Avrupa Trophy Serisi'nde ülkemizi temsil eden 7'li Ragbi Milli Takımlarımız, Makarska'da başladıkları sezonu, Kişinev'de sonlandırdılar. 27-29 Haziran tarihlerinde oynanan müsabalarda Kadın-Erkek Milli Takımlarımızın aldıkları sonuçlara değineceğiz.
Aktarmaya kadın takımızla başlayalım. Bolu'da tamamlanan ikinci etap hazırlıklarının ardından Kişinev yoluna düşen Milli Takımımız, ilk ayaktan farklı olarak kadrosunda dört farklı isim barındırıyordu. Antrenörlerimizin tercihleri doğrultusunda ikinci ayak için kadroya eklenen isimler Sedanur Alagöz, Saime Zeynep Aydın, Rümeysa Çelik ve Tuğba Nur Yavuz olmuştu. A Grubu'nda turnuvaya başlayan Milli Takımımız'ın gruptaki rakipleri Avusturya, Romanya ve Finlandiya idi. Sabah seansına Avusturya karşısında başlayan takımımız, gösterdiği beş dakikalık dominant oyun ile skoru aldı. Sahaya yansıyan birliktelik ve devamlılık, usta işi bitirişlerle süslendi. İkinci yarıda vites düşüren Türkiye, daha çok savunma aksiyonları gösterirken, Avusturya'nın iki sayısına engel olamamıştı. 21-12'lik skorla, kazanarak başlıyorduk. Günün ikinci karşılaşmasında Romanya engelini de zorlanmadan aşan takımımız(27-5), topu paylaşıyor, alanı kullanıyor, destek getiriyor ve devamlılığı sağlıyordu. Bu akışkan oyun, net bitiricilerle sonuca gidiyordu.
İkinci günün sabahına gruptaki son karşılaşmasıyla başlayan Türkiye, rotasyon yaparak çıktığı karşılaşmayı yorulmadan kazanıyordu. Koşacak alanı her bulduğumuzda, cezayı kesmeyi başarmıştık. Savunma performansımızla rakibimizi sahasında tutup, birçok top çalmıştık. En çok savunma direncimizi önemsiyordum. Kalan maçlarda da bu direnci göstermeliydik. Klasman evresinin ilk aşamasında, tanıdık bir rakiple oynayacaktık. Grupta karşılaşıp yendiğimiz Romanya, çeyrek finalde bir kez daha rakibimiz olmuştu. 47-0'lık farklı bir skora ulaşan karşılaşmada Milli Takımımız, savunması ile Romanya hücumuna hiç şans vermedi. Yükselip şemsiyeyi kapatıyor, rakibin koşmasına izin vermiyor, çalınan topları skora dönüştürüyorduk. Maçın başında topu iyi paylaşamayıp, kullandığımız alanı daraltmamız dışında, yine çok başarılı bir oyunla yarı finale yürüyorduk.
Kişinev'deki ilk ciddi sınavımızı yarı finalde verecektik. Trophy Serisi'nin tehlike yaratabilecek takımlarından Ukrayna karşısında sahadaydık. Maçın başındaki koşularımıza savunmasıyla cevap veren Ukrayna, topa sahip olduğu anlarda ise, yaptığı hatalarla hücum fırsatını bize geri veriyordu. Son düdüğe kadar, gerek kendi yaratıcılığımızla gerekse rakibin ikramlarıyla skoru buluyor, 26-5'lik skorla kazanıyorduk. Maçın anahtarı savunma direncimiz oluyor, iyi savunma iyi hücumu getiriyor, bu oyun bizi yeniden finale götürüyordu.
