Hepimizi derinden sarsan, hem fiziksel hem psikolojik olarak çok yıprandığımız bir süreçteyiz. Yıkılan birçok şey; kimisinin evi, kimisinin hayalleri… Biraz da olsa mucize haberlere sevinsek te, maalesef atlatması güç çok şey var. Bu durumda çok düşünemesek de, beslenmenin de önemi oldukça büyük. Özellikle depremzedelere ilk müdahale beslenme de hayati önem taşımaktadır. Hem enerji ve sıvı kaybı olsun, hem de bu afet durumlarında görülebilecek bazı sendromlar olsun, dikkat edilmediği sürece sağlık durumumuzu daha kötüye sürükleyebilir.
Enkaz altında kalan bireylerde, Crush Sendromu kesinlikle göz önünde bulundurulmalıdır. Peki nedir bu sendrom? Ezilme, göçük altında kalma, ağır darbe alma ve uzun süre hareketsiz kalma sonucunda birçok organ ve dokunun etkilendiği tıbbi bir durumdur. Normalde kas hücrelerinin içerisinde olması gereken protein, sıvılar ve potasyum gibi iyonlar, darbe sonucu hücre dışına çıkarak kan dolaşımına sızar. Bu durumun sonucunda; özellikle kalp ve böbreklerde çeşitli hasarlar meydana gelmektedir. Kan dolaşımında birikmesi diğer organlara da ciddi zarar verebilmektedir. Bu kişilerde akut böbrek yetmezliği başta olmak üzere, kalp yetmezliği, kardiyak aritmi ve solunum yetmezliği de görülebilmektedir. Bu sendromun sonucunda potasyumun kan dolaşımına sızması, darbe alan bireyi hiperkalemi( yüksek potasyum seviyesine) veya hipokalemiye(düşük potasyum seviyesine) sokabilir. Bu sebeple; ilk beslenme sürecinde potasyumdan zengin besinlerden kaçınmak gerekir. Muz, patates, bulgur gibi besinleri yavaş yavaş beslenmemize eklemek bu noktada oldukça önemlidir.
Bir diğer göz önünde bulundurulması gereken sendrom da Refeeding Sendromudur. Bu sendromda depremzede5 gün içerisinde çok az ya da hiç beslenmediyse ve ağırlık kaybı büyük ölçüde oluşmuşsa hızla başlayan yeniden beslenme sonucunda elektrolit ve metabolik bozukluklar yaşayabilir. Hipofosfatemi, hipomagnezemi gibi vücutta elektrolit dengesizliklerin oluşması; nörolojik, kardiyak yan etkiler veya ölüme bile sebep olabilir. Kişiye bireysel müdahale yapılmalı ve yeniden beslemeden önce ağırlık kaybına göre yavaş yavaş gün gün beslenmesi sağlanmalıdır.
Yaşamın devamlılığını sağlamak için doğal afet sırasında ve sonrasında yeterli miktarda su ve enerji alımının önemi büyüktür. Depremzedelere 2000 kaloriye yakın günlük enerjinin sağlanması ve verilecek gıdaların düşük potasyumlu olması büyük fayda sağlamaktadır. Bunun için konserve balık gibi protein içeren veya pirinç gibi temel tahıl ürünleri tercih etmek gerekir.
Türkiye bir deprem bölgesi ve bizim her zaman tedbirli olmamız gerekmektedir. Deprem çantası oluşturmak oluşabilecek felakette temel ihtiyaçlarımızın karşılanması için oldukça elzemdir. Düdük, el feneri, battaniyenin yanı sıra en az 2 litre su bulundurmak ve yüksek kalorili besin koymak ihtiyacımız olan enerji ve sıvıyı karşılamamızı sağlayacaktır. Çabuk bozulmayacak konserve gıdalar, enerjisi yüksek olduğundan badem, fındık, ceviz gibi kuruyemişler, galetalar, bisküviler, protein barlar da iyi bir seçenek olacaktır. Tabii ki özel durumları unutmamak lazım. Çölyak hastalarının glütensiz bisküvileri, karabuğday patlağı gibi ürünleri bulundurması gerekmektedir. Diyabet hastalarının da glisemik indeksi düşük kepekli galeta veya diyabetik ürünleri çantalarında bulundurması oldukça önemlidir.
Dilerim bu günleri en kısa sürede atlatabiliriz ve hiçbir zaman tedbiri elden bırakmadan (bizden uzak olsun ama)daha büyük felaketlere karşı önlem almış olabiliriz. Hepimize geçmiş olsun.
EDİRNE ÖZEL EKOL HASTANESİ – DİYETİSYEN GÜLİN ALTUN