Ragbi, İngiltere’nin Rugby şehrinde 1823 yılında ilk defa oynanmaya başladıktan sonra, dünyanın dört bir köşesine yayılma başarısı gösterdi. İnsanlar arasında çok sevildi. Çocuklar bu sporun unutulmazlarından olmanın hayallerini kurdu. Günümüzde hala insanlar tarafından çok seviliyor ve dünyanın en çok izlenen spor organizasyonları arasında yer alıyor.
Ragbi, sadece bir spor değildir. İnsanlığın bazı erdemlerini mensuplarına aşılamaya çalışan bir spordur. Herhangi bir ragbi kursuna veya ragbi takımına katıldığınızda sizlere ‘Ragbinin 5 Temel Erdemi’ öğretilir: Disiplin, Takım Oyunu, Saygı, Tutku, Centilmenlik. Biraz daha açalım. Disiplinli olmak zorundasınızdır. Çünkü ragbi, hem fiziksel hem de mental olarak sert bir oyundur. Bedeninizi ve psikolojinizi her daim sağlam tutmak zorundasınızdır. Bu da sizi çalışmaya sevk eder. Gerçek bir takım oyunudur. Ne kadar yetenekli olursanız olun sahada tek başınıza hiçbir şey başaramazsınız. Bir bütün içerisinde anlam kazanırsınız. Ekip çalışmasını, yardımlaşmayı öğretir. Kendinize, takım arkadaşlarınıza, rakibinize, taraftarlara, oyuna saygı duymanızı sağlar. Ragbide, hakem ile takım kaptanları dışında birisinin konuşması kesinlikle yasaktır ve hakem kararlarına itiraz, oyundan uzaklaştırılma sebebi olabilir. Yaptığınız işi severek yapmanıza yardımcı olur. Eğlenmenize yardımcı olur. Sahada birbirleriyle sert bir mücadeleye giren sporcular, son düdük çaldığında beraber eğlenirler. Beraber yenilir, beraber içilir. Biz buna 3. devre diyoruz. Ragbiye has, şahane bir kültürdür. Her spor branşında olduğu gibi ragbide de centilmenlik çok önemlidir. Oyun içerisinde düşen oyuncu kaldırılır, kazanan mutlaka tebrik edilir. Ragbi için ‘Centilmenlerin oynadığı barbar sporu’ yakıştırmaları yapılmıştır.
Türk kamuoyunda bilinirliği giderek artan bu sporun sadece erkek sporculara yakıştırılmasına, ragbi denince zihninizde erkek sporcuların canlanmasına izin veriyorsanız, hata yapıyorsunuz. Dünyada ve ülkemizde gözü kara, bu spora âşık çok sayıda kadın sporcu var. Sertlikse sertlik, mücadeleyse mücadele… Ragbinin bütün erdemlerine bağlı kalarak ve bu oyunun hakkını vererek oynuyorlar.
Türk kadını, geç olsa da ragbiyle tanıştıktan sonra kısa sürede oyunu öğrendi ve kendisini kanıtladı. Fiziğine bakıp, ‘Bu oyunu yapamaz.’ denilen kadınlarımız, kocaman yüreklerini sahada gösterdiler. Her geçen yıl oyunu daha iyi öğrenip, Türk kadın ragbisini ulusal ve uluslararası düzeyde ileriye taşıdılar. Milli forma altında, Avrupa’nın iyi takımlarıyla mücadele ettiler. Bazen kazandılar, bazen kaybettiler. Ama hiç başları önde sahayı terk etmediler.
Ragbiyle tanıştıktan sonra hayatları değişen kadınların hikâyelerini öğreneceksiniz bu yazıda. Hislerine, tecrübelerine, oyuna olan bağlılıklarına şahit olacaksınız. Ragbinin sadece bir oyun olmadığına, oyunun felsefesinin insanları değiştirdiğini göreceksiniz.
