7'li Ragbi Milli Takımlarımızın Avrupa sahnesindeki son temsilcileri, 18 yaşaltı(U18) Kadın-Erkek 7'li Ragbi Milli Takımlarımız oldu. 19-20 Temmuz 2025 tarihlerinde, Budapeşte'de oynanan U18 Avrupa Trophy Müsabakaları'nda ülkemizi başarıyla temsil eden genç takımlarımızdan bahsedeceğiz.
7'li Ragbi U18 kategorisinde iki seviye bulunuyor. Trophy seviyesi ve bu seviyede başarılı olan takımların yükseldiği Championship seviyesi. Kadın ve Erkek U18 7'li Ragbi Milli Takımımız'la, 2025 sezonunu Trophy seviyesinde geçirdik. Aldıkları başarılı sonuçlarla yüzümüzü güldüren Milli Takımlarımız, önümüzdeki yıl en üst seviye olan Championship'te yarışacaklar.
Konuşmaya, 7'li Ragbi U18 Erkek Milli Takımımız'la devam edelim. Hazırlıklarını Bolu TOHM'da gerçekleştiren Milli Takımımız, antrenörler Ali Müslüm Him ve Tamer Turan gözetiminde çalışırken, ülkemizi temsil eden takımımız şu isimlerden oluşuyordu: Baran Mülayim, Berkay Sevim, Cemil Kerem Hisoğlu, Ebubekir Harmancı, Efe Tuğra Akçay, Hikmet Mehmet Emre, Mertcan Pabuşçu, Muhammet Yıldırım, Oğuzhan Demir, Recep Boğaç Aytunur, Rıdvan Gülay, Samet Kara, Yasin Can Alemdar.
Sekiz ülkenin katıldığı Trophy müsabakalarında Türkiye, B Grubu'nda yer alıyor ve İsrail, Hırvatistan, Andorra ile eşleşiyordu. Hedefimiz, grubumuzu ilk iki sırada bitirmek ve yarı finale yükselmekti.
Grup müsabakalarına Hırvatistan karşısında başlayan Türkiye, Budapeşte'deki ilk maçında, sahaya güçlü bir oyun koyuyordu. Oyunun iki tarafında da rakibine üstünlük sağlayan Milli Takımımız, 43-0 kazanarak turnuvaya başladı. Yapılan baskılı savunmayla rakibini hataya zorlayan Türkiye, oyunun temposunu arttırarak boşlukları yarattı ve farkı hızla açtı.
Günün ikinci karşılaşmasında rakibimiz, Andorra idi. İlk topta, skor açılışını Andorra'nın yapmasının ardından kontrolü ele alan takımımız, peşi sıra bulduğu sayılarla, farkı kısa sürede açtı. Maçın bitiş düdüğüne kadar durmayan takımımız, sahadan 47-14'lük skorla galip ayrıldı. Yetenekleri sınırlı rakibimiz karşısında oyunu domine ederek kazandı Milli Takımımız. Koşacak alanı yaratmakta zorlanmıyor ve skor üretiyorduk. Sahada ragbinin temel doğrularını görmek( alan kullanımı, derinlik, destek koşuları) oldukça güzeldi. Bu maç özelindeki tek eleştirim, oyunun bir bölümünde savunma disiplininden çıkmamız oldu. Yaptığımız baskılı savunma esnasında, rakibimize iç omuzda konumlanmadığımızda, ani bir yön değişikliğinde(step), yapmaya çalıştığımız baskı boşa gidebiliyor ve savunma hattımız geçilebiliyor. İkide iki ile yolumuza devam ediyorduk.
Son grup karşılaşmasını İsrail ile oynayan Milli Takımımız, maça güçlü bir başlangıç yapıyor ve bulduğu sayılarla, devreye 21-0 önde giriyordu. İkinci devrede karşılıklı devam eden sayılarla maç, 28-12 Türkiye lehine sonlandı. Oyunun hücum kısmında üretmekte zorlanmayan takımımız, genel olarak savumada da başarılı bir performans sergiledi. Peki, neyi daha iyi yapmalıyız? Maç içerisindeki düşüş anlarımızı kontrol etmeliyiz. Oyunu hep yüksek tempoda oynayamayız. Oyunun hızını ve süreyi lehimize kullanmayı öğrenmeliyiz. Kazanılan penaltıları hızlı başlama düşüncemiz var. Bir an önce mesafe kat edip, alabilirsek ikinci avantajı alma peşindeyiz. Ancak topla koşan oyuncuya zamanında destek gelmediğinde, elimizdeki avantajı da kaybediyoruz. Bu gibi durumlarda iletişimi arttırmalı ve daha organize olmalıyız. Günü, üçte üç ile tamamlayarak yarı finale yükseliyorduk.
