Meme kanserinde erken tanı, hastalığın seyrini değiştiren ve yaşam süresini doğrudan etkileyen en kritik faktörlerin başında geliyor. Bu nedenle düzenli kontroller ve tarama programlarına katılım, bireysel sağlık açısından hayati bir sorumluluk olarak öne çıkıyor.

Dünya genelinde kadınlar arasında en sık görülen kanser türlerinden olan meme kanserinde, hastalığın yayılmadan önce tespit edilmesi tedavi başarısını önemli ölçüde artırıyor. Özellikle 40 yaş ve üzerindeki kadınlarda düzenli tarama programlarının uygulanması büyük önem taşıyor.

Mamografi altın standart olmaya devam ediyor
Trakya Üniversitesi Radyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nermin Tunçbilek, meme kanserinde erken tanının hayati önem taşıdığını belirterek, 40 yaş üzerindeki kadınlar için mamografik taramanın günümüzde de altın standart yöntem olmayı sürdürdüğünü ifade etti.
Ultrasonografinin ise bu süreci destekleyen önemli bir tamamlayıcı yöntem olduğuna dikkat çeken Tunçbilek,
“Mamografide bir kitle saptanması halinde kesin tanı için ileri incelemelere başvurulması gerekmektedir. Bu durumda, meme radyoloğunun değerlendirmesi doğrultusunda görüntüleme eşliğinde yapılacak bir biyopsi ile kesin tanı konulmalıdır.” dedi.

Erken teşhis tedaviyi kolaylaştırıyor
Prof. Dr. Tunçbilek, erken teşhisin tedavi sürecinde hasta konforunu artıran önemli bir unsur olduğunu belirterek, tanı konulduğunda cerrahi, radyoterapi ve kemoterapi gibi farklı tedavi seçeneklerinin gündeme gelebildiğini ifade etti. Ancak hastalığın erken evrede saptanması durumunda çoğu zaman daha ağır ve kapsamlı tedavilere ihtiyaç duyulmadan sürecin yönetilebildiğini vurguladı. Bazı vakalarda yalnızca cerrahi girişimlerin ya da günümüzün minimal invaziv yöntemlerinin yeterli olabildiğini de sözlerine ekledi.
Erken tanının önemine bir kez daha dikkat çeken Tunçbilek,
"Erken tanıda düzenli kontroller ve farkındalık hayat kurtarır. Sağlığınızı ertelemeyin.” ifadelerini kullandı.
Haber Merkezi