Ragbi Günlükleri 200

Zafer ERAY
Zafer ERAY
zafereray@edirneahval.com
Yayınlanma 10.06.2025 - 13:53

''İkinci dalya'' diyeceğim bu yazıyı yazmak için uzun süre bekledim. Özel bir rakama ulaştığımdan, özel bir içerik üretmek istemiştim. Son yazımın üzerinden altı ay geçmişti. Bu sürede, konu edinebileceğim birkaç başlık bulmuştum. Ama nedense, harekete geçme noktasında sıkıntı yaşıyordum. Bu suskunluğu bozmanın ve siz değerli okuyucularla buluşmanın zamanı gelmişti. 2025 yılının ilk, Ragbi Günlükleri'nin 200. yazısıyla karşınızdayım. 

Öncelikle bir kutlama yaparak başlamak istiyorum. ''Ragbi Günlükleri' köşemle parçası olmaktan mutluluk duyduğum Edirne Ahval Gazetesi, 6 Haziran günü 10. yaşını kutladı. Desteklerinden ötürü, başta Nevser Hanım olmak üzere tüm Ahval emekçilerine teşekkürü bir borç bilir, başarılı yayım hayatının daim olmasını dilerim.

Yaz mevsiminin gelişiyle birlikte Avrupa'da 7'li ragbi sezonu hareketlenir. Büyükler ve U18 kategorilerinde oynanacak turnuvalara şahit olacağız bu iki ay. Sezonun açılışını, 7'li Ragbi Büyük Kadın-Erkek Takımlarımızla yaptık. 6-8 Haziran tarihlerinde, Makarska'da sahneye çıkan milli takımlarımızın oynadıkları müsabakalara mercek tutacağız. Bu yazıda odağımız, 7'li Ragbi Kadın Milli Takımımız...

2024 sezonunu Avrupa'nın en üst seviyesinde geçiren Kadın Milli Takımımız, sezonun sonunda, bir alt lig olan Trophy seviyesine düşmekten kurtulamamıştı. Avrupa'nın en iyileri arasında geçen sürede, kazandıkları deneyimle oyunlarını pişirmeye devam eden takımımızdan beklentimiz, yeniden o üst seviyeye geri dönmeleriydi. 

2025 yılında yeni bir çehreye büründü takımımız. Türk antrenörlerden oluşan bir ekip takımın başına gelirken, Kadın Milli Takımımızın ilk maçından beri sahada olan ve uzun yıllardır milli formayı giyen bazı oyuncular kadrodan çıkarıldı. U18 seviyesinden başlayarak, birçok ulusal ve uluslararası müsabakada yer almış yeni yüzlerle takviyelenen oyuncu havuzumuz, 7'li Ragbi Kadın Milli Takımımızın omurgasını oluşturacaktı. Böyle radikal bir değişimin arkasındaki gerekçeyi düşününce aklıma gelen cevap, ''otorite kurmak'' oluyor. Kadın takımlarındaki iç dinamikler, erkek takımlarınınkinden çok farklı olduğundan, oyuncuların birbirleriyle ve antrenörleriyle ilişkileri her an değişme potansiyeline sahiptir. Uzun yıllardır milli takım kadrosunda bulunan, birçok yaşanmışlığı olan bu oyunculara hangi Türk antrenörü getirirseniz getirin, bir sorgulama ve otoriteyi kabullenmeme durumuyla karşılaşılabilirdi. Nitekim, geçmiş yıllarda kariyerli yabancı antrenörler dáhi sorun yaşamıştı. Bu hamleyle, güvenli çalışma ortamı oluşturulmaya çalışıldığı kanaatindeyim.

