'TÜİK'in verisiyle vatandaşın gerçeği farklı'
,Edirneli emlakçı Yüksel Meriç, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan mayıs ayı enflasyon verilerinin ardından yüzde 32,34 olarak netleşen kira artış oranını değerlendirdi. Mevcut kira artış sistemi ve ekonomik tablonun piyasa dengesini altüst ettiğini belirten Meriç, sistemin gerçek hayatla uyuşmadığını vurgulayarak sert eleştirilerde bulundu.
Enflasyon rakamlarının beklentilerin üzerinde geldiğini ifade eden Meriç, bu durumun hem ev sahiplerini hem de kiracıları mağdur eden zincirleme bir reaksiyona dönüştüğünü söyledi.
'ENFLASYON BEKLENTİLERİN ÜZERİNDE GELDİ DÜŞMESİNİ BEKLERKEN DÜŞMEDİ'
TÜİK'in açıkladığı rakamların piyasada şaşkınlık yarattığını belirten Yüksel Meriç, durumun vahametini şu sözlerle aktardı:
"TÜİK enflasyon rakamlarını açıkladı. Açıklanan oran beklentilerin üzerinde geldi. Açıkçası biz düşmesini beklerken düşmedi. Bu durum hem kiracıya hem de ev sahibine olumsuz yansıyacak. Bunun sebebi de şu; kira artış oranı yüzde 32,34 olarak belirlendi. Şu anda 25 bin, 30 bin ya da 35 bin lira kira ödeyen bir kiracının kirası otomatik olarak ciddi şekilde artıyor. Örneğin 30 bin liralık bir kira, artış sonrası yaklaşık 40 bin lira seviyelerine yaklaşıyor. Özellikle 3+1 daireler için bunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu durumda kiracı ne yapıyor? Mevcut boş evler arasında daha ekonomik ve daha uygun fiyatlı olanları araştırıp taşınmayı tercih ediyor. Böyle olunca da ev sahibi yeni kiracı aramak zorunda kalıyor. Maalesef şu anda gördüğümüz tablo bu. İlerleyen süreçte bu durumun daha da sıkıntılı hale geleceğini düşünüyorum" dedi.
'SİSTEM DOĞRU DEĞİL VATANDAŞIN YAŞADIĞI GERÇEK HAYAT FARKLI İLERLİYOR'
Mevcut kira belirleme sisteminin toplumsal gerçeklikle bağının koptuğunu savunan Meriç, eleştirilerini şöyle sürdürdü:
"Bence sistem doğru değil. Çünkü piyasa ile tam anlamıyla entegre çalışmıyor. Bir tarafta rakamlar farklı ilerliyor, diğer tarafta vatandaşın yaşadığı gerçek hayat farklı ilerliyor. Örneğin markete gittiğinizde gördüğünüz fiyatlarla TÜİK’in açıkladığı enflasyon arasında vatandaşın hissettiği anlamda ciddi farklar oluşabiliyor. Diğer taraftan emeklinin maaşına, asgari ücretlinin gelirine ya da memurun alım gücüne baktığımızda, vatandaşın gelirindeki artış ile harcamalarındaki artış aynı hızda ilerlemiyor. Markete her gittiğimizde, hatta bazen haftadan haftaya fiyat artışlarıyla karşılaşıyoruz. Bu da doğrudan vatandaşın cebinden çıkan paranın artması, yaşam şartlarının zorlaşması anlamına geliyor" şeklinde konuştu.
'KİRA ARTIŞLARININ ENFLASYONA BAĞLANMASI BAŞARILI OLMADI PİYASA DENGESİ BOZULDU'
Edirne'deki güncel kira fiyatlarından da örnekler veren Meriç, sistemin işleyişindeki aksaklıkları şu verilerle ortaya koydu:
"Aslında kira artışlarının enflasyona bağlanması belirli bir denge oluşturmak amacıyla getirildi. Ancak başarılı oldu mu derseniz, bence olmadı. Çünkü piyasa dengesi bozuldu. Şu an Edirne’de örnek verecek olursak, 1+1 eşyasız daireler 11 bin lira ile 15 bin lira arasında değişiyor. Eşyalı dairelerde ise rakamlar 15 bin liradan başlayıp 25 bin liraya kadar çıkabiliyor. Şimdi düşünün; bir kiracı bugün 25 bin liraya oturuyor. Önümüzdeki ay yüzde 32’lik artışla kira 33 bin lira seviyelerine çıkacak. Bu durumda kiracı ne yapıyor? Gidip yine 25-26 bin lira seviyesindeki başka bir eve taşınıyor. Çünkü aylık 5-6 bin liralık fark ciddi bir maliyet oluşturuyor. Üstelik kiracı dışarıdan gelmiyor. Edirne’deki mevcut kiracılar, daha uygun kira buldukları evlere geçiyorlar. Ben buna birebir şahidim. En az 3-4 kez aynı durumu yaşadım. İnsanlar mevcut evlerinde yapılacak kira artışını yüksek buldukları için daha uygun fiyatlı evlere taşındılar. Böyle bir dengesizlik şu anda devam ediyor" dedi.
'SİSTEM DEĞİŞMEDİĞİ SÜRECE SONUÇLARIN DA DEĞİŞMESİ MÜMKÜN DEĞİL'
Piyasadaki tıkanıklığın çözülmesi için köklü düzenlemelere ihtiyaç duyulduğunu vurgulayan Meriç,
"Bu durum bir süre daha sürecek gibi görünüyor. Çünkü sistem değişmediği sürece sonuçların da değişmesi mümkün değil. Mutlaka bazı düzenlemelerin yapılması gerekiyor. Şu anda piyasa dengesinin bozulduğunu net şekilde görüyoruz. Bence öncelikle enflasyonun düşmesi gerekiyor. Bunun yanında banka mevduat faizlerinin de makul seviyelere çekilmesi lazım. Bunlar gerçekleştiğinde tüketim mallarında fiyat düşüşleri yaşanır. İnşaat sektöründeki maliyetler de daha makul seviyelere gelir. Maliyetler normalleşince konut fiyatları da dengeye oturur ve vatandaşın alım gücü artar" dedi.
'EN SON 2012 İLE 2018 YILLARI ARASINDAKİ DÖNEMDE PİYASA DAHA DENGELİYDİ'
Geçmiş yıllardaki ekonomik istikrara atıfta bulunan Meriç, günümüz piyasasıyla karşılaştırma yaparak konuşmasını şöyle tamamladı:
"Bunu en son 2012 ile 2018 yılları arasındaki dönemde gördük. O yıllarda piyasa daha dengeliydi. Ancak bugün faizler yüksek, mevduat getirileri yüksek, vatandaşın alım gücü düşük. İnşaat maliyetleri de yüksek olduğu için müteahhitler ve yatırımcılar maliyetlerini fiyatlara yansıtmak zorunda kalıyor. Sonuç olarak bugün piyasada denge kaybolmuş durumda. Bir alandaki artış diğer alanı etkiliyor. Adeta zincirleme bir reaksiyon oluşuyor. Bir yerde yaşanan maliyet artışı, başka bir yerde yeni bir artışı beraberinde getiriyor. Şu anda yaşadığımız tablo tam olarak budur."
Adem Batuhan SEVER