29 Haziran Pazar akşamı, TSİ 19.00'da oynanan finaldeki rakibimiz tanıdıktı. Makarska'daki final maçında da kozlarımızı paylaştığımız Danimarka ile yeniden karşılaşacaktık. İki takımda, finale kalarak bir üst lig olan Championship Serisi'ne yükselmeyi garantilemiş, sahadaki sonuç, bir prestij meselesine dönüşmüştü. Danimarka'nın başlama vuruşuyla hareketlenen karşılaşmada ilk topu karşılayan takımımız, topu dolaştırıyor ve aradığı boşluğu ilk dakika bitmeden buluyordu:7-0. Oyun yeniden hareketlendiğinde, ilk hücum şansını yakalayan rakibimiz, bu şansı uzun süre kullanamayacak, yaptığı hatayla topu Milli Takımımıza teslim edecekti. Top paylaşımında yine aktif olan takımımız, kanattaki Sedanur'a bire bir kalacağı pozisyonu hazırladı ve skoru buldu:14-0. İlerleyen bölümde Danimarka, savunma hattımızı aşacak ilk fırsatı yakalayacak ve yerleşimde oluşan problemi değerlendirerek skor üretecekti:14-5. İlk yarının sonlarına doğru düzen dışına çıkan Milli Takımımızın imdadına bitiş düdüğü yetişti. Soluklanacak vakti bulmuştuk. Karşılıklı denemelerin devam ettiği ikinci yarıda, skor açılışnı Danimarka yaptı. 14-12'ye gelen skorla ümitlenen rakibimizin bu sevinci kısa sürecek, önce Ayça sonra Sedanur Alagöz ile sonucu belirleyecektik:24-12. Önceki maçlarda sık sık yaptığımız top çalmaları bu maçta yapamasak da başarılı bir savunma hattı oluşturarak, rakibimizi hataya zorladık. Elimizdeki topları sabırla paylaşıp, sahayı kullanıp, koşacak boşluğu bulduk. Sahanın iki kenarında da etkili bitiricileri olan Türkiye, bu oyuncularının becerisinden, sadece finalde değil, tüm turnuvada önemli katkılar aldı. Bitiş düdüğüyle yaşanan sevinç, hak edilmiş bir kutlamanın dışa vurumuydu.
Ragbinin doğrularını sahaya yansıtarak, oyunun iki yönünde de rakiplerine üstünlük kuran Türkiye, önceki yıllardaki oyunlarına nazaran daha dominant bir performans sergiledi. Türk kadın ragbisi, Trophy seviyesiyle arasındaki farkı açmış olduğunu, bu iki ayakta gösterdi. Championship Serisi'nde kalıcı olmak hedefi duruyor şimdi önümüzde.
Bitirmeden, son düdüğe kadar mücadele eden sporcularımıza ve teknik ekibe teşekkür edelim. Gösterdikleri performans ve aldıkları sonuçlarla yüzümüzü güldürdüler. Buluştukları her topta rakip savunmaya tehdit oluşturup, sayı makinesine dönüşen Sedanur, Berivan, Ayça ve Gamze'ye(Gamze, Championship seviyesinde tackle atmaya çok ihtiyacın olacak.); sahanın merkezindeki komutanlar Nazlıcan ve Vahide'ye; büyük takımda ilk kez bu kadar sorumluluk alıp, başarıyla yerine getiren Ebrar Bilge ve Hilal'e; oyuna girdiklerinde verilen görevi başarıyla uygulayan Zeynep, Sedanur Alagöz, Selinay, Rümeysa ve Tuğna Nur'a; şampiyon takımı hazırlayan Emin ve Kemal Hocalarımıza teşekkürlerimizle...
Bu son parantezi açmazsam, O'na haksızlık yapmış olurdum. Büyük takımdaki ilk yıllarında performansını eleştirmiş, yeteneğini kabul ederken, ''Oyun bilgisini geliştirmeli.'' demiştim. Bu sezonki performansı gösterdi ki Milli Takımımızın uzun yıllar faydalanabileceği bir oyuncuya dönüşmüş. Oyunun iki yönünde de çok başarılı işler çıkartıyor, sahada soğukkanlı kararlar verip, vazgeçmeden son düdüğe kadar mücadelesini sürdürüyor. Alkışlar Ayça Akçınar'a...
Tebrikler Türkiye!
NOT: Fotoğraflar, Rugby Europe Facebook sayfasından alınmıştır.