Dünya Ragbi Birliği(World Rugby), kadın ragbisini desteklemek için ‘Durdurulamayanlar’ isimli bir farkındalık projesi yürütüyor. Hikâyeleriyle diğer kadınlara örnek olacak bazı rol modeller, projenin bütün kadınlara ulaşması için çaba harcıyor. Manifestoları ise çok etkileyici:
‘İlk kural: Dene. İkinci kural: Tekrar dene. Hayat bazen seni yaralayacak. Bu oyun sana güç verecek. Asla vazgeçme. Boyutunuz, şekliniz veya hikâyeniz ne olursa olsun üstesinden gelemeyeceğiniz hiçbir şey yok. Kıramayacağız hat, aşamayacağız güç veya engel yok. Sizi yargılayanlar, moralinizi bozacaklar, size inanmayanlar olacaktır. Korkusuzca daha fazla oynayın. Çünkü bir kere başladığınızda, durdurulamazsınız!’
Bir arkadaşının tavsiyesi üzerine çıktığı ilk ragbi idmanından, ‘İşte yapmam gereken spor bu!’ diyerek ayrılmıştı Ecem Açıkgöz. Bu başlangıç O’na, ragbide yepyeni kapılar açtı. Milli takım ile uluslararası maçlara çıktı. Ragbinin anavatanı İngiltere’ye aldığı davetle yeni tecrübeler kazandı. ‘Tek başıma ülke değiştirmiş olmak en büyük handikaplarından biriydi. Farklı bir kültüre uyum sağlamak ve takımlara kendimi kabul ettirmek oldukça zorlu bir meydan okuma oldu. Yeri geldi, şehirlerarası otobüsle ikamet ettiğim bölgeden 2 saat uzaklıktaki sahaya antrenmana gittim. Yeri geldi, sakatlıklarımla hiçbir profesyonel yardım almadan kendim başa çıkmam gerekti. Ama bana gerçek mücadelenin ne olduğunu öğretti. Pek çok ön yargıyı kıran örnekle tanışma fırsatım oldu. Kimi doktor kimi öğretmen pek çok farklı mesleği icra eden, aynı zamanda bu sporu hobisi olarak yapan annelerle tanıştım. Bahsettiğim annelerden birkaçı hala milli takım kadrosunda yer alan süper lig oyuncularıydı. Ragbi oynamanın bir mesleğinin ya da yaşının olmadığını, insanların hayatının büyük bölümünü kaplayan bir kültür olduğunu kendi gözlerimle gördüm.’ diyor Ecem.
Çocukluğundan beri birçok farklı spor dalıyla iç içe olan Aslıhan Helvacı, bu sporların hiçbirinde ne fiziksel gelişimine ne de beslenmesine özen göstermişti. Ta ki ragbiye başlayana kadar… ‘Ragbinin hayatıma girmesiyle kaliteli bir yaşama sahip oldum. Maç içerisinde verdiğim savaşın bana hissettirdiği özgürlük, güç ve tatmin olma duyguları paha biçilemez.’ diyor Aslıhan.
Melike Şahan, Türk kadın ragbisinin en eski oyuncularından bir tanesi. 10 yıldır arkadaşlık, kardeşlik, başarı, acı, gurur ve daha birçok duyguyu ragbiyle yaşamasıyla övünüyor.
Meryem Şavk, ragbiyle birlikte bütün alışkanlıklarının, sosyal çevresinin, gelecek planlarının değiştiğini söylerken; Rukiye Boyalı, kazandığı özgüvenle aldığı sorumlulukların başarıyla üstesinden gelmesini gururla anlatıyor.
Yaşınız, cinsiyetiniz, fiziksel özellikleriniz ve yetenekleriniz ne olursa olsun ragbi oynayabileceğinizi hatırlatıyor sizlere milli sporcularımızdan Nermin Cem. ‘Sahaya çıktığınızda size destek olacak bir takımınız olacak.’ diyor. Norfarahana Aziz, Malezyalı bir kadın ragbici. Başörtüsü takarak, ülkesinde ragbi oynayan ilk kadındı. Bu şekilde, diğer Malezyalı kadınlara ragbi oynayarak ilham verdiği için çok gururlu. ‘Ragbi olmasaydı, Kuala Lumpur’a gitmek için evimi terk edemezdim. Büyük bir sorunum olsa ve pes etmek istesem bile, pes etmeyeceğim.’ diyor. Oyun O’na, her türlü engelin aşılabileceğine dair güven verdi. Rebecca Clough, Avustralyalı bir kadın ragbici. Ragbi kariyeri boyunca birçok yaralanmanın ve bununla birlikte gelen zihinsel zorlukların üstesinden gelmek zorunda kaldı. Şimdi ise, bu deneyimleriyle daha güçlü ve bunları günlük işinde kullanıyor. Bianca Silva, Sao Paula’nun en büyük gecekondu mahallesi Paraisopolis’te ailesiyle birlikte yaşıyordu. Rugby Para Todos(Herkes için Ragbi) projesine katıldığında 11 yaşındaydı ve ragbiyi burada keşfetti. Kendi formalarını kendisinin yıkaması şartıyla annesi ragbi oynamasına izin verdi. Ne zaman annesinin sözünü dinlemese, takımla seyahat etmesine izin verilmedi. Bianca, 2015 yılında HSBC World Rugby Women’s Sevens Series’e ilk kez adım attı ve Rugby World Cup Sevens 2018'de rol alarak hızlı bir ilerleme kaydetti.
