Ablamın kedi aşkı, babamın Hakkâri'ye göreve gittiği hafta başlamıştı. Bir gün okuldan eve iki tekir kedi yavrusuyla çıkageldi. Annem her ne kadar "Baban bunları hayatta kabul etmez. Hayvanların günahına girme, nereden aldıysan git bırak oraya" dediyse de ablam direnmiş ve babam eve dönünceye kadar kalmaları konusunda annemi ikna etmişti. On beş gün sonra babam eve dönünce yol yorgunluğuyla ilk iki gün evdeki yeni sakinlerin farkına varamadı. Fakat babam onları fark etmese de onlar babamı fark ederek ilk tanışma hamlesini yaptılar. Babam Kıt'ası hücum yemiş komutan gibi neye uğradığını şaşırdı. Annem ise iki haftada o kadar alışmıştı ki yavruları en azından dövüşerek teslim etmeliyiz mantığındaydı.
Babam Albay Enver Paşaoğlu, kapıdan çıkmadan önce; valizini alıp, şapkasını taktı ve gür sesiyle " Döndüğümde o kediler bu evden gitmiş olacak Hoca Hanım, anlaşıldı mı? " diyerek kapıyı sertçe çekip Şırnak görevine gitti. Bir hafta sonra döndüğünde tüm eşyaları paketlemiş, muşambalarla sarmış ve salonun bir köşesine istiflemiş halde onun bulacağı kamyon ve hamallarla yeni lojmanımıza taşınmayı bekliyorduk. Taşınma hengâmesinde babam kedileri unutmuştu. Bu aslında ablamın sinsi planıydı. Evin yerleşmesi, elektrik - su açma kapama derken biz biraz daha zaman kazanmıştık. Babam bizim kedileri atmadığımıza ihtimal vermiyor olmalıydı.
O sabah mesaiye gitmek için kalktığında banyoya tıraş olmaya giderken yavrulardan birinin ayağına dolanmasıyla apartman düşmana yapılan ilk top atışı gibi inledi. Ben, ablam ve annem Allah Allah nidalarıyla banyoya doğru ilerledik. Babam amansızca nefes almadan gürlüyor ağzından çıkan tükürükler şarapnel parçaları gibi kâh benim yüzüme kâh ablamın yüzüne çarpıyordu. Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh evin her metrekaresidir diyerek tutunduğunuz her siperi canhıraş savunuyorduk. Haklı olduğumuz konuları ön plana alıp ölümüne savunuyor, babam öne sürdüğümüz argümanları yıktığında üçümüz tekrar dişe dokunur neden bulup sonuna kadar onun üzerinden yeni siperimizi savunmaya devam ediyorduk. İki tarafında kaybı çoktu. Babam tıraş olurken kendisini bir kaç yerinden kesmiş, mesaiye geç kalmış, emre itaatsizliğimizi hatta emre itaatsizlikte ısrar etmemizi görünce şoka girmiş biz ise hayal kırıklığına uğramış, servisi kaçırdığımz için okula da geç kalmıştık. Kısa süreli ateşkes ilan edip yaralarımızı sarmak için rutin hayatımıza geri dönmüştük.
Akşamüstü kapının zili çaldı. Açtığımda babamın komutanının hanımı olan karşı komşumuz kucağında kedisi ile duruyordu."Evladım, anneni çağırır mısın?" dedi. Akşam yemeği telaşındaki annem ile konuşmalarını kapının arkasından dinlerken sevinçten neredeyse çığlık atacaktım. Komutanın annesi vefat etmiş, kediyi bize bırakıp bırakmayacağını soruyordu. Annem de " Seve seve bakarız" diyordu. "Ben eşime söylerim o eşinize söyler" deyince de annem " Aman efendim ne gerek var? Enver Bey, kedileri çok sever hiç problem etmeyin. Gözünüz arkada kalmasın " diyerek ağlamaktan gözleri şişmiş kadıncağızın yüreğine su serpti. Kediyi kadının kucağından aldı. Kapıyı kapattıktan sonra onu yere bıraktı, karşılıklı göbek attık.
Akşam biraz babam geç geldi. Annem, geldiğinden beri somurtan ve hiç konuşmayan babama yaklaşarak "Bak Beyim sana iki çift lafım var. Koskoca Albaysın. Paran var pulun var her şeyin var. Yüzlerce kişi var emrinde, yakışır mı sana ekmekle oynamak? Yakışır mı bu iki yavrucağızı karda, kışta sokağa atmak? Aç bırakmak? ..."
Tarih öğretmeni olan annem; Yaşar Hanım, üniversite okurken oynadığı tiyatro oyunlarının verdiği tecrübeyle rolünü öyle güzel oynamıştı ki babamın atacak kurşunu kalmamıştı. Asıl bombadan da haberi yok görünüyordu.
- Komutanın annesi vefat etmiş.
- Haberim var Hoca Hanım, haberim var.
Annem, Müzeyyen Hanımın bıraktığı kedisi; Mazlum' u getirip babamın kucağına bırakırken;
- Peki, bundan haberin var mı?
- Yok. Komutan bir şey söylemedi. Zaten söyleyecek durumu da yoktu.
Bu da babamın son kalesinin teslim alınma töreni gibi oldu. Babam Mazlum'u severken annem Göben ve Breslau' yu getirdi.
- Adları ne bu yaramazların, bakalım?
- Tarih öğretmeni olarak ben adlarını Goeben ve Breslau koydum.
- Güzel düşünmüşsün ama olan oldu, bunlar artık benim kıta sahanlığımdan geçtiğine göre adları artık Yavuz ve Midilli Hoca Hanım.
İki hafta sonra babam, Erzurum görevine giderken bize sıkı sıkı tembihledi. “Yavuz balıklı, Midilli tavuklu kuru mamayı daha çok seviyor aman ha karıştırmayın!” Durumlarını sormak için Erzurum'dan her gün telefon etti. Kendi vejetaryen olduğu halde lojman kasabından etin en iyi yerlerinden alması ise alay konusu oldu.