadar uzadı ki konuşması, sıcağın alnında üzerinde branda bulunan bir alanda ‘oturduğu yerde zorlanmıyor mu acaba’ diye düşünüp durdum onu izlerken, dinlerken. Terledikçe, zarif hareketlerle mendili elinde sildi alnını devam etti konuşmasına, tarihi anlatmaya…

Program bittiğinde göz göze geldik ‘Ammada sıcak ya’ diyerek gülümsedi. Sadece ‘haklısınız’ diyiverdim. Artık bu sıcakta çok yoruldu gider dinlenir derken etrafını saran kalabalığın kitaplarını tek tek imzaladı, tek tek sohbet etti. Büyük küçük demeden kestirip atmadan alçak gönüllülükle herkesle ilgilendi. Böyle durumlarda ne yapar ki insan hayran hayran izledim O’nu… 

Derken 13-15 yaşlarında bir genç belirdi yanında. Neredeyse bir paragraf dolusu Sovyet Rusya hakkında bir soru sordu. Döndü genç adama önce yaşını sorup sonra tebrik etti. Ve oturdu tekrardan bir sandalyeye başladı anlatmaya… 

Hocam 31 Temmuz günü Edirne’de üzerinizde takım elbise güneş tepenizde!… Bana mısın demedi çocukla sohbet etti ve kalkarken de ‘Şu kitapları okumalısın’ diyerek tavsiyede bulundu. Dedim ya başka ne yapar ki insan hayran hayran izledim o an… Bunca bilgi bunca yaşanmışlık bunca hayranlar derken hiç mi böbürlenmez bir insan?

Tüm naifliği ve tevazu içerisinde bir kez daha hayran bırakıp bastonuna dayanarak yürüdü bilge, aracına bindi… Bu hikaye de böyle sona erdi.

Dün; Türk tarihçi, akademisyen, yazar, aydın Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın vefat haberini duyunca o günkü Edirne sıcağı geldi oturdu göğsüme. Bu yazdıklarım geçti gözümün önünden.

Tarihe ışık tutmuş binlerce not düşmüş bilge Ortaylı’nın ardından ben de O’nun için tarihe bir not düşmek istedim.

Hoşçakal İlber Ortaylı, senden, derya deniz bilginden bir şeyler öğrenmek çok güzeldi…

Yorum Yap

Düşüncelerinizi bizimle paylaşın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorumlar

0 yorum

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!