Çin’in ilk kadın hakemi Phoenix Xu'nun tutkuları büyük ve Asya ülkesinde daha fazla kadının hakemlik yaptığını görmek istiyor. Phoenix Xu'nun hakemlik kariyeri için de umutları var. Üniversitede futbol oynarken ragbi ile tanıştı. Mezun olduktan yaklaşık üç yıl sonra resmi bir kursa kaydoldu. Parkurun birinci gününde, O’nu olimpiyat oyunlarına götürecek bir yol çizmeye karar verdi. O’nu dünyanın dört bir yanına götüren yolculuk boyunca, daha fazla Çinli kızı hem rugby topu hem de düdük almaya teşvik etmeye kararlı. Leidy Soto’nun ragbiye başlamasının sebebi, yalnızca Castilla mahallesindeki şiddetten kaçmak değil. Hem Kolombiya’ya hem de ailesine yerleşmiş olan ‘kadın’ algısından kaçmak istiyor Soto. Ragbi, O’nun kurtuluşu olurken, aynı zamanda şikâyet ettiği ülkesindeki ve ailesindeki ‘kadın’ algısını yeniyor. Ragbinin sadece ‘erkek işi’ olmadığını gösteriyor. Bunu yaparken özgüven, madalyalar ve ailesinin desteğini kazanıyor. Ailesi, burnunu kıracağından korktuğu için önceleri Maelle Filopon’a ragbi oynaması için izin vermiyor. Ailesini ikna ederek ragbiye başlayan Fransız sporcunun karşısına bu sefer de işitme azalmasına neden olan kalıtsal bir hastalık çıkıyor. Düdüğü duyamadığından, hakem sinyallerini görebilmek için görsel ipuçları geliştirmek zorunda kalıyor ve o zamandan beri de başarılı bir ragbici olarak Fransa milli takımında yer alıyor.
Bebekken, Casamance’deki isyandan kaçtıktan sonra Dakar’daki Fransız askeri üssünde temizlikçi olarak çalışan annesi sayesinde ragbi ile tanıştı. Ülkesinin ilk kadın takımı olan Amazonlar’ı 2006 yılında kurdu. Anna Preira, ülkesi Senagal’de kadın ragbisinin gelişimi için çalışıyor.
Kiki Morgan, 10 yaşında annesini kaybettikten sonra kendini dünyaya kapattı. O’nu tekrardan hayata bağlayan ragbi oldu. Brown Üniversitesi’nde okurken tanıştığı ragbi için ‘Kaybettiğimi sandığım her şeye karşı içimde bu hissi yine yaşadım.’ diyor. Kiki, ragbi sayesinde hayata yeniden adapte oldu ve mümkün olduğunu hiç düşünmediği seyahat fırsatları yakaladı.
Ragbiyle tanıştıktan sonra hayatları değişen bu kadınların anlattıkları hikáyeler gösteriyor ki bizleri hayata neyin bağlayacağını, nelerin hayatlarımızda fark yaratacağını bilemeyiz. Bu hikâyede, ilhamın kaynağı ragbi. Dünyanın başka yerlerinde, hayatı ragbiyle değişmiş çok sayıda kadın var. Mesaj çok açık: Dene! Tekrar dene!
Daha fazla ilham verici hikaye için ‘women.rugby’ sitesini ziyaret edebilirsiniz. Unutmayın! Ragbi sadece bir oyun değildir.
*8 Mart Dünya Kadınlar Günü Kutlu Olsun!