Yapılan olimpik testler ve ulusal ligimizde oynanan müsabakaların ardından oluşan havuzla başlanan çalışmalar, Bolu'daki Türkiye Olimpiyat Hazırlık Merkezi'nde gerçekleştirildi. Teknik direktör Emin Erden ve antrenör Kemal Yılmaz gözetiminde gerçekleşen hazırlık süreci sonrasında belirlenen 13 sporcuyla ülkemiz Trophy ilk ayağında temsil edilecekti. Milli takımımızın oyuncu listesi şu isimlerden oluşuyordu: Ayça Akçınar, Berivan Dilmaç, Ebrar Bilge Yalçınkaya, Esma Şahin, Gamze Aksoy, Gülnur Sak, Hilal Karagöz, İlayda Yalçınkaya, Nazlıcan Erdoğan, Sedanur Bolat, Selinay Acıelma, Tuğçe Nuray Fesli, Vahide Kahraman Germeç. 

12 ülkenin katılım gösterdiği Trophy seviyesinin ilk ayağı olan Makarska'da, A grubunda yer aldı Milli Takımımız. İsviçre, Slovakya ve Finlandiya ile gruptan çıkma yarışı verecektik. Grupta oynayacağımız üç maçtan ikisi 6 Haziran Cuma günü, son grup maçı ise, 7 Haziran Cumartesi sabah seansında oynandı. Cuma gününe Slovakya karşısında başlayan Türkiye, herkesin katkı verdiği dominant bir oyunla rakibini geçmeyi başardı: 47-0. Başlangıç ivmesinden bir kayıp yaşamayan Milli Takımımız, benzer bir tarifeyi İsviçre'ye de uyguladı. Akşamüstü oynanan karşılaşmanın bitiş düdüğü çaldığında, skor, 45-0 Türkiye lehineydi. Günü, kayıpsız bitirmenin mutluluğunu yaşıyorduk. 

8 Haziran Cumartesi sabahı, son grup maçında Finlandiya'yı 43-0'lık skorla rahat geçen Milli Takımımız, genel sıralamada da ilk sırayı almıştı. Öğleden sonraki seansla birlikte klasman müsabakaları başlayacak ve hataya yer kalmayacaktı. Çeyrek finaldeki rakibimiz grupta da karşılaştığımız İsviçre olurken, alıştığımız oyununa devam eden takımımız, yine rahat bir oyunla maçı 45-0 kazanarak adını yarı finale yazdırdı. Final bir adım uzaktaydı ve Macaristan engelini aşmalıydık.   

9 Haziran Pazar gününe yarı final maçımızla başladık. Grup maçlarımızda ve çeyrek finalde, savunma performansı göstermemize gerek kalmadan, kolaylıkla sonuca gittiğimiz sayılar izlemiştik. Yarı final müsabakasının ilk iki sayısı, savunma direnciyle kazanılıp, sonuçlandırılan sayılar oldu. İlk yarının kalan süresinde, başlama vuruşundan itibaren topları çalıp, rakibe hiç şans vermeden, topun herkesin eline değdiği, alanın etkili kullanıldığı sayılarla skoru aldık: 22-0. İkinci yarıda bir sayı daha bularak skoru belirlerken, sahada altı kişi kaldığımız anlarda gösterdiğimiz savunma performansı ve bir tek sayı dáhi yemeden finale gidişimiz takdire şayandı.

