Dinlenmemek üzere yola çıkıp, Kırkpınar hayaliyle yaşayanların, sezon boyunca puan toplayarak kol bağlayacakları çayıra çıkmayı bekledikleri o vakit gelmiş, yağlı güreşin olimpiyatı, ''İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası'' Kırkpınar Yağlı Güreşleri, Edirne Sarayı'nın Has Bahçesi'ndeki Er Meydanı'nda başlamıştı.
Cumartesi sabahı erken saatlerde, Sarayiçi'ne doğru yola düşmüştüm. Yol boyunca mırıldandığım Kırkpınar Marşı'nı, davul seslerinin giderek artmasıyla daha coşkulu söyler olmuş, festival alanına girdiğimde, motive durumdaydım. Puan toplayarak Kırkpınar'a gelme sisteminin getirilmesinden sonra, çayırda sergilenen kıyasıya güreşler, tüm yağlı güreş severlerin takdirini topluyordu. İki gün boyunca yaşanacak rekabette beklentiler yüksekti..
Er Meydanı'na girmeden önce festival alanını gözlemleme ádetimi bu yılda sürdürdüm. Yerleşim planı üzerine çalışıldığı belli oluyor, daha organize bir festival alanı göze çarpıyordu. İnsanların, daha sabahtan başlayan sıcaklardan korunmak için gölgelere sığınması, yaya trafiğini azaltmıştı. Güreş meraklılarının giriş kapıları önlerinde oluşturduğu uzun kuyruklar dışında yoğunluk oluşturan bir durum söz konusu değildi. Geçmiş yıllardan farklı olarak yenilenen bir Er Meydanı vardı. Ağa Tribünü'nün ve Basın Tribünü'nün koltukları yenilenmiş, seyircilerin oturduğu plastik koltuklar yumuşak süngerlerle kaplanmıştı. Her tribüne televizyon ekranları takılmış, TRT Spor'un canlı yayınında, yenişleri kaçırmadan Kırkpınar seyri sağlanmıştı. Seyircilerin aşırı sıcaklardan etkilenmeden güreşleri takip etmesi için bir çözüm düşünülmüş, tribünlere takılan büyük boy pervanelerle, seyircinin harareti düşürülmeye çalışılmıştı. Pehlivanların kullandığı giriş kapısında da bir yenilik yapılmış, üstü kapatılmış ve çıkışına dev ekran kurularak, canlı yayını takip imkanı sağlanmıştı.
Alt boylardaki güreşler sabah erken saatlerde başlamış, güreşlerin başlamasıyla hakem kulesinin önü de her zamanki gibi hareketlenmişti. 40 Başpehlivan'ın altın kemer hayaliyle geldiği Edirne'de, Başpehlivanlık 1. tur kuraları saat 12.20'de çekilmeye başlandı. Yapılan uygulamaya göre, lig güreşlerinde ilk 32'ye giren Başpehlivanlar, sekizerli dört torbaya ayrıldı. Bu 32 pehlivan, geçtiğimiz sezonki lig performansına göre sıralanırken, ilave edilen sekiz Başpehlivan, bu yılki yağlı güreş liginin ilk üç etabında en çok puan toplayan isimler arasından belirlendi. Birinci, ikinci ve üçüncü torbadaki pehlivanlar, ilk turda müsabaka yapmazken, dördüncü torbadaki pehlivanlar ile eklenen sekiz başpehlivan, birinci turda eşleşmek üzere kura çekti.
Saatler ilerledikçe çayırdaki kalabalık artıyor, coşku yükseliyordu. Başpehlivanlık 2. ve 3. tur güreşlerinde sergilenen güreş performansları, normal süredeki yeniş ağırlıklı sonuçlar, seyircilerin arzuladıkları güreşleri izlemelerini sağlıyordu. Çayırın birçok favori ismi, kendisini pazar gününe atmayı başarırken, tribünlerden en çok desteği gören Ali Gürbüz, Feyzullah Aktürk ile yaptığı 3. tur müsabakasından yenik ayrılarak, sevenlerini üzüyordu. 3. turun en uzun süren güreşinde, puanlama evresinde gelen zaferle Feyzullah Aktürk, geçen yılın rövanşını almış oluyordu. Çeyrek finalde kol bağlayacak pehlivanlar şu isimlerden oluşmuştu: Yusuf Can Zeybek, Ali İhsan Batmaz, Enes Doğan, İsmail Balaban, Orhan Okulu, Erkan Taş, Feyzullah Aktürk, İsmail Koç. Bu isimlerden Orhan Okulu, İsmail Balaban ve İsmail Koç, yaptıkları müsabakaları kısa sürelerde sonuçlandırarak, final gününe neredeyse hiç yıpranmadan geçmişlerdi.
6 Temmuz Pazar sabahı, yine erken saatlerde alana gelmiş ve alt boylardaki güreşleri izlemeye koyulmuştum. Alana erken gelenler arasında Kırkpınar Ağası Sayın Ufuk Özünlü de vardı. Ağa tribününde misafirleriyle sohbet ediyor, fotoğraf çekilme isteklerini geri çevirmiyor, basına röportaj veriyor, herkesle ilgilenir bir görüntü sergiliyordu. 664. Kırkpınar'a damga vuran tartışmalardan biri de Kırkpınar Ağası'nın tercih ettiği ''Ağalık Kıyafetleri'' olmuştu. Çağın trendinin ve taşıyanın zevkinin belirleyici olduğunu, geleneksel kıyafetlerden esinlenerek hazırlanan kreasyonu Ağa Özünlü'nün başarılı bir şekilde taşıdığını düşünüyorum.