20 Temmuz Pazar Sabahı, yarı final maçlarıyla geçildi. Rakibimiz İsveç ile birlikte sahadaki yerimizi almıştık. İlk yarıda topla oynayan, deneyen İsveç olsa da oyunu kontrol etmelerine iyi savunma yaparak fırsat vermedik. Rakibin el becerisi hatalarıyla veya akan oyunda çaldığımız toplarla sayı üretmeyi başarıyorduk. Devreye, 14-0'lık Türkiye üstünlüğüyle girilmişti. Maçı takip edenler, ikinci yarıda karşılıklı sayılara tanıklık ettiler. Rakibimiz, topu canlı tutarak oyunun hızını arttırmaya çalışıyor, topu taşıyan her oyuncusuna destek koşusu getiriyordu. Müdahale(tackle) sırasında rakiplerin ellerinin boşta/açıkta kalması, bu pasların verilmesini kolaylaştırdı. Buna rağmen takımımız, yapılan her destek koşusuna iyi cevap vererek, sayıyla sonuçlanan bir koşu hariç, rakibini savunmayı başardı. Savunma gayretimizle kazandığımız topları, yarattığımız boşlukları kullanarak skora dönüştürmüştük. Kanatlarda oynayan iki oyuncumuzdan da yüksek verim aldık. 28-7'lik skor, Türkiye'yi finale götürüyordu.
Milli Takımımızın, kupasına kavuşmak için aşması gereken son engel, Ukrayna idi. Turnuvanın kapanış maçında, tüm gözler bu iki takım üzerinde olacaktı. Turnuva boyunca Türkiye'den görmeye alıştığımız, ''hataya zorlayan baskılı savunma''yı Ukrayna bize karşı yapıyor ve bu savunma karşısında organize olamıyorduk. Devre düdüğü çaldığında skor, 17-0 Ukrayna lehineydi. İkinci yarıda, enerjimizi ve mücadele gücümüzü yukarı çekmeliydik. Bunun göstergelerini ilk saniyelerde vermeye başlamıştı Milli Takımımız. 10. saniyede gelen sayımızla skoru 7-17'ye getirmiştik. İkinci dakikada yakaladığımız bir başka fırsatı değerlendiremiyor, sayı bölgesinden elimiz boş dönüyorduk. Maçta yaşadığımız ilk kırılma noktası bu andı. İkinci fırsatı, beşinci dakikada yakalamıştık. Rakibimiz, gördüğü sarı kartla sahada bir kişi eksik kalmıştı. Ancak bu sayısal avantajı organizasyonumuza yansıtamıyor, üstüne iki sarı kart görerek, maçı, beş oyuncu ile tamamlıyorduk. 22-7lik skorla, kupanın sahibi Ukrayna olmuştu. İkinci yarıya başladığımız enerjiyle ilk yarıya başlamış olsaydık, devreye farklı bir skorla girebilirdik. İlk yarının başında arka arkaya gelen Ukrayna sayıları, sahada anlık bir çöküntü yaratmış olabilir. Buna takılı kalmadan, ikinci yarıya enerjiyi yükselterek başlamak olumludur. İkinci yarının ilk beş dakikasında skor olarak daha üretken olabilseydik, bu enerjiyi daha da arttırarak maç sonuna kadar götürebilecektik. Stepperlarımızla rakip savunmanın dengesini bozmayı başarıyor; ancak, eksik olan patlayıcı koşular sebebiyle savunma hattını aşmakta zorlanıyorduk. Avrupa Trophy İkincisi olarak, en üst seviye olan Championship'e yükselmiştik.
2024 yılındaki turnuvaya katılan kafilemizden dokuz farklı sporcuyla gelmiştik 2025 yılı Avrupa Trophy'sine. Oyun olarak eleştirdiğimiz geçen yılki performansın üzerine koyduğumuz, daha yetenekli bir ekibe sahip olduğumuz aşikar. Alan yaratacak ve yaratılan alanı koşarak sonuçlandıracak oyuncularımız var. Beni en çok tatmin eden, Trophy seviyesinde gösterdiğimiz savunma performansı oldu. Trophy ve Championship takımları arasındaki seviye farkını göz önünde bulundurursak, üst seviyede daha fazlasına ihtiyacımız olacak. Ama ümit vaat ettiğimiz kesindir.
Yetenekli sporculardan kurulu takımımız, daha ne kadar bir arada oynayabilir bilmiyorum ama en azından bir yıl daha beraber oynayıp, Championship seviyesini tecrübe etmelerini ve o seviyede neler yapabileceklerini görmek isterim. Ragbi oyun bilgisini ve kültürünü en iyi özümseyen, en sıkı rakiplerin yer aldığı bu seviye, bizim için gerçek bir sınav olacak. Çok daha yetenekli ve atletik sporcular ile kenar çizgiler arasında yüksek tempolu oyunlara nasıl cevap vereceğimizi göreceğiz. Umarım kalıcı olur ve en iyilerle oynayarak gelişimimize devam ederiz.
Emeği geçen herkesi tebrik ediyorum.
NOT: Fotoğraflar, Türkiye Ragbi Federasyonu İnstagram(tragbifed) hesabından alınmıştır.