Heyecanla beklediğimiz büyük final, TSİ 21.30'da başladı. Danimarka'nın oyunu başlatan vuruşu sonrası Milli Takımımız, ilk deneme fırsatını yakalamıştı. Sabırla aranan o boşluğu, 2. dakikada Ayça buldu ve sayıya kanatlandı:7-0. Karşılıklı denemelerin başarılı savunmalarla boğuştuğu birkaç dakikanın ardından, 6. dakikadaki Danimarka kenetlenmesi(scrum), skoru değiştirecek sayıyı üretti. Kenetlenme çıkışı, rakibini üzerine çekip alanı yaratan Danimarkalı oyuncu, takım arkadaşını sayıya koşturdu:7-5. Devre arasına bu skorla gidiliyordu. Türkiye'nin başlama vuruşunu yaptığı ikinci yarıda, ilk fırsatı Danimarka kullanacaktı. Ancak takımımızın başarılı savunma hamleleri, topun kısa sürede geri kazanılmasını sağladı. 3. dakikaya girilirken gördüğümüz sarı kart, hem takımımızı sahada 6 kişi bırakıyor hem de rakibimize sayı imkanı yaratıyordu:7-10. Şimdi sayıya ihtiyacı olan taraf, Türkiye idi. 5. dakikaya girilirken Danimarka için çıkan sarı kart, sahadaki oyuncu sayılarını eşitlemiş, kısa bir süre sonra cezası biten oyuncumuzun oyuna geri dönmesiyle, avantaj ibresi Türkiye'ye dönmüştü. Son dakikaya girilirken, hàlen skor ihtiyacımız sürüyor ve oyunu rakibimiz oynuyordu. Bu anda, Vahide'nin başarılı savunma hamlesi topu bize geri getirdi. Hataya yer kalmayan süre dilimi içerisindeydik. İlk denemesinde savunma hattını geçemeyerek ruck kuran takımımız, ikinci denemesinde Sedanur'a koşacağı alanı yaratarak, bizleri sevinçten havalara sıçratan, şampiyonluğu getiren sayıyı üretti. Müsabakadan 14-10 galip ayrılan Milli Takımımız, Avrupa Trophy Serisi'nin Makarska ayağını şampiyon tamamlayarak, ikinci ayak öncesinde rakiplerine önemli bir mesaj verdi. 

Danimarka-Ukrayna yarı finalini izleyenler, şampiyonadaki en önemli testimizi final karşılaşmasında yaşayacağımızı ön görmüştür. Atak organizasyonlarımıza başarılı savunmasıyla cevap veren Danimarka, turnuva boyunca yaptıkları koşuları çok kolay gösteren oyuncularımız karşısında eksilmediler. Türkiye ise, topu canlı tutuyor, destek getiriyor, yeni bir fazla savunma hattını geçmeyi deniyordu. Maç öncesindeki soru işaretim, Danirmarka karşısındaki savunma performansımızın nasıl olacağıydı. Yarı final maçının bir bölümü hariç, savunmamıza iş düşmemişti. ''Bizden daha fizikli bir takım olan Danimarka'ya, tackle esnasında iki oyuncu ile müdahale etmek durumunda kalır ve savunmada eksilir miydik? Tackle sırasında verilebilecek offload paslarla ceza kesebilirler miydi?'' gibi soruları taşıyordum. Mücadele sırasında gördük ki kimi zaman bir rakibe iki kişi müdahale etmek durumunda kalsak da ne savunma disiplinini kaybettik ne de canımızı yakacak offload bir pasa izin verdik. 

Takım olarak başarılı bir performansa imza atan Millilerimizi kutluyorum. Herkesin, kendisine tanımlanan görevi başarıyla yerine getirmesi mutluluk verici. Hepsi benim nezdimde, ''Turnuva'nın Oyuncusu'' olsa da bir kişiye küçük bir parantez açacağım. Geçmiş yıllardaki şampiyonalarda, başarılı oynadığımız müsabakaları küçük farklarla yani ekstra vuruşlarla kaybettiğimizi görmüştük. Maçı, rakibe verebilecek kadar önemli bir ayrıntı idi. Bu seneki şampiyonada, klas bir ayağa sahip olmanın lüksünü yaşadık. En zor açılardan bile yaptığı başarılı vuruşlarla ekstra vuruş puanlarını topladı Vahide. Başlangıç vuruşlarını çelip, topu hemen geri kazanabilmemizde de O'nun o vuruş kabiliyetinin büyük payı vardı. Vahide'nin oyunda olmadığı anlarda Tuğçe ve Selinay'ın kullandığı vuruşlardan da olumlu bahsetmemiz gerekiyor. Uzun yıllar yaşadığımız bu sıkıntı, aranan oyuncuların bulunmasıyla sonlanmış gibi görünüyor.

27-29 Haziran tarihlerinde, Kişinev'de oynanacak ikinci ayak öncesinde Milli Takımımıza başarılar diliyorum. 

NOT: Fotoğraflar, Rugby Europe Facebook sayfasından alınmıştır.      

Yorum Yap

Düşüncelerinizi bizimle paylaşın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorumlar

0 yorum

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!