Başpehlivanlık çeyrek final eşleşmelerinin belli olmasıyla, dolu tribünler önünde güreşler başlamıştı. Normal sürede yeniş çıkmayınca, güreşler puanlamaya kalmış, Orhan Okulu, Erkan Taş'ı; Enes Doğan, İsmail Balaban'ı; Feyzullah Aktürk, İsmail Koç'u; Ali İhsan Batmaz da Yusuf Can Zeybek'i Kırkpınar'ın dışına itmişti. Kuşkusuz en büyük hayal kırıklığını yaşayan Yusuf Can Zeybek idi. Müsabaka boyunca rakibine üstünlük kurarak ezen Yusuf Can Zeybek, puanlama kısmında, rakibinin hamlesine karşılık veremeyerek, ebedi kemer hayaline veda ediyordu.
Çeyrek final müsabakalarının oynandığı anlarda, dikkatinizi bir süre tribünlere verdiğinizde, kapasitenin üzerinde bir doluluk olduğunu, adım atacak yer kalmadığını fark ediyordunuz. Bu durumunda iki sebebi olabilirdi. Ya kapasite üzerinde bilet satılıyordu ya da kaçak girişler oluyordu. Alanı turlarken şahit olduğum, dışarıda karaborsa bilet satıldığı ve aynı giriş bileklikleriyle birden çok girişin yapıldığıydı.
Stadyum çevresini turlarken, pehlivan dinlenme alanları arasındaki eşitsizlik göze çarpıyordu. İmkanı olan pehlivan grupları, iyi şartlarda müsabakalarını bekleyip, dinlenirken; bazı pehlivanlar, bir tül perdenin ardındaki aynı döşekte sıradaki müsabakasına hazırlanıyordu. Kırkpınar'a seçilerek gelen bu pehlivanlara, dinlenme ve hazırlık süreçleri için asgari şartların sağlanması gerektiğini düşünüyorum. Pehlivan dinlenme alanları organizatörler tarafından parsellenmeli, gelen ekipler, gösterilen alanlara yerleşip, dinlenme alanı düzeni sağlanmalıdır.
Yarı final müsabakaları başlamadan hemen önce, merakla beklenen Ağalık İhalesi sonuçlanmış ve tek aday olarak girdiği ihaleyi, 40 milyon 664 bin 665 TL vererek Ufuk Özünlü yeniden kazanmıştı. Ağa Özünlü, bir milyon fidan projesine ek olarak, 122 adet koçu ihtiyaç sahibi ailelere bağışladı.
Kıran kırana geçen yarı final müsabakalarında, Enes Doğan'ı normal sürede yenen Orhan Okulu ve Ali İhsan Batmaz'ı puanlamada bastıran Feyrullah Aktürk, 2025 yılı finaline adlarını yazdırmışlardı.
Büyük finali beklerken aldığımız acı haber, tüm stadyumda derin bir üzüntüye neden olmuştu. Pençe-Kilit Harekát Bölgesi'nde şehit olan askerlerimiz için saygı duruşunda bulunuldu, İstiklal Marşımız okundu. Bu acı haber sebebiyle, final müsabakası boyunca davul ve zurna çalınmadı. Saat 18.00'da, sert hamlelerle başlayan final müsabakasında, daha ilk dakika dolmadan, sağlıkçılar iki defa sahaya davet edildi. Devam eden müsabakada, rakibinin kasnağını bırakmayan Orhan Okulu, paçaya uzanıp, oyun arıyor, Feyzullah Aktürk'ün rakibinin kafasına yaptığı el-ense sertliğini aşan vuruşlara tribünlerden tepkiler yükseliyordu. Rakibinin paçasını yakalayıp, hamlesini yapan Orhan Okulu, Feyzullah Aktürk'ü sırtı açık düşürüyor ve 13 dakika gibi bir sürede, büyük finali sonuçlandırıyordu.
2025 Yılı Kırkpınar'ında Edirneli pehlivanlarımız neler yaptı? Geçen yıl olduğu gibi tek birincilik sevincini Aydıncan Gümüşdağ ile Teşvik2 boyunda yaşadık. Boyunda birinci olmanın heyecanıyla duygularını dile getiren Aydıncan, ''Serkan Makas ve Atakan Makas ustalarımızla birlikte bu sene çok çalıştık. Allah'ta gönlümüze göre verdi. Çok mutluyum.'' dedi. Teyfik Gülter, Deste1 boyunda 3. olarak kürsüye çıkan bir diğer pehlivanımız olurken, ''Bu sene çok çalıştık. Gönül isterdi ki boyumda birinci olayım. Ama olmadı. Çalışmaya devam edeceğim. Rakibim bildiğim, tanıdığım bir rakipti. Bir anlık hatayla maalesef kaybettik. Önümüzdeki sene için daha çok çalışacağım. Deste Büyük boyunda da kürsüyü hedefliyorum.'' diyerek görüşlerini ifade etti. İlimizin bir diğer pehlivanı Yiğit Kartal ise, Küçük Orta Küçük boyda çeyrek finale kalarak boy atlamayı başardı.
Yağlı güreşin bir numaralı organizasyonun 664.sünü geride bırakırken, üç gün boyunca üst düzey bir rekabetin seyrine koyulduk. Pehlivanların verdiği insanüstü mücadeleyi alkışladık. 665. Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri'nin hayalini şimdiden kurmaya başlayan pehlivanlar, sezonun geri kalanındaki lig etaplarında puan toplayarak, bu kutsal çayırda kol bağlamaya çalışacaklar.